
Benim cesur prensesim. Minik ama kocaman kızım.
Minik kalbim.Birtanem.
Ne tek bir damla gözyaşı, ne bir huysuzluk, ne aksilik. Hemşire ablalar kan alırken de (doktorun hayretler içindeki bakışları altında), ameliyathaneye giderken de güle oynaya... "Hadi şu kan almayı bitirin de kitabımızı okuyalım değil mi?"
Ama dedim ki, anestezi alana kadar çocuğumun yanında olmak istiyorum. Uyumadan önce ve uyandıktan sonra yanında olmalıyım. Beni görmek ister dedim. Dinletemedim. Hastane kurallarıymış. Pıh. Bebek dostu hastane anca ilk doğdukları gün onları annelerinin yanına atmakla mı olunuyor? Üç yaşındaki bebekleri preop ve postop odalarında tek başlarına yatırarak mı?
Hadi girerken sersem gibiydi ilaçtan, hatırlamayacaktı... Uyanınca ağlasın ağlasın en sonunda da hastane düşmanı mı olsun yavrum dedim... Gene dinlemediler. En son bir hemşire gelip, ameliyatı bitti, 30 - 45 dakika arası derlenme odasında dinlenecek deyince çıldırmış olmalıyım. Nasıl sert çıktıysam, (hangi postop bu kaç saat süren bir anesteziydi ki 45 dakikada uyanıyor, on dk.da kendine gelir beni ister çok korkar nasıl bişey bu... falan demiş olmalıyım) iki dakika sonra gelen süpervizer da sakinleştiremedi beni. Çok sinirlendim, kadının yüzüne bile bakmadan gazete okumaya devam ettim. Ne yapacağımı bilemedim, elim ayağıma dolaştı. Tek istediğim bebeğimin yanında olmaktı.
Ve nitekim yaklaşık 7 dakika sonra beklediğim şey oldu, Damla uyanmıştı, beni istiyordu (muhtemelen ağlıyordu) hemen aşağıya çağırdılar, gidip yavrumu aldım, kucağımda çıkarttım odaya gene de uzun sürede zor sakinleştirdim. Ben her aldığım anesteziden sonra hıçkıra hıçkıra ağlayarak uyanırken, nerede olduğunun bile farkında olmayan kuzumdan ne bekliyorlardı ki?
Eh kocaaaa ACIBADEM HASTANESİ, sınıfta kaldın kusura bakma.
Zaten notun kırıktı gözümde, iyice düştün. Zar zor arayıp bulduğumuz çocuk KBB'cisi sende olmasaydı kapından girer miydim?
Yahu beş yıldızlı otelin geceliği daha ucuz zaten o ayrı konu da, odada sandalye bir tane, e bu çocuk annesi babası var, başka sandalye alabilir miyiz deyince aaa yok ki ama başka diyorlar. Eşim fazla kibar anlaşıldı, anladıkları dilden konuşmalı. Kardeşim burası madem pahalıca bir lüks otel (kıvamında!!), o zaman müşteri daima haklı değil mi? Sanki Kartal Devlet hast. mübarek. Hemen hastalarımızın bize karşı takındıkları moda geçiyorum: "Sandalye alabilir miyiz bir tane daha (var mı değil), koskoca Acıbadem'e geldik ayakta mı kalıcaz?" Hemen aranan sandalye bulunuyor. Odada şampuan & saç kremi, memnuniyet formu, çalışma masası, boy havlusu var (tıpkı otel gibi) ama EL HAVLUSU ya da en azından kağıt havlu yok. Neden, anlamadım aslında. Artık boy havlusuyla kuruladık elimizi ne yapalım.
Öğle yemeği seçiyoruz menüden (çok havalı bir görevli gelip, "ben otelinizin - pardon hastanenizin yiyecek içecek sorumlusuyum. Damla hanım öğlen yemeğinde ne arzu ederlerdi?" diye soruyor çünkü). Eh, yayla çorbası, tavuk bilmemne, havalı isimli bir yemek seçiyoruz.
Sonuç, saat iki buçuk, biz taburcu oluyoruz ama öğle yemeği ortada yok. Allah'tan kızıma dışarıdan aldığımız dondurmayı yedirmiştik, ardından da dr.unun vaad ettiği ve babişin de söz verdiği gibi McDonald's çocuk menüsü. Matah birşey değil sizin kadar ben de biliyorum ama onun bu yemeğin sağlıksız olduğunun ayırdına varması için yılları var daha ve bugün onun günü hem. Çocuk menümüzü paket ettirip eve yollanıyoruz.
Çıkış işlemlerini de inşallah bir iki saatte yapacaklar, bekle babam bekle, yok sizin bilmemne ilacınız paket dışında kalmış da, bizden kaynaklı birşey, aman efenim siz rahatınıza bakın, şu an faturanızı kesemiyoruz... Ertesi gün gelip işlemleri halletme vaadiyle atıyoruz kendimizi dışarı!
Ya da ben birtek gerginim bu kadar, annemle kociş gayet sakin (mi)... Ayrıca, damar yolu açmak ve kan almak için kızımın elini 4 kez delmişsiniz, farketmedim sanmayın.
Neyse bu kadar yakınmalarımı okuyanlara, bari işine yarayacak bilgiler de vereyim (inşallah kimseye gerekmez :) Dün akşam izlediğimiz, çocuğunuzu kulak ameliyatına nasıl hazırlamalısınız adlı videodan edindiğim bilgilerden ve kendi fikirlerimden derleme :
Çocuğa kısaca ve anlayacağı şekilde neler yapılacağını açıklayın. Korkmaması gerektiğini, çevresindeki herkesin onunla ilgilenmek için orada olduğunu anlatın. Hangi aşamalarda yanında olacağınızı, hangi aşamalarda yanında olamayacağınızı fakat sizin yerinize çevresinde kimlerin olacağını söyleyin. Ameliyathane ortamında siz olmayacağınız için ortamı tarif edin, korkmaması için nelerle karşılaşacağını iyice anlatın. Ben bir gece önce ona benim kendi ameliyathanemizde çekilmiş bir sürü resmimi gösterdim, kafasında iyice canlandırmasını sağlamaya çalıştım. Çevresinde formalı, maskeli ve boneli bir sürü yabancı görünce neler hissedebileceğini tahmin ediyorum (bir yetişkin için bile oldukça korkutucu ve şaşırtıcıdır bu).. Onun için biraz da olsa tanıdık bir görüntü olmasına yardım etmiştir umarım gösterdiğim resimler. Başına da kendi ameliyat bonemi taktım. Sakın ha çocuktur ne anlar demeyin. Herşeyi çook güzel anlıyorlar ve hatta idrak ediyorlar. Farkında olmaları için 3 yaşa da gerek yok, bence birkaç aylıktan başlıyorlar çevrelerinde olan biteni, özellikle de anne - babalarını anlamaya.
Ayrıca ben şöyle ifadeler kullandım:
"Annecim kan alırken biraz acıyabilir ama senin dayanamayacağın bir acı olmayacak bu, korkmana gerek yok.."
"Ameliyathanenin ortasında özel bir masaya yatıracaklar seni, başucunda bir abla sana balon şişirtecek" (anestezi dr.uyla da tanıştırdım odada)
"Doktor amca kulağını tamir edecek, bütün sesleri duyabileceksin ve artık kulağında hiç basınç olmayacak."
"Bak yatağına ne güzel inip kalkıyor baş tarafı, düğmelerle oynayabilirsin."
Yanınızda çok sevdiği, güvendiği bir oyuncağını götürün. Ben spiderman'ini ameliyathaneye giderken eline verdim, o da içeriyi merak ediyor seninle gelecekmiş dedim. Ayrıca Damla kitaplara çok düşkün olduğu için, ona sevdiği bir karakter olan Vini'nin yeni maceralarını aldı anneannesi, odada ameliyat anını beklerken çok iyi oldu bu. Çıktıktan sonra da, o sıkıntılı, ağrılı, ağlamalı, uykulu (ama inadından! hastanede bir dakika bile uyumadı, uykum yok diyor ama anestezinin de etkisinden oturduğu yerde gözleri kapanıyordu), zor saatleri yeni kitaplarımızı okuyarak geçirdik. Gerçekten çok işe yaradı bu.
Hastaneye giderken rahat, kolay giyilip çıkabilen giysiler götürün. Yedek almayı ihmal etmeyin. Nitekim Damloş kustuğu için iç çamaşırlarına kadar değiştirmemiz gerekti.
Takıları, tokaları, küpeleri vs. önceden çıkarıp emniyetli bir yere saklayın. Uyanınca yemesi için meyveli yoğurt ve puding götürdüm. Adenoidi de alındığı için ilk olarak dondurma yedirdik. Az sonra da hastaneden de getirdiler dondurma, onu da biz yedik :)
Uzuuuun lafın kısası, çok şükür, çok şükür sağ salim atlattık. Yaklaşık 40 dk sürdü ameliyatımız, herşey iyiydi, inşallah kızım bidaha otit olmayacak :)