Buyrun, ben

Buyrun, ben
çocuk bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2009

Yılın annesi: Caillou'nun annesi

Bugünlerde üçüncü bir çocuğum oldu: Caillou.. Önce onun sakin dünyasını keşfettik, akşamları izlemeye başladık.. Sonra sabahları da.. Sonra internetten.. Sonra DVD'sini aldık gece gündüz izliyoruz, oyunlarını oynuyoruz..

5 bölüm izleyip kapatılacağını bilsek de o DVD her takıldığında kıyamet kopuyor, bir tane daha diye (ben kesin kapatıyorum ama hanım ağlamakta ısrarlı)... Neden bizimkiler de Caillou gibi değil, hayır deyince ağlasa da sızlasa da onun olacağını anlamıyor?
Bu sorumun cevabını anlamak için Caillou'nun annesini izlemek yeterli. Kadının davranış paterni, benim sıklıkla Nazi disiplini dediğim ve övdüğüm, bazen uygulayabildiğim ama bazen de yapamadığım davranış biçimini yansıtıyor. (PARANTEZ İÇLERİ BENİM VE TÜRK ANNELERİNİN İÇ SESLERİ)
-Uyku meselesi en önemlisi bence.. Gece olur bebekler yatırılır, iyi geceler deyip odasından çıkılır.. Korkuları ve iç dünyasıyla yalnız kalsa da Caillou ve Rosie, olması gereken budur, kendileri de böyle eğitilmiştir ve hiç sorun olmamıştır. Fırtına çıkar, ışık yakılıp birşey olmaz Caillou bu sadece fırtına denip geri çıkılır. Çocuk kabus görür, bu sadece oyuncak yılan denip geri çıkılır ve saire. Hatta yıldırım düşer şimşek çakar korkan Rosie'yi abisi teselli eder (birşey olmaz Rosie bu sadece fırtına der ve çıkar odadan) (AMAN ALLAH'IM ÇOCUK KORKUYOR YA SORUNLU BİRİ OLURSA İÇ DÜNYASI BOZULURSA KABUS GÖRÜRSE DUR BEN ONU YATAĞIMA ALAYIM YANINDA YATAYIM YALNIZ BIRAKMAYAYIM)
-Nadir de olsa Caillou ağlar bağırır ben bu kadının ne çileden çıktığını gördüm ne sesini yükselttiğini, sakince hayır Caillou der ve o da tamam deyip susar (AH ZAVALLI YAVRUM AĞLIYOR NE İSTİYOR, AL YAVRUM AL YETERKİ SUS, TAMAM GİYİNME YETER Kİ SUS TAMAAAAAM YETER Kİ AĞLAMA). Caillou ve Rosie ne yaparlarsa yapsınlar annelerinin kararının değişmeyeceğini biliyor, anneleri de biraz ağlarlarsa dünyanın sonunun gelmediğini...
-(AH BEN İKİ ÇOCUKLA TEK BAŞIMA NE YAPARIM YA AYNI ANDA AĞLARLARSA AYNI ANDA ACIKIRLARSA BEN NAAAAPARRIIIIM).. Kadın çocukları oynarken eline bir kitap alıyor doğru kanepeye...
-Caillou ve Rosie hiçbir zaman arabada "öne oturucaaaam" ya da "araba koltuğuma oturmuycaammm" diye ağlamıyorlar. Hem de hiç. Çünkü B planları yok. Bir kez bile kucakta ya da önde gitmedikleri için böyle bir seçenekleri olduğunu bilmiyorlar bile.. Oysa biz, sırf emniyet kemerini bağlamaya üşendiğimiz için, araba koltuğu olduğu halde kucağımızda götürürüz (ben dahil) ya da araba koltuğu disiplini oluşmadan iki vıkvık ağladı diye kucağa alırız..
ALT BÖLÜM: Araba koltuğunda seyahat
Ben Damla'da bu hatayı çok yaptım. Araba koltuğunda ağlıyor diye kucağıma aldım, kucağımda emzirdim hatta. Taa ki, Nazi disiplini kavramımın en iyi uygulayıcısı olan en yakın arkadaşımı ziyarete Almanya'ya gidene kadar. Damla 11 aylıktı ve mümkünü yok arabada koltuğunda oturmazdı. Taschi, "burada mecbur oturacak. Zaten yasak ceza yeriz" dedi. Damla için bir araba koltuğu ödünç almıştı. Hatta 2 araba koltuğu sığmıyor diye 4 büyük 2 bebek heryere 2 araba gittik... Evleri köyde olup en yakın bakkala 30 km mesafedeydi ve bu nedenle Damla hergün en az 1 saat otura otura alıştı. Evet evet alıştı. Başlarda mızıklandı ama Almanya'dan döndüğümüzde tamamen alışmıştı. Şimdiki durum: Artık araba koltuğuna oturmadan hareket ettirmez, ben arabayı çalıştırdım diyelim, daha ben kemerimi bağlamadım diye uyarır. Yanında oturanlara da kemer taktırır. Araba koltuğu yoksa (taksi vs) normal kemerle bağlatır kendini. Tuna için de izlediğim yol şu, öncelikle arabayla gideceğim zamanları çocuğun uykusuna göre ayarlamaya çalışıyorum. Tracy'nin EASY sistemini uyguladığımızdan bunu kestirmek kolay oluyor. Uyanık olacağı saatlerde ya da acıkacağı zamanlarda, ya da trafiğin çok yoğunlaşıp yolun uzun süreceği anlarda yola çıkmamaya çalışıyorum. Mümkün mertebe kucakta götürmüyorum. Her zaman yanımıza emzik, müzikli oyuncak gibi oyalayacak şeyler alıyorum.
-Caillou bir bölümde okula gitmiycem evde oynuycam diye ağlıyordu (buraya kadar tanıdık). (AMAN ALLAH'IM NE YAPICAZ ŞİMDİ, AH CANIM YAVRUM DEMEK Kİ KENDİNİ DIŞLANMIŞ HİSSETTİ OKULA ATILDIĞINI SANIYOR ŞİMDİ DUYGUSAL HAYATI ZEDELENİCEK HAYAT BOYU OKULDAN VE BİZDEN NEFRET EDİCEK).. Caillou'nun annesi ne yaptı: o günlük babasına bırakıp işe gitti. Babası aldı Caillou'yu üşenmeden sokağa çıkarıp sabah sabah çalışmak zorunda olan kişilerle tanıştırdı (postacı, çöpçü, polis). Sonunda, anne ve baba da işe gitmek zorunda deyip çocuğu okula naşladı. Ne azar ne bağırma ne gözyaşı ne ağıt.
-(İKİMİZİN DE İŞİ VAR ÇOCUĞU KİME BIRAKICAZ ŞİMDİ, İKİ ÇOCUĞA BİRDEN KİMSE BAKAMAZ, BAKICIYI SEVMEZSE YA, BİZİ ÖZLERSE)..Caillou'nun annesi eve ilk kez gelen bakıcı-ablaya (öğrenci sanırım Julie) işte Julie bu Caillou ve bu da Rosie, hadi bize eyvallah, yıldönümümüz de yemeğe gidicez deyip çıktılar.. Gece boyunca çocuklar ah vah diye ağlamadan keyiflerine bakıp geç saatte döndüler. Yabancı biri nasıl uyutur bebekleri diye de endişelenmediler zira çocuklar zaten kendikendilerine uyumayı biliyordu.. Julie sadece masal okudu onlara... Aaaaah ah biz biryerde yanlış yapıyoruz ya nerde..
Sonuçta adamlar tabii üç dört çocuk yapıp hepsini de yanlarına alıp tatile yabancı ülkeye gelirler biz de tatil köyünde elimizde bir lokma çocuk peşinden koşarken onlara imrenerek bakarız.
Aslında disiplinden nefret eden biziz çocuklarımız değil.. Çocuklar disiplini sever. Öyleyse bir niye onlara disiplin uygulayıp mutlu olmuyoruz kuzum?
Yazacak çok şey var ama analiz etmekten sıkıldım. Yazdıkça kendime sinirlendim. Doğrusunun ne olduğunu bilip de uygulayamamak bana çok tanıdık geldi ve beni üzdü.
Evet Caillou ve Rosie son derece mutlu ve sağlıklı çocuklar çünkü anne ve babaları istikrarlı, kararlı ve sevgi dolu.. Çocuklarıyla kurdukları ilişki de sağlıklı, saygı dolu ve düzgün.
Bu yazıdan alınacak ders:
Yazının tamamı.

11 Eylül 2009

Dışı seni yakar içi beni

Ah gözümün nuru cancağızım...
Bi anlayabilsem seni... Bir çözebilsem ne demek istediğini!
Bazen yatağına yatırıyorum on dakikada uyuyorsun, annecim iyi geceler deyip.. Bazen iki saatte uyumuyorsun, hem babana hem bana sinir krizi geçirtip.. Sebebi olmayan ağlamalar.. bağırmalar.. Çığlık çığlığa hepimize sabır imtihanı yaptırmalar.
Ah be güzel kızım, insanın sabır eşiğinin yüksek olması için dinlenmiş olması ve saatin gecenin birbuçuğu olmaması daha uygun annecim.
Gel anlaşalım. Bir gece önce iyi uyuduğum gecelerde yap sen şunu, hem de daha erken gir sinir krizine de.. sonra bize de biraz vakit kalsın. Yoksa böyle sinirleri bozulmuş, senin çıkardığın gürültüden harap bitap olmuş şekilde -ve yine hiç dinlenemeden - biten günler birbiri ardına eklendikçe fena oluyoruz biz.
Ne ders çalışabiliyoruz ne iki kelime edebiliyoruz. Ben düşünüp duruyorum kukumav kuşu gibi biryerde hata mı yapıyorum diye. Hata da yok ki.. Sebebi de yok.. Eh biraz iki yaş sendromu biraz kardeşim geldi hoşgeldi sendromu. Olan bize oluyor.. Sen sabah güvercini gibi şen şakrak uyanıyorsun yine :)
Bir dahaki sefere farklı davranıcam, daha sabırlı olucam, kızmadan geçmesini bekliycem diyorum, ama öyle yorgun uykusuz ve hazırlıksız yakalıyorsun ve o kadar uzun sürüyor ki ağlaman...
Aaah ah gel üç yaşımız diye gün sayıyorum...
Ah be canım yavrum seni ne çok seviyorum bilsen....

7 Eylül 2009

Biz bebekken at vardı da binmedik mi

Kızım hayvanları çok seviyor, at binmeyi de seviyor (şimdi yazarken düşündüm de, yoksa bana mı öyle geliyor? Aslında seven o değil de ben miyim?)
Bugüne dek farklı yerlerde, farklı midilliler bulduk onun için, binebileceği (Maslak Atlı Spor Kulübü, Carrefour bahçesi, Konya'da bir yer gibi).. Bunların tümü turistik ortamlar olup, atları tutan yönlendiren kişiler de sadece çocuğun düşmemesini sağlıyor başka da birşey yapmıyordu. Hele Carrefour'un bahçesindekiler Kızılderili atıymış zaten, direkt sirk gibi bir ortamdı, hiç beğenmedim.
Sonra anaokulunun yaz döneminde at binmeye başladılar. Bir "Apaçi"dir tutturdu benimki.. Okulda yaptıklarını hiç anlatmayan kızım Apaçi'den bahsediyor, anlatırken gözlerinin içi gülüyor..
E artık mecburen gittik bulduk Apaçi'yi. Tanıştık. Bu resimdeki fıstık olur kendisi:

Çalıştıran binicilik öğretmenimiz :) Yasin bey (kendisine bugün Serkan bey dedim, ayıp oldu galiba :))

Binicilik sporu için uygun yaş 6 imiş ama binicilik öğretmeni ve atla terapi uzmanı olan Yasin bey denge hareketleri, binicilik terimleri gibi minimini dersler veriyor aynı zamanda kızıma.

Henüz haftada birkaç tur, ama sevdik biz Apaçi'yi. Sanırım doğru yeri de bulduk (en azından bu kış düzenli gidebiliriz diye umuyorum) hem eve yakın hem de çok pahalı değil.

20 Haziran 2009

İyi fikirler

Bloğuma yazmak istediğim konu başlıkları, tek başına bir post konusu olacak kadar çok... Bunların da başında "İki çocuklu bir anne olmak" geliyor..

Ama bugün ziyaretimize gelen sevdiğim bir arkadaşımla sohbet ederken (yine herzamanki gibi kendimi bebek ve çocuk bakmakla ilgli ahkam keserken buldum ve) dedim ki, ben aslında pratik bir insanım.. Bi sürü iyi fikrim var, ayrıca bebeğimi büyütürken doğru yaptığımı düşündüğüm bisürü şey de var, çocuk yaptım da hayattan kaybolmadım, ikinciyi de yaptım, sanki daha çok hayatın içine girdim. Ben en iyisi bunları bi yazayım dedim...

Kendi iyi fikirlerim de ayrı bir yazı konusu da, şimdi en iyisi kullandığım ve önerdiğim, tüm zamanlarda en beğendiğim, verdiğim paraya değen, Damla hanımı büyüten ve Tuna beyi de büyütmesini planladığım bazı şeyleri burada sizlerin de beğenisine sunayım....
Bu arada en önce hayatım boyunca sahip olduğum en iyi iki fikri burada yazıyorum:
1. Çocuk yapma fikri (iki kez hem de)
2. Annemin karşı apartmanına taşınma fikri :))
Bunlar da en iyi ürün fikirleri:
1. İkea mama sandalyesi: Bizimle beraber defalarca Türkiye turu yaptı... Hafif, ucuz, pratik, taşınması kolay, ayakları çıkıp her yere sığıyor (bagaja da), temizlenmesi kolay.

2. mothercare seyahat lazımlığı
Arabayla gidilen uzun bir yol boyunca iğrenç pis benzinci tuvaletlerini ve bagajda taşıdığımız kocaman lazımlığı kullanmak zorunda kaldıktan sonra, katlandığında sırt çantasına dahi sığan, çişin poşette birikip çöpe atılabildiği bu seyahat oturağını keşfettik. Kendi yedek poşetleri olduğu gibi (tanesi 1 ytl geliyor) her bir çiş için 1 ytl fazla derseniz normal poşetle de kullanılabiliyor açıkçası.
3. İkili klozet kapağı

Biz mothercareden aldık ama malesef artık getirmiyorlarmış. Bu resmi internetten buldum (bebeshop.com.tr).. Çok pratik çünkü hem biz hem de bebek kullanabiliyor, adaptör takıp çıkarme derdi yok, kapak kapatıldığında normal bir klozet kapağı gibi görünüyor. Oldukça da şık.

4. Chicco Caddy baston puset
http://www.e-bebek.com/Chicco-CT-0.6-Puset-ProdID73363.html#Tab


Son derece hafif, çanta gibi her yere taşıdım, içinde bebek varken tek başıma merdivenlerden indirip çıkarabiliyorum, tam yatmıyor ama Damla 6 aylıktan beri kullanıyoruz ve içinde o günden beri (hala) rahatça uyuyabiliyor.. Tarihi mekanlardan pazarlara çarşılara kadar heryerde her deliğe rahatça girdi bizimle. Tepelere tırmandı yokuşlardan çıktı.... Deniz kenarına da gitti, Dolmabahçe sarayına da... Kapalıçarşı'ya da, Almanya'ya da... Katlanınca da gerçekten sırt çantasına konup taşınabiliyor (kendi çantası var). Hem de piyasadaki en ucuz bebek arabası :)
5. Crocs ayakkabı (ya da terlik, neyse işte)



Boyner'den aldık. Bu sene yine aldık. Derede tepede denizde kırda kumda her yerde giydi. Makinede yıkanabiliyor. Antibakteriyelmiş ayrıca da.
6. Mikrodalga sterilizatör
http://www.e-bebek.com/P.Avent-Ekspres-Mikrodalga-Sterilizator-ProdID751.html#Tab



Sekiz dakikada steril ediyor. Herşey de sığıyor içine. İleri derecede pratik.
7. Bebek telsizi: Bizim telsizimiz Kraft'ın en primitif modeli idi. Buna rağmen iki yıl boyunca kullanılmadığı gün olmadı diyebilirim.. Halen kullandığımız için bebişe bir başka almak zorunda kaldık. Tatilde de dahil olmak üzere her yere bizimle geldi, bizi hiç yarı yolda bırakmadı.
8. Beaba Babycook mama makinesi


Ben Beaba marka aldım ama şimdi Arçelik Beko Arzum gibi markalar da birebir aynı ürünü üretmiş, eminim aynı işi görüyordur.
Tatilde otelde bile kullandık.. Buharda sebze pişirip rondoluyor, çok pratik. Ek gıdalar boyunca 6 aydan daha uzun süre boyunca hergün kullandık..

9. Kaydırak



http://www.e-bebek.com/SOK-FIYAT-Dalgali-Kaydirak-Basket-ProdID5707.html
Başta saçma bir fikir gibi görünebilir ama bizim salonda HALA bir kaydırak var ve hiç pişman değilim :) Özellikle enerjimizin fazla geldiği ve uyumadan önce yorulmamız gereken uzuuun kış günlerinde çok işimize yaradı ve çok eğlendiğimizi de itiraf etmeliyim.
10. Park yatak

http://www.e-bebek.com/Kraft-Oyuncakli-3-Katli-Park-Yatak-ProdID18552.html
Bizimki Kraft 2 katlı bir modeldi, özellikle seyahatlerde çok işimize yaradı. Annemlerde kalırken de kullandık..
Şu anda aklıma gelen, toparlayabildiğim bunlar. Bunların tümünü tepe tepe kullandık, bebeği olan herkese gözü kapalı almasını öneririm.
Bu uzuuuun postu da buraya kadar kimse okumamıştır bence, ben niye yazdım o zaman :;))

15 Nisan 2009

Herkes tercihleriyle yaşar..

Bu da benim çok sık tekrarladığım ve inandığım birşeydir.
İnsanların tercih ettikleri ve değiştirme şansları olan şeylerden şikayet etmelerini doğru bulmam. Bebeğim daha ufacıkken ikinciyi yapmak bizim kararımızdı, başedebileceğimize inanmasak yapmazdık sanırım.
Bugün, terrible two'm ile ve kocaman 30 haftalık göbişimle (ve içindekiyle) tek başımıza oyun grubu buluşması için Altunizade'den Feriköy'e gitmek, hem de trafiğin yoğun olduğu saatlerde, benim tercihimdi.
Şikayetçi değilim.
Neyse ki kızım beni hiç üzmedi, özellikle yolda giderken uyuyarak (trafik korkunçtu) gelirken de uyuklayarak yolun farkına bile varmadı, şükür.
Orda da arkadaşlarım sağolsunlar beni fazla yormadan hem Damloşun peşinde de koşarak, hem de bizi besleyerek :) kararımdan pişman olmamamı sağladılar.
Zor bir gündü. Evet.
Bunu tekrar yapar mıyım? Yapmam diyemiyorum. Şartlara bağlı.