Buyrun, ben

Buyrun, ben

15 Ocak 2024

İnsan el bileğinin kıymetini ne zaman anlar?

Aylardır süren bilek ağrım, geçmedi ama şiddetlendi. Aslında ben biraz çamura yattım, geçmesi için pek de bir şey yapmadım. Fizik tedaviye gitmedim, kolumu dinlendirmedim. Atel dediler takmadım (bu filmi görmüştüm, ateli günlük hayata entegre etmek zor diye takamıyorum dedim - yine).

Bundan 16 yıl önce yine aynısı olmuştu. Ateli tak(a)mamıştım, habire çıkartıp durmuştum. Ortopedinin hocasını darlıyordum bileğim de bileğim diye. Doğum yapmıştım. Atelle nasıl bebek emziricektim? Ayrıca cerrahi bölüm asistanıydım. bileğimi kullanmadan nasıl doğum, ameliyat vs yapabilirdim? 

Sonuçta ortopedinin hocası bileğini uzat bi bakiyim deyip çat diye alçıya almıştı. Aman Allahım'dı, şimdi nasıl olacaktı? Fakat üç haftalık zorunlu istirahat sonrası iyileşmişti bileğim.

O zaman (s.çt.ğımın fibromiyalji tanısı yoktu daha, önümüzdeki yıllarda fibrolarımdan ne kadar çekeceğim hakkında bir fikrim de yokjtu açıkçası).

Şu anda da aynı filmi izliyor gibiyim. Ağrım azalacağına gitgide artıyor. 

Tövbelerim olsun.

12 Ocak 2024

Doğum günümden bugüne kalanlar

 Dün benim doğum günümdü. Artık pek birşey ifade etmiyor yaş anlamında. 40'ın yarattığı o sarsıntılı şoku atlattıktan sonra anlamı azaldı. 50'yi bekliyorum heyecan ve merakla, bakalım depresyona girecek miyim.. 

Sadece bana özel bir gün olmasının kıymeti var o kadar.. Bunun tadını çıkardım dün. Ama içimde böyle bi keyifsizlik, bi isteksizlik, bir sıkıntı var. Ülkenin genel gidişi gene beni etkiliyor. Doğum günü yazımın içini doldurmasını istediğim son şey ekonomik kriz olurdu ama malesef gündemimizin gerçeği o bu aralar. Asgari ücretin sürekli artması çalışanların maaşlarını kiraları tüketim sarf malzemelerini ve her şeyi artırıyor. Ben de düşündükçe içim sıkılıyor ister istemez. 

Oysa insan doğum gününde balonlara bakıp laylaylom mutlu olmalı değil mi sizce de?


Bu yaşımın şükürleri var ama bolca. Yazmadan geçemeyeceğim. Bir kere nihayet iş yerimde keyifle çalıştığım bir ekibim oldu yeniden, uzun bir aradan sonra. Sabahları ayaklarının işe geri geri gelmesi duygusunu sevmiyorum asla. İşe gelmenin keyifli bir şey olmasını deneyimlediğim için yine şükür.


Şu gördüğünüz pırıl pırıl kişilerle aram düzeldi nihayet bu yıl. Kavgalar gürültüler azaldı. Arkadaş olmanın keyfine varmaya başladık, bi daha şükür.

Ailemin varlığı için çok şükür.

Geniş ailem (annem bacılarım köpeğim kedim arkadaşlarım) yanımda olduğu için çok şükür.

9 Ocak 2024

Sinirimi bozan ekonomik ortam mı hava mı hastalık mı?

Kimse farkında değil ama pandemi yaşıyoruz demiş birisi instagram'da. Ya da twitter'da, ben onu sildiğim için akıl sağlığımı korumak adına, insta'da görüyorum bunları hep. Çok hoşuma gitti bu söz, hakkaten ağır geçiyor bu kez, hiç alışık olmadığım şekilde. Ben kendime hiç yatma dinlenme gerektirecek kadar ağır hasta olma izni vermezdim, bu kez ipleri elden bıraktım galiba. Bir cumartesi sekiz bölümlü dizi bitirecek kadar uzun yatmışım gündüz gündüz.

Daha da garibi, şu resimde gördüğünüz Lucacığıma da bulaştı. Onun da minik burnu tıkandı, öksürük, ventolin yapıyor doktoru. Gerçi insan gribi bulaşmaz diyor ama burnumun dibinde uyuyordu ben yatarken, aynı gün onda da başladı işte.

İşte acaba şu anda içimdeki sıkıntının sebebi bu geçmek bilmeyen grip mi, yoksa ekonomik durum mu bilemiyorum.

Analiz etme makinesine benzeyen beynim, içinden çıkamadı bu hallerin. Bu nasıl ekonomik ortam anlayamadım. Asgari ücretteki artışın hem tüm maaşlara ve diğer her şeye, hem muayene ücretlerine ve diğer her şeye, yani hem gelirlere hem giderlere yansıması, ama karışık oranlarda yansıması yüzünden, benim de hesabım - kitabım - kafam karmakarışık oldu. Misal, kurutma makinesi tamirine 6700 isteyen adama kızıyorum ama öte yandan bozulan fırınımın yenisi 10000 ve bu ucuz mu yani şimdi?

Velhasıl kelam, bu kadar büyük rakamlarda paraların ortamda dönmesi beni gıcık ediyor. Daha da komiği kimse bundan rahatsız değil gibi. Hem sürekli konuşup durup, hem de normal hayatlarına devam ediyorlar, aynı harcamalar aynı alışveriş, aynı seyahatler. Kıskanmak değil de işte tam adı gıcık olmak. O zaman banane deyip geçiyorum dümdüz.

Gelgelelim, içimde biriken sıkıntı yavaşça anksiyete düzeyimi yükseltip duruyor. Normalde hiç düşünmediğim şeyleri bi kafama takma, hiç aklıma gelmeyecek şeylere surat asma, hiç umursamayacağım şeyleri düşünüp durma.

Evet yine yazarken teşhisimi koydum. anksiyete hoşgeldin. Şurda çekmecede pasiflora olacaktı.

4 Ocak 2024

Fibromiyalji atağının sebebini bulmak

Hani diyorlar ya şu yılı, bu yılı.. Fibromiyaljiyle savaş yılı bu yıl benim için. Geçen yıl çok şiddetli geçti, bu yıl da hepsinden ağır bir atağın içine doğdu. Geçen ayın sonlarından başlayarak gittikçe şiddetlenen bir şekilde sırtım tutuldu.

Önce boynumun bir tarafı sonra sırtımın tamamı sonra belim derken şu anda gerçekten hayatımın en şiddetli sırt ağrısı atağını yaşıyorum diyebilirim.

Lokal şeyler yaptım, fizik tedaviye gittim, iğne batırttım, kupa çektirdim, tens bağladım, sıcak uygulama, tiger balm krem, masaja gittim, yok yok yok. Gittikçe kötüleşti. Hacamat için bir ay sonra ikinci kez gelen doktor hanım, ne oldu sana böyle, geçen ay ne yaşadın, sırtın tamamen kapanmış deyince.. haydaa dedim. Doğru bunun bir sebebi var.

Önce eşimle yaşadığım bir tartışmaya bağladım. Ama o bir tartışma bile değildi, bir yanlış anlaşmadan kaynaklanıyordu, ve geçmiş bitmişti. Bu değildir dedim, daha ciddi bir şey olmalı bunun altında.

Sonra bir anda aydım. Farkettim. Ayrılık anksiyetesi mi yaşıyorum ben? Kızım seneye inşallah üniversitede olacak İstanbul'da ve ben... onun gitmesini kabullenmiş miydim tam olarak?

Nayır nolamaz!

Bir yıla yakın bir süre psikoloğumla haftada bir kızımın benim bir uzvum olmadığını, ayrı bir kişi, birey olduğunu farketmem için çalışmıştım oysa ki. Ama şimdi o günler yaklaştıkça kafama dank ediyordu işte. Evden gidecek ve bir daha gelmeyecek! 

Daha da fenası oğlum da öğrenci değişim için -neyse ki- yarım veya çeyrek dönem -ama malesef- ablasıyla aynı anda yurt dışına gidecek. Sınavı kazandı, ülke seçimine geldi sıra. İkisi de aynı anda gidecek! Gerçi benim derdim kızımla, göbek kordonum (bence) onunla bağlı, ama ikisinin aynı anda evden ayrılması da olacak iş değil be Sebastian! Empty nest sendromuna girecek miyiz acaba?

İşte bu farkındalık bence bu atağımın çözüm yolunda ilk adımlar. Vücudumda müthiç yüksek bir enflamasyon varmış dedi hacamatçı doktorum. Bence de öyle, abuk sabuk eklem ağrılarımdan biliyorum. Ama bir teorim daha var ki şu anda kulak boğaz burunumda influenza savaşları sürerken oluşan antiinflamatuvar süreç bence bu ağrılarıma da iyi gelecek.

Bugünkü yazımı influenzaya teşekkür, farkındalığa şükür ve fibromiyalji atağına veda ederek bitiriyorum. Fibromiyaljiden de adını bir daha anmamak üzere bir an evvel kurtulmaya niyet ediyorum.