Buyrun, ben

Buyrun, ben
doğum günü partisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğum günü partisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Temmuz 2010

Biz o gün çocuklar gibi şendik

Biz o gün çocuklar gibi şendik...
Oynadık, eğlendik...
Tolga abiyle yarıştık, tabii ki biz kazandık :)
Önceden hazırlanan sürprizlerimizle oynadık, köpük balonu yaptık, pinyatamızı patlatıp içinden dökülen jelibonlarımızı yedik,


Yüzümüzü boyadık, heykel olduk sonra zıpladık


Şekilli balondan kanatlarımızı taktık, kılıçlarımızı salladık..
Çocuklarım söz konusu olunca, onlar eğlensinler oynasınlar, tuhaf bir enerji gelir bana...
Perşembe nöbetinden çıkıp alışverişe gittim, cuma nöbetinden çıkıp pasta yaptım (eh, yüzde beşini ben yaptım diyelim :))))
Çevremdeki heeerkese bir deli enerjisi geldi, kimi uğurböceği kostümleri dikti, pastaların çoğunu yaptı, kimi uğurböcekli pasta ve biiisürü kurabiye pişirdi, kimi taaa Yeşilköy'den, Kozyatağı'ndan, Kozyatağı'ndan, Cadde'den, Beylikdüzü'nden, Maltepe'den, Kartal'dan, Libadiye'den, Bebek'ten, Ataşehir'den, daha biiisürü yerden kalktı geldi... Bizi yalnız bırakmadı, çok sevindirdi...
Kimi börek sardı, kimi dolma pişirdi..

Hepimiz, uğurböceklerimin hatırına toplandık, pastamızın çevresinde sıralandık, Tolga abi söyledi biz alkışladık, minik uğurböceğim üfledi (aslında rüzgardan söndü mum), biz alkışladık..
Biz o gün çocuklar gibi şendik.
Çok eğlendik.
Herkese nasıl, nasıl çok teşekkür ederim, geldikleri için, bize katıldıkları için.


4 Nisan 2010

Pamuk Prenses konsept doğumgünü partisi

Bu sene Damla’nın doğumgününde evde parti yapmamaya kesin kararlı idim. Geçen seneden dilim yanmıştı. Çook kalabalıktı ve çocuklar için çoook sıkıcı geçmişti (oyun oynayamamışlardı bile..) Ama Damla net bir şekilde isteyince, üç arkadaşını çağırıp onlarla atölye çalışması yapmaya kadar verdim.

Damla hanımın kostümü Pamuk Prenses olduğu için, tema olarak da bunu seçtim.. Günü planlamak için internetten uzuuun uzun araştırma yaptım. Tasarılarımın yarısının mimarı teyzemiz Ayçaada idi, belirtmeliyim.

Sonunda Ayça bize atölyesini açtı, ki ev yerine atölyede yapmak çook yerinde bir kararmış anladım. Çok dağıttık da laf aramızda ortalığı :)


Atölyeyi birgün önce okulda da kullandığımız süslerle süsledik, tehlikeli aletleri iğneleri vs ortadan kaldırdık. Çalışmalarımızı yapacağımız sehpanın üzerine büyüüüük bir örtü serdik. Minik masa ve sandalyelerimizi de getirdik.. Pastacı Rapunzel’den Pamuk Prenses pastamızı da aldık, herşey tamam..

Bu arada oyunumuzun bitişi tam yemek saatine geldiğinden, köfte ve makarna hazırladık onlara, anne ve babaları da gene yoğurtlu mantıyla kandırdım hehe :)

Vallahi bu butik parti ve oyun atölyesi beklediğimden daha iyi fikirmiş ve çook eğlenceliydi. Gelenlere gelemeyenlere, bize katılanlara katılamayıp üzüntüsünü bildirenlere teşekkür ederiz :)
Ben bu fikri kullanmak isteyenler olabilir diye düşünüp – ki şiddetle öneririm- ayrıntılardan bahsedeceğim..
Günün teması dediğim gibi Pamuk Prenses idi…
Aktivitelerimiz ise şunlardı:
1. Pamuk prensenses masalını canlandırma… Annem minik cüceler için külahlar yaptı, pamuk prenses pelerinimiz var zaten, avcının şapkası, pamuğu ormanda bulan tavşanın kulakları, kötü kalpli kraliçenin kocaman büyücü şapkası, bir sepet elma (!) (sepette sadece iki elma vardı hehe) derken, ayna rolüne de birini bulduk ve eğlence başladı. Çocuklar cast konusunda beklediğim heyecanı pek göstermediler (daha çok anneler oynadı) ama hepimiz çok eğlendik.. Hatta iki kez oynadık ve üçüncüden zor kurtulduk. 2. Kötü kalpli kraliçenin sihirli aynasını yapma
En fazla ilgi çeken aktivite kesinlikle buydu… Önce birkaç tane ayna aldık, şu pazarda satılanlardan… Atölyedeki kocamaaan sehpanın üzerine naylon bir örtü örttük, ortaya bolca incik boncuk kurdele tül, kısacası aynanın üzerine yapıştırılabilecek herşeyden bolca döktük… Birer uhu, birer cama yazar kalem… Sonra herkes kendine istediği materyallerden bir kötü kalpli kraliçe aynası tasarladı. Artık yapıştırma işini mi, uhuyu mu yoksa aynayı mı çok sevdiklerinden, en çok bunu yaparken eğlendiler.. Hatta dönüp dolaşıp masaya oturup bişeyler daha yapıştırdılar.. Herkes giderken hatıra olarak aynasını da götürdü..
Aslında bi de çerçeve süsletip o gün çektiğimiz birer resimlerini yazıcıda basıp hediye etme fikri vardı ama çerçeve almaya fırsatım olmadı.

3. Sihirli elma kimin elinde kalacak oyunu.. Halka olup müzik açıyoruz… Elmayı elden ele geçirip dansediyoruz.. Müzik durduğunda elma kimin elinde kalırsa o kazanıyor.. Ne mi, bolca alkış :)
Müzik olarak Mothercare’in İngilizce çocuk şarkıları cd.sini kullandım.
4. Sandalye kapmaca: Sırt sırta dizdiğimiz kişi sayısından bir eksik sandalyelerin çevresinde el çırparak dönüp dansediyoruz… Müzik bittiğinde herkes bir sandalye kapıp oturuyor.. Ayakta kalana bir ceza veriliyor.. Bunda da çok eğlendiler.. Gerçi nedense hep büyüklerden biri kaybetti ve hayvan sesleri çıkarma cezaları da bize kaldı ya neyse :) 5. Pipet ve iplerden prenses kolyesi yapma.. Pipetleri ince uzun boncuklar şeklinde kestik.. İplere dizip ucundan düğüm atarak boynumuza taktık.. Şahane! Hala takıyoruz :)

6. Müzik ve dans.. Diğer arkadaşlarımızı beklerken Damla ve Ceylin hanımlar bol bol müzik eşliğinde çığlık atıp dans ettiler… Balon şişirip düdük üflediler...
Darısı daha nicee eğlenceli neşeli sağlıklı doğumgünlerine…

31 Mart 2010

Anaokulu partimiz

Okuldaki partimiz için Deniz öğretmenle birlikte ayrıntıları netleştirdik önce. İlk sorunumuz palyaço idi. İnternetten ve arkadaşlarımdan araştırdım ama çabalarım neticesiz kaldı. Sonunda, geçen sene okulun partisine gelen çocuk tiyatro oyuncusu ve animatörü Tolga abide karar kıldık.

Tek sorun, Damla’nın onu görür görmez, ama anne bu palyaçonun burnu kırmızı değil kiii….. demesi idi, hatırımız için burnunu da boyadı :)
Bir saatlik eğlence, çuval yarışı, ip çekmece, yüz boyama, şekilli balonlar… Bizimki araya pasta da girince 1,5 – 2 saati buldu. Ama şunu söyleyebilirim ki Damla (ve arkadaşları) çoook eğlendi…

Pastamız, herzamanki gibi Pastacı Rapuzel’dendi.. Üçüncü çocuğum Caillou ve tüm ailesinin yer aldığı kocaman bir pasta. Süperdi… Zaten haftasonu Rapu üç pasta yaparak Damla’ya çalıştı ve üçü de birbirinden güzel, tam istediğim gibiydiler.. Ellerine sağlık cicim :)
Taze sıkılmış meyve sularımızla Caillou’yu mideye indirirken bir anda, almak için taaa Eminönü’ye gittiğim parti malzemelerini çıkartmayı unuttuğumuzu farkettik.. Şapka maske düdük balon… Bir de onlarla ayrıca eğlendik.. Öttürülebilir şeylerin ondan fazla çocuğun eline aynı anda verilmemesi teorisini kendi içimde doğrulamış oldum..
Okuldaki eğlencemiz bittikten sonra, sıra evdeki aile yemeğindeydi. Gelenlerin tümü aileden olduğundan, herkese büyük bir beklenti içine girmemelerini söylemiştim. Planıma göre yoğurtlu mantı ve Musti’li pasta, yanına da bolca salata.. Ama annem gene kendini kaybettiğinden, krallara layık bir sofrada buluştuk tüm aile. Allah ağzımızın tadını bozmasın.. Çok güzel bir geceydi. Hemen herkes biraradaydı (halamız ve Ceren de olsa tam süper olucaktı ama… o ayrı bi yazı konusu)…..

Herkes biraraya gelmişken Tuna Bey’in diş buğdayı partisini de araya sıkıştırayım dedim… Zira dört dişi oldu oğluşumun ama annesinin vakti olmadığından kaynadı gitti… Diş buğdayı (diş hediği) ayrıntıları yarın :)