Buyrun, ben

Buyrun, ben
kadın doğum uzmanlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın doğum uzmanlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2013

Her doğum bir mucizedir*

*Duayen kadın doğum hocalarından Aykut Kazancıgil'in kitabının başlığını seçmem tesadüf değil bu yazı için. Çünkü gerçekten de her doğum bir mucize..
Ben, hala, belki kaç yüzüncü doğumumu yaptırırken, sevinç / heyecan gözyaşları döken yeni anneyle birlikte ağlayabiliyorum. Bu mucizeye tanıklık etmek benim kaderimde var, ebelik / kadın doğumculuk, bizim aracılığımızla dünyaya gelmeye karar vermiş olan minik ruhların doğum anını yaşamak, onları bacaklarından tutup havaya kaldırmak, annesine göstermek, ilk nefesini - çığlığını ilk duyan olmak, göbek kordonunu kesip annesiyle fiziksel bağını ayırıp sonra daha güçlü olan duygusal bağı kurmak üzere memesine vermek... hem mucize, hem şans.. Evet ben şanslıyım. Hem bu mucizelere tanık olduğumdan, hem de işimi sevdiğimden..
Bugün bir mucizeye daha tanık olurken bunları düşünüyordum işte.. Dünya güzeli yeni-anneye karışmadan, kendi doğurup tadını çıkarmasına yardım ederek.. Işıkları kapattım çünkü bebeğimin, anne karnındaki zifiri karanlıktan gün ışığına çıkması bile travma iken, spot ışıklara doğmasını istemedim. Herkesi dışarı çıkarttım, bebeğiyle başbaşa olabilmesi için.. Babasını çağırdım, bu mucizeye tanıklık etmesi için..
Aferin dedim ona hep, aferin, harikasın dedim. İpleri, kabloları, makineleri, serumları boğmadım annenin sağına soluna, arada bebeğimin kalbini dinledim o kadar.. Hazırda bekledi ama hem tıbbi müdahale olanakları, hem ilaçlar, hem çocuk doktorumuz, bebek hemşiremiz, hem de her türlü tıbbi olanak.
Orada cerrahi bir müdahale değil kutsal bir yolculuk için vardık. Bir bebek, bir minik ruh, Çağan, dünyaya, bilmediği bir yere, bilmediği yollardan geçip gelecekti. Biz getirmedik onu, hazır olunca kendi geldi. Sabah kadar başında bekledik, geleceğini hissediyorduk, ama müdahale etmedik, çağırmadık. Sessizce bekledik. Tahmin ettiğimiz saatte, tahmin ettiğimiz kiloda, çok şükür sapasağlıklı doğdu bebeğim. Kaçıncı bebeğim olduğunu bilmediğim, ne kadar çok sevdiğimi anlatamayacağım Çağan..
Hoşgeldin kuzum. Hoşgeldin oğlum. Dünyamızı ışıttın.

10 Ekim 2011

Komplikasyon yapmak suç mu?

Uzman olduktan sonra ilk komplikasyonumu yaptığımda, bir abim demişti ki: "Komplikasyon yapmıyorsan ameliyat da yapmıyorsun demektir."
Bu içimi rahatlatmıştı. Ben isteyerek komplikasyon yapmıyorum ki.. Pasta yaparken bile yanmayacağının garantisini verebilir misin? Basit bir örnek oldu belki ama, durum bu. İyi niyetle, insanlar şifa bulsun diye, endikasyonlu ameliyat yaptıktan sonra, komplikasyon olur. Kitaplarda da yazar bu.

Ama öte yandan.. Hasta doğum yaparken, diyelim ki, epizyotomi endikasyonu vermedin, multipardı ve yırtıldı. Hem de oldukça ileri bir yırtıktı. Hemen ameliyathaneye alıp diktin (ya da meslektaşın senden yardım istedi, onunla birlikte ameliyata girdin), onardın, çiçek gibi eve yolladın. Derken.. Hastanın yakınları kliniği bastı, seni tehdit ettiler, "sen bizim yakınımızın makatını nasıl yırtarsın bu devirde, hele bir de bıçak attıysan da yırtıldıysa yaktık çıranı" diye ortalığı birbirine kattılar.. Sen saatlerce komplikasyondur, olur, ama biz en güzel şekilde onardık diye dil döktün, insanlar üzülmesin, meslektaşını da üzüp şikayet etmesinler diye. Sen istediğin kadar anlat.. Olay içinde iz bırakır. Sanki kötü niyetle yırttın. Sanki yırtılsın istedin. Sanki yırtılmasın diye ya da dikmek için elinden geleni yapmadın..

Daha da kötü ne olabilir?
İki hafta sonra hastan, dikişlerin atması nedeniyle, fistül olup gelebilir. Bu sefer nasıl anlatacaksın? Bu da komplikasyondur olur mu diyeceksin? (Ki öyle) Temiz tutsaydın da mikrop kaptırmasaydın, ya da ıkınıp dikişini attırmasaydın mı diyeceksin? (Ki öyle)

Bi de hasta yakınları, legal ya da illegal tüm yollardan sizin ananızı ağlatacağız diye tehdit edip giderse...

Nasıl atacağız bu olayın tozunu üzerimizden? Bu olaylar böyle birikip durursa? En iyisi kimseyi ameliyat etmemek mi, doğurtmamak mı? En iyisi evde pasta pişirmek mi?

19 Aralık 2010

Gaziantep SADMER Projesi, Gönüllü Sosyal Sorumluluk

Tam benlik...

Dedim ki, sanırım ben gerçekten de evrene bu tarz mesajlar yolluyorum ve evren ona gönderilen her mesajı alıp yanıtlıyor :) Zira, Antep'in periferindeki, sosyokültürel seviyesi oldukça düşük kadınlara Aile Planlaması hakkında seminerler verme işi nasıl gelip beni bulsun değil mi :)
Antep'e gelmeden önce, düşündüğüm bazı şeyler vardı, nasıl olur da halka yararım dokunur, bu yaşa geldik ot gibi anca kendimizi mi kurtarıcaz diye.. İlk fırsatta kaymakamlık ya da belediye ile birşeyler yapsak, smear taraması mı olur, bazı eğitimler mi olur, düşünüyordum.
Ama vallahi bu kadar iyisini düşünemezdim :) Üstelik ben projeyi değil proje beni buldu!! Daha ne olsun..

Bir gün poliklinikte hasta bakarken iki şeker mi şeker kızcağız gelip, kaymakamlıktan geldiklerini, gönüllülük esasına dayanan bir proje için bir kadın doğum uzmanına ihtiyaç duyduklarını, bizim başhekim yardımcısının da onları bana yönlendirdiklerini söylediler..

Dırırırınnınıımmm
Tam benlik!!

SADMER, Şehitkamil Kaymakamlığı Sosyal Araştırma Dayanışma Merkezi, aile içi şiddet mağduru kadınlara aile içi iletişim, aile planlaması ve daha birçok konuda, her konunun uzmanı ile seminerler verecek.. Bu kadınları eğitecek. Başta dedim ki, kaç kişi gelir dinler, ne anlarlar acaba seminerden falan (itiraf ediyorum bunu), ama ilk seminere gittiğimde, salonu dolduran 150 kadar kadının (gerçi çoğu dayak mağduru değildi, bilgi almaya gelmişti), ne kadar dikkat ve ilgiyle beni dinleyip sorular sorduğunu görünce, heyecanlanmadım desem yalan olur.. Son seminerde ameliyata yetişeceğim için salondan çıkmaya çalışırken, soru sormak için çevremi saranlardan geçemedim, birlikte gittiğim hemşire arkadaşım başbakan gibiydin dedi :) O kadar meraklı bir kalabalık. Hatta ayakta dinleyen daha 50 - 60 kişi vardı diyebilirim!! Süper bir manevi tatmin, onlara birşeyler öğretebilmek, sorularına cevap vermek, onları güldürmek, onlara yararımın dokunması.. Hayatlarının bir kıyısına dokunup geçmek. Birtek şey bile akıllarında kalsa, sayemde bir tek istenmeyen gebelik bile önlense.. Büyük bir şeydir değil mi?