Buyrun, ben

Buyrun, ben
oyun grubu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyun grubu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Aralık 2009

Erin ve Damla, the both 2,5

Damla: -Partiye geliyor musun?
Erin: -Bu saatte hiçbir yere gelemem
Damla: -Bu saatte gelme zaten, sabah gel.

Daha sonra ben bu konuşmayı anlatınca
Şebnem: -Sen hala şaşırabiliyor musun?
Ben, içimden: -Tuna (the 6,5 months) bugün kakasını tuvalete yaptıktan sonra hayır aslında....

19 Kasım 2009

Yine mi güzeliz yine mi çiçek

Ne kadar masumsunuz...
Ne güzelsiniz... İyi ki varsınız... İyi ki sizi doğurduk!
Değil mi Özlem? İyi ki varlar..
Sen de iyi ki varsın arkadaşım :) Güzel gün için teşekkürler...

3 Ekim 2009

Çocuksuz oyun grubu buluşması

Resim altı notu: Dikkatle bakanlar yine de çocuğumu düşündüğümü ve VitaMalt içtiğimi görecektir hehe :)

Oyun grubumuz, bundan tam 23 ay önce, çocuklarımızın çocuksuz büyümemesi amacıyla, internet üzerinden tanıştığımız ve o ana kadar kimsenin kimseyi tanımadığı minik bir grupla, oldukça amatör olarak başladı. Çocuklarımız biraraya geldiklerinde 11 aylıktılar. Henüz ne yürüyebiliyor ne konuşabiliyor ne de oyun oynayabiliyorlardı. Sadece birarada duruyorlardı (ki yeterliydi bu).. Biraz büyüdükçe, bizim kurduğumuz oyunların içinde olmaya başladılar, zamanla arkadaş oldular, birbirlerini görmek istemeye hatta bazen sayıklamaya başladılar.

Bu arada geçen iki yılda biz mi ne olduk?
Önce çekirdek grup dedik grubumuza, ısrarla, yağmur çamur yaz kış demeden her hafta buluştuk
Orda ya da burda evde ya da parkta bahçede, gittik geldik görüştük.. Oynadık eğlendik..Yeri geldi, parti verdik, dansettik, piknik yaptık.
Birbirimizi tanıdıkça ve gördükçe, yenilendik, tazelendik.
Yaşadıklarımızı sadece bizim yaşamadığımızı gördük, tamir olduk.
Çocuk büyütmek gibi yeni bir göreve alışkın değilken hiçbirimiz, birbirimiz sayesinde acemiliğimizi attık..
Kitaplarımızı oyuncaklarımızı dertlerimizi sevinçlerimizi paylaştık
Önce çocuğumuzun arkadaşının annesiydik, zamanla kendimiz arkadaş olduk.
Şimdi onlar arkadaşımızın çocuğu oldular :)
Birbirimizin yeni işlerine sevindik, yolunda gitmeyen işlerine üzüldük
Yeri geldi –en iyi anlayan olduğumuz için- dertlerimizi birbirimizle paylaşıp ağladık, üzüldük
Yeri geldi gerildik çözüldük
Birbirimize evimizi bahçemizi açtık ailemizi açtık..
Annelerimiz arkadaş oldu, kocalarımız sohbet etti
Şu koca yalan dünyada, tam da otuz yaşından sonra arkadaş edinilmez artık derken, biz arkadaş olduk…
Sonunda rehabilitasyon programı dahilinde :) çocuksuz buluşmaya başladık, hayata birlikte geri döndük, birlikte yürüdük iki yıldır –neredeyse- unuttuğumuz İstiklal’de, Asmalımescit’te..
Bazımız kocasına, bazımız İngiliz mürebbiyesine bıraktık çocuklarımızı, aktık geceye
Bazımız da kocamızı beklerken üzüldük gidemediğimize
Ne iyi ettik kızlar.. Gene yapalım.

26 Ağustos 2009

Oyun grubu - ve bize kattıkları

başlıklı yazımı hala bir türlü yazamadım biliyorum.. Zaman zaman paragraflar zihnimde itişip kakışıyorlar, ama gündemde kendilerine bir türlü yer bulamıyorlar malesef.
Ama bakın onlar yazdı benden önce:




Daha fazlası için bir zahmet Mother & Baby dergisinin Eylül sayısını alıverin :)

Not: Yıllarca uğraşıp kurtulamadığım kadın doğum asistanlığından bir kalem darbesiyle kurtulduğuma mı sevineyim, kızlık soyadıma geri döndüğüme mi üzüleyim bilemedim.. Allah'tan ünlü değilim, hakkımdaki haberlerdeki yanlışları düzeltmeye çalışmaktan anam ağlardı sanırım.

15 Nisan 2009

Herkes tercihleriyle yaşar..

Bu da benim çok sık tekrarladığım ve inandığım birşeydir.
İnsanların tercih ettikleri ve değiştirme şansları olan şeylerden şikayet etmelerini doğru bulmam. Bebeğim daha ufacıkken ikinciyi yapmak bizim kararımızdı, başedebileceğimize inanmasak yapmazdık sanırım.
Bugün, terrible two'm ile ve kocaman 30 haftalık göbişimle (ve içindekiyle) tek başımıza oyun grubu buluşması için Altunizade'den Feriköy'e gitmek, hem de trafiğin yoğun olduğu saatlerde, benim tercihimdi.
Şikayetçi değilim.
Neyse ki kızım beni hiç üzmedi, özellikle yolda giderken uyuyarak (trafik korkunçtu) gelirken de uyuklayarak yolun farkına bile varmadı, şükür.
Orda da arkadaşlarım sağolsunlar beni fazla yormadan hem Damloşun peşinde de koşarak, hem de bizi besleyerek :) kararımdan pişman olmamamı sağladılar.
Zor bir gündü. Evet.
Bunu tekrar yapar mıyım? Yapmam diyemiyorum. Şartlara bağlı.

7 Nisan 2009

Minik eller çiçek ekerken...

Minik eller saksılara toprak doldurup çiçek ekerken...


Minik eller yorgunluk meyve sularını (!) içip keklerini yerken...

Babişler güneşte minik elleri seyrederken...

Minik ellerin diktiği minik çiçekler güneşte yorgunluk atarken...

31 Mart 2009

Dört kadın

Biri şahane fotoğraf çeker... Şahane blog yazar, çok okunur. Şahane ekmek yaparmış ama biz yiyemedik henüz...
Biri şahane bina yapar, şahane toparlar.. Kendisi farkında olmayabilir ama kısa ve öz konuşmalarıyla beni de toplarlar.
Biri şahane yazar(dı), neden yazmayı bıraktığını kendi bile bilmez. Şahane güler, şahane güzeldir ama sanki farkında değilmiş gibidir.
Biri durmadan çocuk yapar. Boş vakit buldukça ameliyat yapar.
Ortak noktaları var mı bebeklerinden başka? Bunu zaman daha iyi gösterecek.
Ama bence bu dört kadının birleşiminden şahane bir akşam yemeği partisi çıktı.. Bana daha iyi gelen acaba yemek miydi, gece ve Taksim miydi, Tünel miydi, İstiklal'de yıllar sonra gece yürüyüş müydü, önyargısız ve çıkarsız arkadaşlar mıydı, çözemiyorum.
Bildiğim, bunun tekrarını istediğim.
Teşekkür ederim arkadaşlar.

14 Şubat 2009

Komşu komşu hu huuu

Küçük hanımefendiler....
Onlar bizden daha gerçek belki de....







4 Ocak 2009

BEÖ: Yeni yıl

Damla hanimin ilk farkinda oldugu yeni yıldı bu yıl... Geçen yıl malum minimini bir bebecikti...
Bu yıl ilk defa "Noel Baba" ve "Çam ağacı" ile tanıştı.
Biz evimizde çam ağacı kurmayız ama, katıldığımız şahane oyun grubu partisinde Damla hanım anladı yılbaşı çamının mantığını.
Noel Baba'yı şekil şemal olarak anladı ama kavramını henüz öğretmedim çok da.... Hani bacadan gelir, hediyeler verir gibi..

Ama yeni yılın gelişini kutladığımızı, aile ya da arkadaşlarımızla toplanıp yemek yediğimizi, birbirimize hediyeler verdiğimizi sanırım kavradı.


Biz de pamuktan kardan adam yaptık ama tekrar olacağı için resimlerini koymuyorum...
Herkesin yeni yılı kutlu olsun :)

3 Ocak 2009

Annecim makarna pişirebilir miyim?

Kızım çok mu aceleydi bi üstünü giyinseydin...

Makarna pişiricemmm

Hayır ben pişiricem

Hayır ben pişiricem

Kusura bakmazsanız ben makarnayı değil de sizi yesem......

2008 ne güzel bitti

Hep böyle güzel kalın..

Hep böyle neşeli kalın..

Hep böyle birlikte kalalım...

Siz de hep böyle birlikte kalın...

Hep böyle masum kalın...

Hep böyle hediyeler alalım :) heheeh

Hep böyle can verin bize, güzel kalın bu kadar..

Hep böyle mutlu kalın, cicim ayları bitince de hehhe:)
Her yılımız bu yılımız kadar güzel olsun tüm güzellikler hepimizin olsun.

19 Ekim 2008

Arkadaş edinmek için geç mi kalmıştım..

Geçen senelerden birinde, 30'lu yaşlarıma adım da atmışken, arkadaş edinmek için artık çok geç demiştim kendi kendime...

Bunun kaderin bir işi olduğunu, insanın ilkgençlik yaşlarında karşısına çıkan arkadaşlarının öyle iyi, öyle iyi olması gerekliymiş ki, o günlerden taaa bu zor ve karanlık şehir stresinin hepimizi boğduğu, hayatımızı vakitsizliğin esir aldığı günlere kadar gelebilmesi mümkün olabilsinmiş diye düşünmüştüm..

Hayat bana bu konuda acımasız davranmış, çook sevdiğim, zar zor badirelerle edindiğim, oğlaklığından mı nedir kendim gibi sevdiğim arkadaşımı da çoook uzaklara savurmuştu (buna da ayrıca sitem ederim hep zaten).

Ne bileyim, hiç de öyle değilmiş.. İnsan otuzundan sonra arkadaş da edinirmiş, biraz zorlarsa dost da edinirmiş.




5 Ekim 2008

Bayram yemeği

Ben toplu aile yemeklerini, hep beraber masada yenen uzuun sohbetli kahvaltıları, kalabalık toplantıları çok severim.
Yalnızlık fobim mi var? Burcum gereği mi böyleyim?
Cevabını bilmiyorum..
Ama şunu söyleyeyim, bu sene bayramın 1. günü annemde ve 3. günü bizde yenen yemeklerin tadı damağımda kaldı.
Annemde ailecektik.
Tavuklu pilavımızı yedik.
Üçüncü günü, bizim evde birbirinden güzel üç bebiş ve onların onlar kadar güzel aileleriyle şahane bir sofrada (annecim ellerine sağlık) buluştuk.

Gelenlerin, yiyenlerin, bizimle birlikte olanların ve olanların ayaklarına, gönlüne sağlık....

30 Eylül 2008

Beraber büyüdük....


Nasıl da büyümüşüz maşallah.

21 Eylül 2008

Duyu bebişşş Duyu bebişş



Damla hanım bugün, Duru bebiş ve onun bebeği Ayşe bebişle tanıştı.. Annesi de Duru hanımın annesi İlkay'la..Güzel bir sabah oldu. Duru hanım, Damla'nın adını net olarak öğrendiği ilk arkadaşı idi.
Birlikte, en çok Duru'nun piyanosu ile, diğer oyuncaklarla oynadılar. Ayrıntıları İlkay burada çook güzel anlatmış.
Ama en önemli ayrıntıyı unutmuş.. Bu iki annenin çook önemli bir ortak noktası vardı:
İkisi de "Ooo Ercan" isimli iğrenç şarkıyı ezbere biliyordu!! Ve hatta daha iğrenç olan "Yumurta nedir"i de... :))
Ne demek istediğimi de ancak bu şarkıları yaşayan anlar .. Hahahaha...
En kısa zamanda görüşmeyi dileyerek ayrıldık Duru hanımlardan..

25 Mayıs 2008

BEÖ: Damla Hanım'la Spor Aktivitesi

Fotoğraf maklinemizi Music Together sınıfında unuttuğumuz için bu aktiviteyi fotoğrafsız olarak yazıyorum.
Damla Hanım'la mahallemizin (Koşuyolu) parkında yer alan spor alanına gittik. Oradaki kocamaaan spor aletlerini denedik.
Çok eğlendi. Bel inceltmek için olan aletin üzerine çıktı ben onu sağa sola çevirdim.Bu aralar en büyük hobisi tırmanmak olduğu ve aklımın ermediği şekilde her yere ve her şeye tırmandığından, aletler ona çok ilginç geldi.
Mekik aletine tırmandı.
Bisiklete bindi, ayakları yetmedi pedallara tabii ki, iki ayakla zıplama hareketi olan aletin bir ayağına o diğer ayağına da arkadaşı bindi, çok komiktiler ama resimleyemedim malesef.S
onra da en eski spor olan atletizmle noktaladık günü :) O önde ben arkada, koştuk.......

11 Mayıs 2008

Kerem Bey'in doğumgünü


Biz o gün çocuklar gibi şendik.
Çok eğlendik.
Teşekkür ederiz Kerem Bey.