Benimkiler..

Benimkiler..

18 Nisan 2016

Doğurmadığım bebeklerin annesi olmak..

Kadın doğum hekimi olmak değişik bir psikoloji. Biraz anlatabilsem keşke nasıl bir his olduğunu.. Ya da bana nasıl hissettirdiğini...

Bir kere zor bir işi önce teknik güçlüğünden bahsedeyim. Kesinlikle maddi karşılığı için yapılacak bir iş değil. Psikolojik baskısı, fiziksel yoğunluğu, sorumluluğun büyüklüğü insanı haddinden fazla yoruyor. Gecesi gündüzü olmayan bir branş zira. Bu bebek insanlarına saat kaçta doğmaları gerektiğini söyleyemediğiniz için, mesai tanımı da olamıyor. Örneğin yılbaşı gecesi 01:49'da doğumhanedeydim. Ya da kendi doğumgünümde pasta kesildikten hemen sonra girdiğim hastaneden iki bebişin peşpeşe aramıza katılması suretiyle gece 12'de çıktım. Ya da bir pazar sabahı evdekiler daha uyurken doğumhaneye girip, peşpeşe üç bebek doğurtup, evdekiler daha uyurken :) hiçbirşey olmamış gibi simit alıp eve gidip kahvaltı hazırlayabildim. Ya da.. bayram arifesinde babacığımın mezarına ziyarete gideyim diye üç ay önceden bilet aldığım uçağı, tamıtamına sekiz arkadaşımızın iki gün içinde doğmaya karar vermesinden ötürü kaçırabilmeyi başardığım oldu..
Tabii öyle doğurttum oldu da olmuyor. Sağlıklı mı sağlam mı, doğumda Bir şey olacak mı, annesinin kucağına sapsağlam verebilecek miyim, hadi ıkın, hadi be yavrum doğ. Bu bir değil iki değil üç değil dört değil yüzlerce kere tekrarlanan bir film! Her bir seferinde filmin sonunun aynı bitmesini umarak izliyorsun, dualar ederek ve maalesef hiçbir sefer filmin sonunu gerçekten bilmiyorsun. Doğa sporu falan yapmana gerek yok, adrenalin istiyorsan doğum yaptır :)

Bütün bu stresin, zamansız çalışmanın, yoğunluğun ve yoruculuğun sonunda, her defasında yeniden bebeğin oluyor. Bazen bir değil iki tane hatta! Hayatımın en heyecan verici tecrübesi anne olmaktı ve bunu iki kereden fazla tatma olanağım yok fiziken. Ama ruhen, çok şükür ki, ne şükür ki, her geçen gün yeni bebelerim oluyor. Zaten gebelik süresince öyle bir ilişki kuruyorsun ki annelerle, doğumdan sonra sanki her biri benim gibi oluyor.
Sabahları günaydın eşliğinde bebelerimin fotoğrafıyla uyanıyorum – sağolsunlar gönderiyorlar -.. Yolda sokakta yürürken bazen yorgunluktan tomsurmuş önüme bakarken bebelerimden biriyle karşılaşıyorum – sağolsunlar hemen getirip kucağıma atıyorlar – yüzüm gülüveriyor.

Büyüdüklerini görüyorum, abla abi olduklarını. Kardeşlerini doğurtunca biraz mahsun oluyorum ama olsun onlar ilk göz ağrılarım :) Sonra yeni doğanları da o kadar çok seviyorum :)
Kocaman bir aile oluyoruz bebeklerimle, onların anneleriyle, babalarıyla, bazen geniş aileleriyle. Bunu çok seviyorum.
Gün içinde çok ama çok sıkılıyorum bazen, geliyor bir mis kokulu, gıdısını boynunu şöyle bir koklayıp cennet kokusunu içime çekiyorum, ne dert kalıyor ne tasa... Bu arada bilmiyorum neden böyle güzel kokuyorlar.. Cennet gibi.. Aslında ne kadar pis bi yerden geliyorlar kan su bazen çiş :) Ama istisnasız cennet gibi kokuyorlar.
Seviyorum ben bu işi :)










2 yorum:

ELİF sarı dedi ki...

para için yapılacak iş değil cümlesine sonuna kadar katılıyorum. İyi bir kadın doğumcu aileden biri gibi lakin sorun şu; bizim bir kadın doğumcumuz varken doktorun yüzlerce hastası /ailesi var. So, what can u do sometimes?

mucize dedi ki...

Size hayranim her açıdan. Maşallah. ..