
Burası benim hayal alanım. Adım Hayal. Kendi kendime gezintiye çıkmak istediğimde buraya uğrarım. Kimseleri almam yanıma. Gülersem de kendim gülerim, ağlarsam da kendi kendime burada ağlarım.
Buyrun, ben
12 Temmuz 2009
10 Temmuz 2009
Meme başı çatlağını önlemenin yolları
Meme başı çatlağı olmayan nasıl bir acı olduğunu bilemez.. Emzirmek işkenceye dönüşür ve bebek uyanıp acıkıp ağlamasın diye dua edersiniz. Ayağınızı duvara dayayıp (ya da bu eziyete tanıklık edecek kadar sizi seven birinin ayağına;) ) var gücünüzle itip, elinizle koltuğu ya da birinin elini sıkıp bir yandan da ağlayarak ya da acıdan bağırarak emzirirsiniz. Emzirmeyi bırakmayı defalarca düşünürsünüz. Meme başının bebeğin emdiği kısmı soyulmuş, alttan yeni bir deri tabakası çıkmıştır ve her emmede kanamakta ve yara yeniden açılmaktadır: Günde 8 defa!
Ne yaparsanız yapın iyileşmez. Sürekli aynı travmaya maruz kalan bir yara nasıl iyileşsin.. Sizi temin ederim ki, piyasada bulunan, bizim hastalara reçete ettiğimiz hiçbir ilaç bu yaraları iyileştiremiyor ve en az 2-3 ay sürüyor bu işkence.
Çektiğim acılara birebir tanıklık eden sevgilim bile, geçen Tuna Bey kendi kolunu cop diye kapıp emip morarttiğinda, "şimdi anca anlıyorum seni, bir kez emince bu kadar morardı, her an emse kimbilir nasıl olurdu" dedi..
İşte ben burada insanlık namına, bu yaraların oluşmasını önlemek için neler yapılabileceğini yazacağım. :))
Herşeyden önce, ben tüm hamileliğim boyunca Lanolinli krem kullandım (piyasa isimlerinden de bildiklerimi yazayım: Lansinoh, Lanoise (bende bu ikincisi vardı onu kullandım).
Bunun amacı meme başını sertleştirmek ve travmaya hazırlamak. Bunun yerine E vitamini kapsülünü de açıp günde 1 kez meme başına uygulayabilirsiniz, yalnız en az doğumdan 3 ay önce başlamak gerek...
Doğum günü ilk emzirmenin doğru pozisyonda olması çok önemli. Pozisyonu vs anlatmayacağım ama doğru tutuş sağlamada bebek hemşireleri yardım ediyor. Buradan sonra kritik olan meme başının kuru tutulması. Göğüs pedlerini kullanmak için bu aşama erken. İlk birkaç gün meme kalkanı denen, oldukça komik görünen, emzirme sütyeninin içinde füzeye benzeyen şeyler var, %100 kuru tutuyor (Avent ve Chicco'da var bildiğim). Daha da güzeli, meme başını açıkta bırakıp havayla kurutmak (bunun için, hastanede pek mümkün değil ya, amazon gibi gezmek gerek, bir tülbent göğüslerin üstüne örtülebilir)..
Benim hastanedeki hemşireler önermediler ama benim ilk seferinde hayatımı kurtaran bu sefer de bence yara olmasını önleyen, herkese mutlaka önerdiğim, karbonatlı su ile temizlemek. Ben ilkinde çok çektiğim ve karbonatla yaşama geri döndüğüm için bu sefer yara olmasın diye çook uğraştım. Her emzirmeden önce ve sonra ılık karbonatlı su ile silip biraz anne sütü ile ıslatıp füze kalkanları (!) taktım. Mümkün olduğu seferlerde açık kurumaya bıraktım. Dediğim gibi ilk birkaç gün çok önemli, yara hemen oluyor çünkü.
Yara olmasa bile acıma hissi çooook belirgin ve bir süre (en az 2 hafta) devam ediyor.. Korkmayın, geçecek, karbonatla silmeye devam. Bu aşamada her emzirmeden sonra lanolinli krem ya da alternetif olarak Du'it, Mustela, Mothercare nipple cream gibi piyasada bulunan meme başı kremlerini sürebilirsiniz rahatlatsın diye (ben hepsini denedim, hiçbiri işe yaramadı. Ama bünyeden bünyeye farkedebilir)..
Bu sefer kazasız atlattım çok şükür.
Sizde hiç yara olmamış olabilir, şanslısınız..
Ya da "bana olmaz" dediniz ve yukarıdaki önlemleri almadınız, yara oldu.
Ben geçen sefer üç ay acı çektikten sonra şöyle iyileştirebilmiştim yaralarımı: Önce yoğun bir karbonatlı su kürü (başta çok yakıyor, pişiriyor çünkü), her seferinde epitelizan skatrizan bir krem sürülüp kurutulmalı (Bepanthene plus, Garmastan ve benzerleri var.. Ama bende işe yaramadılar. Almanya'dan bitkisel bir krem gönderdi arkadaşım, güllü, Rosatum Heilsalbe, ancak bununla iyileşti).. Yara olmadan da acıdığı dönemde bepanten vs. yumuşatıp acısını azaltabilir. Unutmayın bu son gruptakileri emzirmeden önce iyice temizlemek gerek..
Umarım deneyimlerim birilerinin işine yarar :)
bir de unutmayın: %100 anne sütü :))
EDIT: Tuna Bey'den tam üç gün büyük olan Mete Beyi'in annesi olan halamızdan meme başı çatlağı ilacı için mucize formül (biz ayva bulamadığımızdan yapamadık ama bu formül bana mantıklı geldi, benim Wala Rosatum kremimde de gül var): ayva çekirdeğini gül suyunda üç gün beklet, jel haline geliyormuş, meme başına sür.
Ne yaparsanız yapın iyileşmez. Sürekli aynı travmaya maruz kalan bir yara nasıl iyileşsin.. Sizi temin ederim ki, piyasada bulunan, bizim hastalara reçete ettiğimiz hiçbir ilaç bu yaraları iyileştiremiyor ve en az 2-3 ay sürüyor bu işkence.
Çektiğim acılara birebir tanıklık eden sevgilim bile, geçen Tuna Bey kendi kolunu cop diye kapıp emip morarttiğinda, "şimdi anca anlıyorum seni, bir kez emince bu kadar morardı, her an emse kimbilir nasıl olurdu" dedi..
İşte ben burada insanlık namına, bu yaraların oluşmasını önlemek için neler yapılabileceğini yazacağım. :))
Herşeyden önce, ben tüm hamileliğim boyunca Lanolinli krem kullandım (piyasa isimlerinden de bildiklerimi yazayım: Lansinoh, Lanoise (bende bu ikincisi vardı onu kullandım).
Bunun amacı meme başını sertleştirmek ve travmaya hazırlamak. Bunun yerine E vitamini kapsülünü de açıp günde 1 kez meme başına uygulayabilirsiniz, yalnız en az doğumdan 3 ay önce başlamak gerek...
Doğum günü ilk emzirmenin doğru pozisyonda olması çok önemli. Pozisyonu vs anlatmayacağım ama doğru tutuş sağlamada bebek hemşireleri yardım ediyor. Buradan sonra kritik olan meme başının kuru tutulması. Göğüs pedlerini kullanmak için bu aşama erken. İlk birkaç gün meme kalkanı denen, oldukça komik görünen, emzirme sütyeninin içinde füzeye benzeyen şeyler var, %100 kuru tutuyor (Avent ve Chicco'da var bildiğim). Daha da güzeli, meme başını açıkta bırakıp havayla kurutmak (bunun için, hastanede pek mümkün değil ya, amazon gibi gezmek gerek, bir tülbent göğüslerin üstüne örtülebilir)..
Benim hastanedeki hemşireler önermediler ama benim ilk seferinde hayatımı kurtaran bu sefer de bence yara olmasını önleyen, herkese mutlaka önerdiğim, karbonatlı su ile temizlemek. Ben ilkinde çok çektiğim ve karbonatla yaşama geri döndüğüm için bu sefer yara olmasın diye çook uğraştım. Her emzirmeden önce ve sonra ılık karbonatlı su ile silip biraz anne sütü ile ıslatıp füze kalkanları (!) taktım. Mümkün olduğu seferlerde açık kurumaya bıraktım. Dediğim gibi ilk birkaç gün çok önemli, yara hemen oluyor çünkü.
Yara olmasa bile acıma hissi çooook belirgin ve bir süre (en az 2 hafta) devam ediyor.. Korkmayın, geçecek, karbonatla silmeye devam. Bu aşamada her emzirmeden sonra lanolinli krem ya da alternetif olarak Du'it, Mustela, Mothercare nipple cream gibi piyasada bulunan meme başı kremlerini sürebilirsiniz rahatlatsın diye (ben hepsini denedim, hiçbiri işe yaramadı. Ama bünyeden bünyeye farkedebilir)..
Bu sefer kazasız atlattım çok şükür.
Sizde hiç yara olmamış olabilir, şanslısınız..
Ya da "bana olmaz" dediniz ve yukarıdaki önlemleri almadınız, yara oldu.
Ben geçen sefer üç ay acı çektikten sonra şöyle iyileştirebilmiştim yaralarımı: Önce yoğun bir karbonatlı su kürü (başta çok yakıyor, pişiriyor çünkü), her seferinde epitelizan skatrizan bir krem sürülüp kurutulmalı (Bepanthene plus, Garmastan ve benzerleri var.. Ama bende işe yaramadılar. Almanya'dan bitkisel bir krem gönderdi arkadaşım, güllü, Rosatum Heilsalbe, ancak bununla iyileşti).. Yara olmadan da acıdığı dönemde bepanten vs. yumuşatıp acısını azaltabilir. Unutmayın bu son gruptakileri emzirmeden önce iyice temizlemek gerek..
Umarım deneyimlerim birilerinin işine yarar :)
bir de unutmayın: %100 anne sütü :))
EDIT: Tuna Bey'den tam üç gün büyük olan Mete Beyi'in annesi olan halamızdan meme başı çatlağı ilacı için mucize formül (biz ayva bulamadığımızdan yapamadık ama bu formül bana mantıklı geldi, benim Wala Rosatum kremimde de gül var): ayva çekirdeğini gül suyunda üç gün beklet, jel haline geliyormuş, meme başına sür.
3 Temmuz 2009
5 Sevgi Dili - ALINTI
...
"Aşık olma deneyimini olduğu gibi, yani geçici bir duygusal yükselme olarak kabul edebilir ve artık eşimizle birlikte gerçek sevgiyi kovalayabiliriz. Bu tür sevgi, doğası itibarıyla duygusaldır fakat tutkulu değildir. Aklı ve duyguyu birleştiren bir sevgidir. İradeye bağlı bir eylemdir ve disiplin gerektirir. Kişisel gelişim ihtiyacını kabul eder. En temel duygusal gereksinmemiz aşık olmak değil, birbirimiz tarafından gerçekten sevilmek; sevginin içgüdüyle değil, akıl ve seçimle büyüdüğünü bilmektir." "Benim, beni sevmeyi seçen, bende sevilmeye değer birşey gören biri tarafından sevilmeye ihtiyacım var."
"Bu tür sevgi çaba ve disiplin ister. Bu, enerjinizi çaba göstererek ve karşınızdaki kişinin de yararlanacağı şekilde sarf etme seçimidir. Sizin çabanız sayesinde karşınızdaki kişinin yaşamının zenginleştiğini bilmek, sizde de bir tatmin duygusu oluşturacaktır. Bu, aşık olma deneyiminin sevinçten uçma duygusunu gerektirmez. Gerçekte, aşık olma deneyimi vadesini tamamlamadan gerçek sevgi başlayamaz."
"Akılcı ve iradeli sevgi... Bilgelerin bizi hep davet ettiği sevgidir."
Gary Chapman, 5 Sevgi Dili
1. Onay sözleri
2. Nitelikli beraberlik
3. Armağan alma
4. Hizmet davranışları
5. Fiziksel temas
Benden not: Bu kitabı 2. kez okuyorum; üzerinde çalışacağım..
"Aşık olma deneyimini olduğu gibi, yani geçici bir duygusal yükselme olarak kabul edebilir ve artık eşimizle birlikte gerçek sevgiyi kovalayabiliriz. Bu tür sevgi, doğası itibarıyla duygusaldır fakat tutkulu değildir. Aklı ve duyguyu birleştiren bir sevgidir. İradeye bağlı bir eylemdir ve disiplin gerektirir. Kişisel gelişim ihtiyacını kabul eder. En temel duygusal gereksinmemiz aşık olmak değil, birbirimiz tarafından gerçekten sevilmek; sevginin içgüdüyle değil, akıl ve seçimle büyüdüğünü bilmektir." "Benim, beni sevmeyi seçen, bende sevilmeye değer birşey gören biri tarafından sevilmeye ihtiyacım var."
"Bu tür sevgi çaba ve disiplin ister. Bu, enerjinizi çaba göstererek ve karşınızdaki kişinin de yararlanacağı şekilde sarf etme seçimidir. Sizin çabanız sayesinde karşınızdaki kişinin yaşamının zenginleştiğini bilmek, sizde de bir tatmin duygusu oluşturacaktır. Bu, aşık olma deneyiminin sevinçten uçma duygusunu gerektirmez. Gerçekte, aşık olma deneyimi vadesini tamamlamadan gerçek sevgi başlayamaz."
"Akılcı ve iradeli sevgi... Bilgelerin bizi hep davet ettiği sevgidir."
Gary Chapman, 5 Sevgi Dili
1. Onay sözleri
2. Nitelikli beraberlik
3. Armağan alma
4. Hizmet davranışları
5. Fiziksel temas
Benden not: Bu kitabı 2. kez okuyorum; üzerinde çalışacağım..
1 Temmuz 2009
Anne - kız saati
Zaman buldukça, "iyi fikirler"imi burada, beni okuduğunu tahmin ettiğim (ama kim olduklarını bilemediğim :) ) kişilerle paylaşacağım.. Belki birilerinin daha işine yarar..
"İşine yaramak" bence iki yaşında çocuğu olan her anne-babanın bildiği bir terim. Zira herhangi bir şey, bir yol, bir yöntem, krizleri atlatmada, iki yaş dönemini daha kolay geçirmede en fazla "işe yarar" ve o da muhtemelen geçici bir süre ile...
Neyse.. Gelelim "anne-kız saati"ne.
Damla hanımın uyku saatleri, son zamanlarda iyice çığrından çıkmıştı. Gündüz ve gece, uyumamak için direniyor, yatağa yatmamak için ağlıyor, bağırıyor, kaçıyordu. Ben de hamileliğimin son dönemlerinde olmam nedeniyle rahat hareket edemiyor, onu zaptedemiyor ve çok zorlanıyordum. Gündüz uyutma işini hepten anneme devretmiştim, geceleri ise bir saatlik bir mücadelenin ardından uyumaya ikna olup, beş dakika içinde kendi kendine uyuyordu (Damla'nın uykuya dalmada bir sorunu yoktu, kendi kendine uyumayı da biliyor. Tek sorun uyumaya ikna olmasındaydı.)
Oysa uyku saatleri benim için çok özeldi, kızımla başbaşa kalabildiğim, banyodan sonra onu öpüp koklayabildiğim, doya doya gördüğüm - ikimize özel- tek saatler bunlardı. Bunu onun da bilmesinin nasıl olacağını düşündüm bir gün. Özellikle bebek doğduktan sonra kızımla başbaşa kaldığımız saatler iyice azaldığından, uyku saatlerimizin bize özel olduğunu ve çok kıymetli olduğunu ona da anlatmaya karar verdim.
Tabii lansman her zaman önemlidir (derim ben hep:) ). Önce bunun için güzel bir reklam kampanyası düşündüm. Adını "anne-kız saati" koyduğum yeni bir uyku ritüeli yarattım Damla için. Önce gece uykusundan başladık. Birgün ona, bundan sonra onu sadece benim uyutacağımı ve uykudan önceki bir saati başbaşa geçireceğimizi, bunun adının "anne - kız saati" olduğunu ve kimsenin bu saatte odamıza giremeyeceğini, bizden birşey isteyemeyeceğini, ne istersek yapabileceğimizi anlattım. Saatimiz sütümüzü içtikten ve beraber seçtiğimiz bir Ayşegül kitabını (kitabın Ayşegül olması başta önemliydi çünkü ritüeller net ve sınırları belirli olmalı.. Artık başka kitaplar da okuyoruz) yatağında okuduktan sonra uyku ile sona erecekti. Önemli bir kural ise ağlamanın yasak olduğu ve ağlayarak saatimizi bozmaması gerektiğiydi.
Başlangıçta, Damla hanım algılayıncaya kadar bir iki gün bocaladık. Ama örneğin babası geldiğinde odamıza almayarak, Tuna ağladığında ona şu anda babasının bakacağını çünkü bu saat boyunca benim Damla'ya ait olduğumu söyleyerek vs. ritüelimizin önemini pekiştirdik.
Bir kaç gün sonra Damla olayı tamamen kavradı. Saatimizin tadını çıkarmaya başladı. Ona vermek istediğim mesajı almıştı. Gün boyunca ne olursa olsun, ne kadar az görüşürsek ya da ben bebekle ne kadar ilgilenirsem ilgileneyim, yatma saati geldiğinde annesi en az bir saat boyunca sadece ona ait olacaktı.
Dün gece uyku saatine 15 dk kala üç kez "anne - kız saati daha gelmedi mi" diye sordu. Bu da bana doğru yolda olduğumuzu gösterdi.
Artık kitabımız bitince kendi kendine yatıyor, Pony'sini eline alıp beş ya da en geç on dakika içinde uyuyor. Bu sırada ben de o uyuyana kadar odasında bekliyorum. Bu arada da bir kez çiş ya da su bahanesi ile şansını denemeye devam ediyor.
Ama çok şükür (belki de şimdilik?) bu fikir işe yaradı, hem kızımın uyku öncesi sendromları azaldı hem de bana onunla başbaşa ve çook keyifli bir saat geçirme fırsatı verdi.
Etiketler:
çocuk eğitimi,
gece uykusu,
gündüz uykusu,
iyi fikirler
28 Haziran 2009
Buyrun bakalım: Süper anneanne
Buyrun bakalım: Süper anneanne... Beni yetiştiren ve benim doğurduğumu yetiştiren...,
Bundan sonra (söz verdi) hepimizi yetiştirecek.. Yazacak yani...
EDIT: Süper anneanne ilk yazısını (nihayet) yazdı.. Dünden bu yana ziyaret eden 57 kişiyi yeniden bekler :))26 Haziran 2009
20 Haziran 2009
İyi fikirler
Bloğuma yazmak istediğim konu başlıkları, tek başına bir post konusu olacak kadar çok... Bunların da başında "İki çocuklu bir anne olmak" geliyor..

Boyner'den aldık. Bu sene yine aldık. Derede tepede denizde kırda kumda her yerde giydi. Makinede yıkanabiliyor. Antibakteriyelmiş ayrıca da.
9. Kaydırak
Ama bugün ziyaretimize gelen sevdiğim bir arkadaşımla sohbet ederken (yine herzamanki gibi kendimi bebek ve çocuk bakmakla ilgli ahkam keserken buldum ve) dedim ki, ben aslında pratik bir insanım.. Bi sürü iyi fikrim var, ayrıca bebeğimi büyütürken doğru yaptığımı düşündüğüm bisürü şey de var, çocuk yaptım da hayattan kaybolmadım, ikinciyi de yaptım, sanki daha çok hayatın içine girdim. Ben en iyisi bunları bi yazayım dedim...
Kendi iyi fikirlerim de ayrı bir yazı konusu da, şimdi en iyisi kullandığım ve önerdiğim, tüm zamanlarda en beğendiğim, verdiğim paraya değen, Damla hanımı büyüten ve Tuna beyi de büyütmesini planladığım bazı şeyleri burada sizlerin de beğenisine sunayım....
Bu arada en önce hayatım boyunca sahip olduğum en iyi iki fikri burada yazıyorum:
1. Çocuk yapma fikri (iki kez hem de)
2. Annemin karşı apartmanına taşınma fikri :))
Bunlar da en iyi ürün fikirleri:
1. İkea mama sandalyesi: Bizimle beraber defalarca Türkiye turu yaptı... Hafif, ucuz, pratik, taşınması kolay, ayakları çıkıp her yere sığıyor (bagaja da), temizlenmesi kolay.
2. mothercare seyahat lazımlığı
http://www.mothercare.com/Pottete-PLUS-Travel-Potty-Trainer/dp/B001CFQWHW/sr=1-2/qid=1245527910/ref=sr_1_2/277-0084261-3709349?%5Fencoding=UTF8&m=A2LBKNDJ2KZUGQ&n=42858041&mcb=core


Arabayla gidilen uzun bir yol boyunca iğrenç pis benzinci tuvaletlerini ve bagajda taşıdığımız kocaman lazımlığı kullanmak zorunda kaldıktan sonra, katlandığında sırt çantasına dahi sığan, çişin poşette birikip çöpe atılabildiği bu seyahat oturağını keşfettik. Kendi yedek poşetleri olduğu gibi (tanesi 1 ytl geliyor) her bir çiş için 1 ytl fazla derseniz normal poşetle de kullanılabiliyor açıkçası.
3. İkili klozet kapağı
Biz mothercareden aldık ama malesef artık getirmiyorlarmış. Bu resmi internetten buldum (bebeshop.com.tr).. Çok pratik çünkü hem biz hem de bebek kullanabiliyor, adaptör takıp çıkarme derdi yok, kapak kapatıldığında normal bir klozet kapağı gibi görünüyor. Oldukça da şık.
4. Chicco Caddy baston puset
http://www.e-bebek.com/Chicco-CT-0.6-Puset-ProdID73363.html#Tab

Son derece hafif, çanta gibi her yere taşıdım, içinde bebek varken tek başıma merdivenlerden indirip çıkarabiliyorum, tam yatmıyor ama Damla 6 aylıktan beri kullanıyoruz ve içinde o günden beri (hala) rahatça uyuyabiliyor.. Tarihi mekanlardan pazarlara çarşılara kadar heryerde her deliğe rahatça girdi bizimle. Tepelere tırmandı yokuşlardan çıktı.... Deniz kenarına da gitti, Dolmabahçe sarayına da... Kapalıçarşı'ya da, Almanya'ya da... Katlanınca da gerçekten sırt çantasına konup taşınabiliyor (kendi çantası var). Hem de piyasadaki en ucuz bebek arabası :)

Son derece hafif, çanta gibi her yere taşıdım, içinde bebek varken tek başıma merdivenlerden indirip çıkarabiliyorum, tam yatmıyor ama Damla 6 aylıktan beri kullanıyoruz ve içinde o günden beri (hala) rahatça uyuyabiliyor.. Tarihi mekanlardan pazarlara çarşılara kadar heryerde her deliğe rahatça girdi bizimle. Tepelere tırmandı yokuşlardan çıktı.... Deniz kenarına da gitti, Dolmabahçe sarayına da... Kapalıçarşı'ya da, Almanya'ya da... Katlanınca da gerçekten sırt çantasına konup taşınabiliyor (kendi çantası var). Hem de piyasadaki en ucuz bebek arabası :)
5. Crocs ayakkabı (ya da terlik, neyse işte)

Boyner'den aldık. Bu sene yine aldık. Derede tepede denizde kırda kumda her yerde giydi. Makinede yıkanabiliyor. Antibakteriyelmiş ayrıca da.
6. Mikrodalga sterilizatör
http://www.e-bebek.com/P.Avent-Ekspres-Mikrodalga-Sterilizator-ProdID751.html#Tab

Sekiz dakikada steril ediyor. Herşey de sığıyor içine. İleri derecede pratik.
http://www.e-bebek.com/P.Avent-Ekspres-Mikrodalga-Sterilizator-ProdID751.html#Tab

Sekiz dakikada steril ediyor. Herşey de sığıyor içine. İleri derecede pratik.
7. Bebek telsizi: Bizim telsizimiz Kraft'ın en primitif modeli idi. Buna rağmen iki yıl boyunca kullanılmadığı gün olmadı diyebilirim.. Halen kullandığımız için bebişe bir başka almak zorunda kaldık. Tatilde de dahil olmak üzere her yere bizimle geldi, bizi hiç yarı yolda bırakmadı.
8. Beaba Babycook mama makinesi
Ben Beaba marka aldım ama şimdi Arçelik Beko Arzum gibi markalar da birebir aynı ürünü üretmiş, eminim aynı işi görüyordur.
Tatilde otelde bile kullandık.. Buharda sebze pişirip rondoluyor, çok pratik. Ek gıdalar boyunca 6 aydan daha uzun süre boyunca hergün kullandık..
9. Kaydırak
http://www.e-bebek.com/SOK-FIYAT-Dalgali-Kaydirak-Basket-ProdID5707.html
Başta saçma bir fikir gibi görünebilir ama bizim salonda HALA bir kaydırak var ve hiç pişman değilim :) Özellikle enerjimizin fazla geldiği ve uyumadan önce yorulmamız gereken uzuuun kış günlerinde çok işimize yaradı ve çok eğlendiğimizi de itiraf etmeliyim.
Başta saçma bir fikir gibi görünebilir ama bizim salonda HALA bir kaydırak var ve hiç pişman değilim :) Özellikle enerjimizin fazla geldiği ve uyumadan önce yorulmamız gereken uzuuun kış günlerinde çok işimize yaradı ve çok eğlendiğimizi de itiraf etmeliyim.
10. Park yatak
http://www.e-bebek.com/Kraft-Oyuncakli-3-Katli-Park-Yatak-ProdID18552.html
Bizimki Kraft 2 katlı bir modeldi, özellikle seyahatlerde çok işimize yaradı. Annemlerde kalırken de kullandık..
Bizimki Kraft 2 katlı bir modeldi, özellikle seyahatlerde çok işimize yaradı. Annemlerde kalırken de kullandık..
Şu anda aklıma gelen, toparlayabildiğim bunlar. Bunların tümünü tepe tepe kullandık, bebeği olan herkese gözü kapalı almasını öneririm.
Bu uzuuuun postu da buraya kadar kimse okumamıştır bence, ben niye yazdım o zaman :;))
14 Haziran 2009
Mutluluğun resmi
Bir post yazmıştım bir kaç yıl önce, "sen mutluluğun resmini yapabilir misin?" diye soran...
O zaman yapabildim sanmıştım. Mutluluğun resmi o sanmıştım.
Ama buymuş...
O zaman yapabildim sanmıştım. Mutluluğun resmi o sanmıştım.
Ama buymuş...
11 Haziran 2009
5 Haziran 2009
9 Haziran Saat 12.00
9 Haziran Saat 12.00 (hayatımda en önemli 2. randevum :) ) Gerçi Şebnem'den öğrendiğim çok önemli bişey var: "Beş dakkada değişir bütün işler"
Biz yine de bekleyelim randevumuzu di mi oğlum?
Biz yine de bekleyelim randevumuzu di mi oğlum?
4 Haziran 2009
Gebelik ve idrar yolu enfeksiyonu
Sancı yapar. Doğumu başlatır.
Çok şiddetli enfeksiyon bulantı kusma yapar (normal doğum sürecine bağlı açılmanın bulantısı ile karışabilir).
Tüm bunlar vaktinden önce doğum gerçekleştirebilir.
İşte ben bundan oldum.
Çok şükür (şimdilik?) durdu.
Bir hafta daha beklese kendi yararına :)
Not: Ama ben secret yaparken yanlış yaptım (eksik niyaz da denebilir).. Hastane çantasının fermuarını çekince evelki gün "tamam artık hazırım doğurabilirim" diye düşünmüştüm....
Çok şiddetli enfeksiyon bulantı kusma yapar (normal doğum sürecine bağlı açılmanın bulantısı ile karışabilir).
Tüm bunlar vaktinden önce doğum gerçekleştirebilir.
İşte ben bundan oldum.
Çok şükür (şimdilik?) durdu.
Bir hafta daha beklese kendi yararına :)
Not: Ama ben secret yaparken yanlış yaptım (eksik niyaz da denebilir).. Hastane çantasının fermuarını çekince evelki gün "tamam artık hazırım doğurabilirim" diye düşünmüştüm....
Etiketler:
gebelik ve idrar yolu enfeksiyonu,
tuna'nın doğumu
3 Haziran 2009
31 Mayıs 2009
Bu yazının başlığını değiştirdim çünkü spam saldırılarına maruz kalıyordu
Hayatımın formatı değişmiş bunu farkettim... Ben pozitif düşünür hayaller kurardım.. Dahası, kurduğum hayallerin gerçek olacağını bilirdim bir gün..
Mesela, birgün, Yalova'da şu resmi çekmiştim:

Bir an için gördüğüm bu evin aynısının, bir gün bizim de olacağını bilerek.. Aynı güneşli bahçe, aynı çiçekli balkon, aynı çatı-arası-hobi-odası....
Arka bahçede ağaç ev...
Odalar bembeyaz.. herşey bembeyaz... Evde çocuklarım.. Sevgilim... Sevdiklerim...
Hayal kuramıyor muyum artık? Birçok insanın benzerini (daha fazlasını) yaşadığı iki üç acı mı beni yordu yıldırdı?
Güneşi alıp yüzüme süremeyişim neden.. Şu güzel ışıklı şehire yerleşip orada yaşamak isteğim nerde?

Ben, nerdesin? Geri gel.. Al hayallerini de gel.. Al gülümsemeni de gel. Mutluluk yetmiyor (şükretmeye devam et gene de hergün) ama gül, gül biraz, hayal kur,
ben, geri gel bana.
Güneşini, ışığını, mutunu, herşeyini al da gel.
Hem de bugün akşam olmadan gel.
Yarın ben olarak uyan.
Sen bile şaşır eskiye nasıl bir günde dönebildiğine.
Enerjine, sabrına, mantığına tekrar kavuş.
Ben, geri gel.
Hadi.
Mesela, birgün, Yalova'da şu resmi çekmiştim:

Bir an için gördüğüm bu evin aynısının, bir gün bizim de olacağını bilerek.. Aynı güneşli bahçe, aynı çiçekli balkon, aynı çatı-arası-hobi-odası....
Arka bahçede ağaç ev...
Odalar bembeyaz.. herşey bembeyaz... Evde çocuklarım.. Sevgilim... Sevdiklerim...
Hayal kuramıyor muyum artık? Birçok insanın benzerini (daha fazlasını) yaşadığı iki üç acı mı beni yordu yıldırdı?
Güneşi alıp yüzüme süremeyişim neden.. Şu güzel ışıklı şehire yerleşip orada yaşamak isteğim nerde?
Ben, nerdesin? Geri gel.. Al hayallerini de gel.. Al gülümsemeni de gel. Mutluluk yetmiyor (şükretmeye devam et gene de hergün) ama gül, gül biraz, hayal kur,
ben, geri gel bana.
Güneşini, ışığını, mutunu, herşeyini al da gel.
Hem de bugün akşam olmadan gel.
Yarın ben olarak uyan.
Sen bile şaşır eskiye nasıl bir günde dönebildiğine.
Enerjine, sabrına, mantığına tekrar kavuş.
Ben, geri gel.
Hadi.
21 Mayıs 2009
İkinci bebeğini bekleyen bir anne neler yapar - neler yapamaz?
Daha önce yazmıştım, bu ilkinden çok farklı diye.. İlkinde tamamen hayata ara verip doğum hazırlıkları ve "bebek için şeyler"le uğraşıyordum. Bu kez, zaten hayatımın tüm alanlarını dolduran bir güzellik var ve bir yandan da işime, hayatıma çok da ara vermeme, "pause'a basmama" isteği hakim bende. Yani süper anne olma isteği!
Bu nedenle, çok da birşey yapamıyorum bebişle ilgili.. Evde olmamın kızımla beraber vakit geçirebilmem için bana verilmiş bir armağan olduğunu düşünüyorum (onun dört aylık olmasından bir yana çalıştığım düşünülürse..) ve vücudum izin verdiği ölçüde onunla vakit geçirmeye çalışıyorum.. Gerçi hala anneannesini annesi, beni de de ablası - teyzesi falan sanıyor ama olsun :)) Onun uyuduğu ya da okulda olduğu saatlerde ise, dinlenmek yerine evle ilgili yapmam gereken işleri, düzenlemeleri, alışveriş gibi şeyleri halletmeye çalışıyorum.
Bu arada yapmak için çok büyük istek duyduğum (!) ama hiç vakit ayıramadığım, fakat elbet yapacağıma dair şeyler de var:
1. İhtisas bitirme tezimi yazmaya başlamak..
2. Elimde üç tane kitap var (üçü de Tracy!! :))) Doğumdan önce onları okumalıyım ikinci kez. Unutmuşum zira..
3. İşimle ilgili yazmam/düzenlemem gereken makaleler var, bu benim için en önemli kalem olmasına rağmen, en son sırada ve en uzak ihtimalle yapacağım şeyler. Sanırım hiç sıra gelmeyecek bunlara :( Ne de olsa şu anda aklım daha ziyade bebek odasının perdesinin asılıp çekmecelerin artık düzenlenmesinde... (Bu arada onu da yapamıyorum ya neyse!!)
Sonuçla;
Bebek beklemek süper.. İkincisini beklemek de çok güzel.. Ama hayata bu kadar çabuk bu kadar uzun bir mola daha verme fikri biraz zorluyor beni.
Bu nedenle, çok da birşey yapamıyorum bebişle ilgili.. Evde olmamın kızımla beraber vakit geçirebilmem için bana verilmiş bir armağan olduğunu düşünüyorum (onun dört aylık olmasından bir yana çalıştığım düşünülürse..) ve vücudum izin verdiği ölçüde onunla vakit geçirmeye çalışıyorum.. Gerçi hala anneannesini annesi, beni de de ablası - teyzesi falan sanıyor ama olsun :)) Onun uyuduğu ya da okulda olduğu saatlerde ise, dinlenmek yerine evle ilgili yapmam gereken işleri, düzenlemeleri, alışveriş gibi şeyleri halletmeye çalışıyorum.
Bu arada yapmak için çok büyük istek duyduğum (!) ama hiç vakit ayıramadığım, fakat elbet yapacağıma dair şeyler de var:
1. İhtisas bitirme tezimi yazmaya başlamak..
2. Elimde üç tane kitap var (üçü de Tracy!! :))) Doğumdan önce onları okumalıyım ikinci kez. Unutmuşum zira..
3. İşimle ilgili yazmam/düzenlemem gereken makaleler var, bu benim için en önemli kalem olmasına rağmen, en son sırada ve en uzak ihtimalle yapacağım şeyler. Sanırım hiç sıra gelmeyecek bunlara :( Ne de olsa şu anda aklım daha ziyade bebek odasının perdesinin asılıp çekmecelerin artık düzenlenmesinde... (Bu arada onu da yapamıyorum ya neyse!!)
Sonuçla;
Bebek beklemek süper.. İkincisini beklemek de çok güzel.. Ama hayata bu kadar çabuk bu kadar uzun bir mola daha verme fikri biraz zorluyor beni.
20 Mayıs 2009
12 Mayıs 2009
11 Mayıs 2009
Anneler günü
Bir türlü yazamadığım bir post...
Defalarca oturum açıp kapattım..
Düşündüm düşündüm her seferinde vazgeçtim...
Çünkü ne anneme ne hissettiğimi anlatabileceğimden, ne de anne olduğum için neler hissettiğimi anlatabileceğimden emin olabildim.
Kızımın bana hazırladığı hediyenin resmini koyacaktım
Anneme o olmasaydı ne ben olabileceğimi ne de anne olabileceğimi anlatacaktım
Kızıma sahip olduğum için sahip olduğum tüm diğer değerlerin değerini yitirdiğini anlatacaktım
ama bunları yeterince iyi ifade edebilecek kadar iyi bir Türkçe'ye sahip olmadığımı farkettim.
Şöyle özetlemeye karar verdim:
Ana gibi yar olmaz.
Ana gibi yar olmaz.
6 Mayıs 2009
Hastane çantası listesi
Henüz bende bir faaliyet yok ama bari bir liste yapayım.. Önce elimde mevcut listeyi yazayım sonra da yorumlarımı dedim.. En azından bir yerden başlamış olayım :)
Not: Tamamen doğumun yapılacağı hastaneye göre modifiye edilmeli bu liste. Çünkü biz koca bir valiz götürüp hemen hemen açmadan geri getirmiştik!
1. 2-3 takım önden düğmmeli gecelik: Bu kez sadece pijama götürmeyi düşünüyorum. Gecelik giymedim zira.
2. Sabahlık, çorap, terlik, bol miktarda iç çamaşırı: Sabahlık çok gerekli, ameliyat sonrası yürüyüşler için, çorap çamaşır ok, terlik: benim götürdüğüm terliğim ayağıma olmadı (ayaklar şişti) hastaneden verdiler. Belkli bu kez hiç taşımam yanımda.
3. Diş fırçası, macunu, sabun, havlu, kolonya: Sabun hastanede oluyor, 1 rulo kağıt havlu yeter de artar bile.
4. Peçete, kağıt havlu: Ben de onu diyordum işte. Sadece kağıt havlu yeter. Hadi 2 rulo olsun.
5. Tarak, deodorant, makyaj malzemeleri, el aynası: Kaç aydır makjay yapmıyorum acaba, sanırım hastanede de yapmam, belki fotoğraf için bir pudra - allık olabilir.
6. Birkaç paket hijyenik ped: Hastaneden veriyorlardı galiba, bir paket götürmek yeter.
7. İki üç adet emzirme sütyeni: Bir adet yeter.
8. Meme ucu pedi, meme başı kremi, temizleme mendili, meme kalkanı, süt pompası: İşte benim için en önemli madde, hatta sırf bunlar için bir valiz yapabilirim!! Allah'ım neydi o meme başı yaraları!! Bir de bu maddelere karbonat, temizleme için ılık su için mini termos - mini kağıt bardak, pamuk eklemeli.
9. Kirli çamaşır torbası: Poşet yani.
10. Video kamera ve fotoğraf makinesi: Kamerayı şarj et, makinenin yedek pillerini al..
11. Ziyaretçi defteri: Böyle birşey yapmamıştım, yine yapmayı düşünmüyorum.
12. Hastaneden çıkarken giyeceğiniz giysiniz: Giderken giydiklerimin içne anca sığmıştım, bu nedenle ek bir giysi götürmeyi düşünmüyorum.
Bebiş için:
13. En küçük boy bebek bezi paketi: Hastanede gerekmedi, çıkarken gerekti, bir paket değil de bir - iki tane yetiyor bu yüzden
14. Islak mendil: Hastanede zaten altını onlar değiştiriyor, bunu yük etmeye gerek yok
15. Bol miktarda body, tulum, pijama: Hastanede kendileri giydiriyor, bir tek eve çıkarken bizim götürdüğümüz giysileri istemişlerdi. Bu nedenle bir body bir tulum yeter, bir de şapka eldiven
16. Üçer adet başlık eldiven pijama: Dediğim gibi birer tane götürecem, eve giderken giymesi için. Onu da daha satın almadım. Belki de yeni almam (hastane çıkış seti diye bir saçmalık var, bilenler bilmeyenlere anlatsın, ben para tuzağı olduğunu düşünüyorum!)
17. İki tane yelek ya da hırka: Haziran'da?
18. Bebek battaniyesi: İnce bir pike almak gerek, çıkışta rüzgar olursa üşüyebilir (ne de olsa 37 dereceden geliyor bebiş)
19. Bebek havlusu: Gerek yok
20. Bebek mendili: Ağız bezi yani, bir iki tane gerekli
21. Kirli çamaşır torbası: gerek yok
22. Bebek şampuanı: Gerek yok, hastanede var
23. Emzik: Kesin kararlıydım doğar doğmaz deniycem diye ama artık emin değilim. Tracy ve emziğin görünüşüne olan gıcığım beni vazgeçirdi.
24. Biberon: Umarım gerekmez, götürmeyi düşünmüyorum
25. Pişik kremi: Hastanede var
26. Ana kucağı ya da portbebe: Gerekli
Benden ek: 2 şişe Vita Malt: Olmazsa olmaz....
Oh be rahatladım... En azından artık listem var :)))
Acaba eksik kaldı mı?
Not: Tamamen doğumun yapılacağı hastaneye göre modifiye edilmeli bu liste. Çünkü biz koca bir valiz götürüp hemen hemen açmadan geri getirmiştik!
1. 2-3 takım önden düğmmeli gecelik: Bu kez sadece pijama götürmeyi düşünüyorum. Gecelik giymedim zira.
2. Sabahlık, çorap, terlik, bol miktarda iç çamaşırı: Sabahlık çok gerekli, ameliyat sonrası yürüyüşler için, çorap çamaşır ok, terlik: benim götürdüğüm terliğim ayağıma olmadı (ayaklar şişti) hastaneden verdiler. Belkli bu kez hiç taşımam yanımda.
3. Diş fırçası, macunu, sabun, havlu, kolonya: Sabun hastanede oluyor, 1 rulo kağıt havlu yeter de artar bile.
4. Peçete, kağıt havlu: Ben de onu diyordum işte. Sadece kağıt havlu yeter. Hadi 2 rulo olsun.
5. Tarak, deodorant, makyaj malzemeleri, el aynası: Kaç aydır makjay yapmıyorum acaba, sanırım hastanede de yapmam, belki fotoğraf için bir pudra - allık olabilir.
6. Birkaç paket hijyenik ped: Hastaneden veriyorlardı galiba, bir paket götürmek yeter.
7. İki üç adet emzirme sütyeni: Bir adet yeter.
8. Meme ucu pedi, meme başı kremi, temizleme mendili, meme kalkanı, süt pompası: İşte benim için en önemli madde, hatta sırf bunlar için bir valiz yapabilirim!! Allah'ım neydi o meme başı yaraları!! Bir de bu maddelere karbonat, temizleme için ılık su için mini termos - mini kağıt bardak, pamuk eklemeli.
9. Kirli çamaşır torbası: Poşet yani.
10. Video kamera ve fotoğraf makinesi: Kamerayı şarj et, makinenin yedek pillerini al..
11. Ziyaretçi defteri: Böyle birşey yapmamıştım, yine yapmayı düşünmüyorum.
12. Hastaneden çıkarken giyeceğiniz giysiniz: Giderken giydiklerimin içne anca sığmıştım, bu nedenle ek bir giysi götürmeyi düşünmüyorum.
Bebiş için:
13. En küçük boy bebek bezi paketi: Hastanede gerekmedi, çıkarken gerekti, bir paket değil de bir - iki tane yetiyor bu yüzden
14. Islak mendil: Hastanede zaten altını onlar değiştiriyor, bunu yük etmeye gerek yok
15. Bol miktarda body, tulum, pijama: Hastanede kendileri giydiriyor, bir tek eve çıkarken bizim götürdüğümüz giysileri istemişlerdi. Bu nedenle bir body bir tulum yeter, bir de şapka eldiven
16. Üçer adet başlık eldiven pijama: Dediğim gibi birer tane götürecem, eve giderken giymesi için. Onu da daha satın almadım. Belki de yeni almam (hastane çıkış seti diye bir saçmalık var, bilenler bilmeyenlere anlatsın, ben para tuzağı olduğunu düşünüyorum!)
17. İki tane yelek ya da hırka: Haziran'da?
18. Bebek battaniyesi: İnce bir pike almak gerek, çıkışta rüzgar olursa üşüyebilir (ne de olsa 37 dereceden geliyor bebiş)
19. Bebek havlusu: Gerek yok
20. Bebek mendili: Ağız bezi yani, bir iki tane gerekli
21. Kirli çamaşır torbası: gerek yok
22. Bebek şampuanı: Gerek yok, hastanede var
23. Emzik: Kesin kararlıydım doğar doğmaz deniycem diye ama artık emin değilim. Tracy ve emziğin görünüşüne olan gıcığım beni vazgeçirdi.
24. Biberon: Umarım gerekmez, götürmeyi düşünmüyorum
25. Pişik kremi: Hastanede var
26. Ana kucağı ya da portbebe: Gerekli
Benden ek: 2 şişe Vita Malt: Olmazsa olmaz....
Oh be rahatladım... En azından artık listem var :)))
Acaba eksik kaldı mı?
Etiketler:
doğum hazırlıkları,
hastane çantası listesi,
tuna'nın doğumu
5 Mayıs 2009
Anaokulunun getirdikleri - götürdükleri / larenjit

Götürdükleri çok az olduğu için ondan başlayayım...
Damla'nın sağlığı minik (çok şükür) sarsılmalarla biraz etkilendi bu okul macerasından. İki yıl hastalık ve ateş yüzü görmeyen yavrum, okula başladığından beri en fazla iki hafta arayla ateşlenip, farenjit, larenjit, ne bileyim üst solunum yolu enfeksiyonu gibi tuhaf hastalıklara yakalanmaya başladı. Çok şükür çok zor atlatmıyor ama, olan bizim uykulara oluyor (kendi uykusuna da tabii ki). Bunu bekliyorduk, enfeksiyonlar olur ama ilkbahar, daha az olur diyorduk, doğrusu ya bu kadar sık beklemiyordum ben bile.
Getirdiklerine gelince...
Benim hamileliğim, baharın bir türlü gelememesi ve bence en önemli neden, herkesin bebişlerin de büyümesi nedeniyle daha bir kendi işlerine döndüğü bu dönemde ciddi ciddi aksattığımız oyun grubu buluşmalarının yerine haftada üç gün düzenli olarak arkadaşları ile birlikte oluyor. Oyunlar oynuyor şarkılar söylüyorlar.
Artık evde yaptıramadığımız (çoğunlukla inatlaşıp, yokyokyokyoook diye reddettiğinden) birçok aktiviteyi artık okulda yapıyor: Hamur ya da resim gibi.
Bir dolu yeni şarkı öğreniyor, bazıları İngilizce :) Hatta İngilizce ona kadar saymayı bile öğrendi cadı hehehe
Müsamerede rol vermişler (Bakalım göreceğiz neler yapacaklar..), bu benim için çok heyecanlı bir deneyim.
Kendine ait bir çevresi var artık; arkadaşları ve öğretmenleri ile servise binip tiyatroya gitti mesela, gerçi inanılmaz merak ediyorum, bizsiz ne yapıyor diye ama öğretmenleri gayet iyi üstesinden geldiğini söylüyorlar.
Artık haftada üç gün kahvaltı ve öğle yemeklerini okulda yiyor (bulgur pilavı mesela, evde olsa yemezdi hehehe) Kendi başına yiyor, bunun yararlarını evde de görüyoruz.
Bence okul oldukça yararlı.... Hastalıklar hariç ama onun da yazın azalacağını umuyorum. Yeter ki bir an evvel toparlanıp kendine gelsin yavrum.
3 Mayıs 2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







