*Duayen kadın doğum hocalarından Aykut Kazancıgil'in kitabının başlığını seçmem tesadüf değil bu yazı için. Çünkü gerçekten de her doğum bir mucize..
Ben, hala, belki kaç yüzüncü doğumumu yaptırırken, sevinç / heyecan gözyaşları döken yeni anneyle birlikte ağlayabiliyorum. Bu mucizeye tanıklık etmek benim kaderimde var, ebelik / kadın doğumculuk, bizim aracılığımızla dünyaya gelmeye karar vermiş olan minik ruhların doğum anını yaşamak, onları bacaklarından tutup havaya kaldırmak, annesine göstermek, ilk nefesini - çığlığını ilk duyan olmak, göbek kordonunu kesip annesiyle fiziksel bağını ayırıp sonra daha güçlü olan duygusal bağı kurmak üzere memesine vermek... hem mucize, hem şans.. Evet ben şanslıyım. Hem bu mucizelere tanık olduğumdan, hem de işimi sevdiğimden..
Bugün bir mucizeye daha tanık olurken bunları düşünüyordum işte.. Dünya güzeli yeni-anneye karışmadan, kendi doğurup tadını çıkarmasına yardım ederek.. Işıkları kapattım çünkü bebeğimin, anne karnındaki zifiri karanlıktan gün ışığına çıkması bile travma iken, spot ışıklara doğmasını istemedim. Herkesi dışarı çıkarttım, bebeğiyle başbaşa olabilmesi için.. Babasını çağırdım, bu mucizeye tanıklık etmesi için..
Aferin dedim ona hep, aferin, harikasın dedim. İpleri, kabloları, makineleri, serumları boğmadım annenin sağına soluna, arada bebeğimin kalbini dinledim o kadar.. Hazırda bekledi ama hem tıbbi müdahale olanakları, hem ilaçlar, hem çocuk doktorumuz, bebek hemşiremiz, hem de her türlü tıbbi olanak.
Orada cerrahi bir müdahale değil kutsal bir yolculuk için vardık. Bir bebek, bir minik ruh, Çağan, dünyaya, bilmediği bir yere, bilmediği yollardan geçip gelecekti. Biz getirmedik onu, hazır olunca kendi geldi. Sabah kadar başında bekledik, geleceğini hissediyorduk, ama müdahale etmedik, çağırmadık. Sessizce bekledik. Tahmin ettiğimiz saatte, tahmin ettiğimiz kiloda, çok şükür sapasağlıklı doğdu bebeğim. Kaçıncı bebeğim olduğunu bilmediğim, ne kadar çok sevdiğimi anlatamayacağım Çağan..
Hoşgeldin kuzum. Hoşgeldin oğlum. Dünyamızı ışıttın.
Burası benim hayal alanım. Adım Hayal. Kendi kendime gezintiye çıkmak istediğimde buraya uğrarım. Kimseleri almam yanıma. Gülersem de kendim gülerim, ağlarsam da kendi kendime burada ağlarım.
Buyrun, ben
doğum hikayesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğum hikayesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Ekim 2013
9 Temmuz 2010
Yaparsın, sen başarırsın dedim


Not: Son bir saattir cep telf.la çektiğim fotoyu yüklemeye uğraştım, beceremedim sanırken iki kez yüklemişim, silmiycem o yüzden, siz de iki kez bakın :)))
Deli gibi bağırırken girdim içeriye. Kendini yerlere atma dedim. Beni dinle dedim.
Ekibin geri kalanını bezdirmişti (genelde öyle oluyor). Yoğunluktan ve yorgunluktan, kimsede mecal kalmıyor kendini yerden yere atan, doğumdan korkan, sancı gelince ne yapacağını şaşırıp kendini parçalayan, kendi henüz çocuk - annelere..
Yerlere atma kendini, yatağa geç de bebeğin kalp atımlarını dinleyelim dedim.
Geçti.
Bir süre sonra hadi dedim, masaya alalım. Nereye, doğuma mı dedi. Kim korkutuyor bilmiyorum bu şimdi gebe / çocuk - az sonra anne küçük kadınları doğurmaktan. (Ben 18 yaşında ders çalışıp sek sek oynuyordum tabii, bana göre çocuk ama aslında kocaman kadın değil mi:) )
Ekip de günaşırı nöbetlerden yorulmuş, bitkin, sabırsız, bir an önce doğursun da kurtulalım'cı.
Aslında ben de sabırsızım, zira sezaryene girmeliyim, hasta sedyede bekliyor, bu hasta doğursun da öyle girelim, dedim.
Masaya çıktı, düşecek, kendini atıyor sağa sola.
Herkes ümitsiz, doğumdan tek korkan gebe değil, ekip de korkuyor (eyvah işimiz var, uğraş dur şimdi, ıkınamayacak, doğuramayacak, başımızı ağrıtacak, vs).. Bu arada hastanın yüzüne tiksinerek bakan temizlik personelini odadan kovmamak için kendimi zor tuttum, diğer görevliyi çağırarak doğumdan tiksiniyorsa bir daha doğum salonuma girmesin, onu ve bu yüz ifadesini görmek istemiyorum dedim.
'Az sonra anne'nin yanına gittim, kulağına eğildim dedim ki, korkma doğurmaktan.. bu ağrılar geçecek, bunlar senin canını yakmak için değil, bebeğini doğurabilmen için. Sakin sakin öğrettiğim gibi ıkın, bebeğini it.. Biz seninle bir ekibiz, ne dersek yap ki güzel güzel al bebişini kucağına.
Tamam dedi.
İtti, itti. Çok uğraştı, çok itti. Ben az bastım o çok itti.
Efeler gibi, paşalar gibi doğurdu bebeğini.
Adı Talha, (benim koyduğum) göbek adı Barış bebek.
Hoşgeldin.
Doğarken elimize işedin ama olsun :) Aramıza hoşgeldin. Senin annen çook cesur bir küçük anne, biliyor musun?
Not: Hikayesini anlatmak için anneden izin alınmıştır
Etiketler:
doğum hikayesi,
kadın doğum ihtisası,
normal doğum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)