Buyrun, ben

Buyrun, ben

13 Eylül 2007

Ben şimdi ağlamıycam

Daha onbirde öğle yemeği yiyorum. Ama küçük çatalla yiyorum ki karnım daha çok yedim sansın, daha çabuk doysun. Kanepeye fasülye döktüm. Olsun. Ben bu sene de oruç tutamıyorum. Bissürü şeyler yemem gerek ki minik kalbim sütler emsin, doysun. minik kalbim artık şeftali yiyor, hem de elma da yiyor.
Ben onu öyle çok seviyorum.

Dün annemle babamin evlenme yıldönümü idi. Ben unuttum. bir gün önce annem hatırlatmıştı oysa. Ben yine de unuttum. annem çok ağlamış ama. Bugün damlaya anlatırken duydum, bak bu resimdeki senin deden dedi, yine ağladı. Ben de ağlamamak için hemen kaçtım ordan. Damla anlamadı. Sonra babamın resmini ortadaki sehpanın üstüne koymakla hata yaptığımı anladım (Daha çok görüp daha çok ağlıycaz diye) Yine eski yerine, aynalı büfenin üstünün kenarına koydum.

Ben hala babamın ölmesini içime sindiremedim ama bunu farketmeyeyim diye düşünmüyorum hiç. Çünkü hep üzgün oluyorum sonra. Hastanelerden nefret ediyorum. Kanser hastalarına şifa versin Allah'ım. Bu hastalık bu kadar kötü olmasın artık.

Hem dün Dafi'nin de doğumgünüydü.
O da yok ki artık. Ayçaada Damlaya yanlışlıkla Dafi diyo hep. Ben de diyorum bazen ama bunu onlardan saklıyorum. Sonra da Damlaya dafi dediklerinde kızıyo gibi yapıyorum, Dafişi ne kadar çok ozledigimi anlamasınlar diye.

Biz mutlu bir aileydik.Bugün

pikniğe gitmiştik Belgrad ormanına. Ben yine kebap diye tutturmuştum.. Begüm pikniği sevmez o gelmemişti. Damlayi cok sever ama. Onu hepimiz seviyoruz.

Şimdi Aycaada aradı, alt kattaki psikopat komşu annemlere panjur takan adamlarla kavga etmiş. Annem yine üzülmüş. Annemi üzeni üzmek istiyorum. Ayça da damla uyuyo diyince üzüldü. Getirsene ozledim dedi.

ben bugün nöbetçiyim. ben de özliycem kızımı. (Allah kimseye evlat hasreti, acısı, ayrılığı vermesin)
Ben şimdi ağlamıycam ama.

10 Eylül 2007

markete gittik


kalbim artik mamasini yiyor oturup
daha cok da tukuruyor
ama bu lokmalar onun icin cook buyuk ve zor



markette de artik alisveris arabasina kurulup gidebiliyor (masallah :) )
annesi ise,
bazen tembellikten, bazen yorgunluktan..
artik blogunu pek guncelliyemiyor :(

30 Ağustos 2007

Onunla buyuyor onunla buyuleniyorum her an

Bu aralar biraz uzak kaldik blogumuzdan. Biz kizimla buyumekle, ben onunla buyulenmekle mesguldum :)

Tatilimizi yaptik, hanyayi konyayi gorduk diyemeyecegim, bence cooook iyi bir tatildi :) Neler mi yaptik,
Mesela daglara taslara tirmandik

(Burasi Behramkale)
Yuzme ogrendik.
(Burasi Arsuz İskenderun)
Biberonla kendi sutumuzu kendimiz icmeyi ogrendik.
(Burasi Bebek Parki)
Sonra ayak parmaklarimizi kesfettik, yemeyi ogrendik.

Sonra donduk, isimize basladik. Ozlemeyi ogrendik :(

19 Ağustos 2007

Ben buradayim internetim nerede

Tamirde.
Yapilir yapilmaz gelecegiz kizimla sizi ziyarete.
Benim boncuk gozlu sari (olmayan) sacli kizim.
minik kalbim.

13 Temmuz 2007

Gidilen yol - varılan yer

Benim için, varılan yer kadar gidilen yol da önemli.
Yoldan keyif almak, tadını çıkarmak,
yolcu olmak..
Bu nedenledir ki, sadece küçük bir şey (güneş kremi, saç boyası.. vs) almak için minik kalbimi alışım, anneanemizin peşine takılıp, taksilere, gemilere binişim,

Eminönü sokaklarını arşınlayışım...

Hiç üşenmeyişim, kızımla beş saat gezişim. Yolların tadını çıkarmak için.
Bu nedenledir ki, memleketin bir ucundan diğer ucuna arabayla gitmeye kalkışımız kocamla kızımızı da alıp...
Biz seviyoruz yolu. Yol bizim olsun, arabamızda soğuk suyumuz olsun, mola yerlerinde pikniklerimiz olsun,
o benzinci senin bu park yeri benim olsun.
Yollar git git bitsin, eve varılsın.
Yorunulsun ama tadı çıkarılsın.
Eee minik kalbimiz de annesiyle babasının yol sevgisine erken alışsın :)
Yani kısacası,
biz hanyaya ve konyaya gidiyoruz, kızımızla, arabamızla.
Dedemizle de tanışmaya, kabristana da, büyük dedemizin, dedemizin, babaanemizin elini de öpmeye.
Arada birkaç gün de tatile.
Görüşürüz.

7 Temmuz 2007

BU HAFTA SONA ERMEDEN...

Bu hafta sona ermeden, bunları mutlaka yapın:
Gerçek bir bahçe bulup dalından meyve (mümkünse dut) yeyin!!


Cevahir AVM'ye gidip, sıcak bir günde serin serin indirimin tadını çıkartın!!


Pierre Loti'ye gidip, gerçek manzarayı izleyin. (Dikkat, fazla güneşte kalmayın :))

Gemiye binin.

Taksim Asmalımescit'te, Canım Ciğerim'e gidin. Ciğer yeyin. Tüm o salata çeşitlerinin tadına mutlaka bakın. Künefeye de başlamışlar, kaçırmayın!

Çok yorulduysanız evde kitap okuyun, dinlenin...

Damla hanım bu hafta öyle yaptı da :)

4 Temmuz 2007

Minik kalbimin annesi hasta

Minik kalbim hasta oldu
iyilesti
annesi hasta oldu
Ama inan olsun ki
ben hasta olayim
minigim iyi olsun yeter ki..

yok yok bu annelik patolojik gercekten :)

28 Haziran 2007

Minik kalbim Bebek Parkı'nda...

Bakınız, benim minik kalbim,
böyle tombik yanaklı,



Böyle uykulu,



Böyle maviş gözlü,


Böyle kusmuklu,


böyle de tadından yenmez bi bebek...


Tavsiye ederim yanii... :))

15 Haziran 2007

Aslında 2005 daha kötüydü

Hayatımın en kötü senesi diye 2005'i hatırlayacağım hep: Anneannem öldü, Dafi öldü, babam hastalandı
Ölümle, gerçek acılarla tanıştım

Sonra 2006 daha kötü oldu benim için, babam gitti bu kez.

E 2007'de de dedem öldü, dün...

Ama olsun, artık herşey daha güzel


Çünkü bebeğim var, insan kalbinin ne kadar büyük olduğunu ve içine ne kadar çok sevgi sığabileceğini bana öğreten minik kalbim....

11 Haziran 2007

Seni seviyorum Pressa.

İkea'ya götürdü sevgilim bizi. Yeni evimize bissürü bissürü pratik, kullanışlı ve ilginç şeyler aldık.
Ama bence bugüne dek İkea'nın ürettiği en akıllıca şeyi de aldık.
Onlar yapmasa birgün ben yapacakmışım meğer, ben yıllardır bunu arıyormuşum da haberim yokmuş.
Bu biiir..
Mini ütü masası!!! İşte de resmi:

Adı da Pressa. 10 YTL. Çok hafif, ütüden bile hafif. Minik. Alıyorsun, kolayca heryere götürüyorsun, sonra da askısından istediğin yere (kapı arkası, dolap içi) asıyorsun.

Benim gibi iki parça için ütü masasını açmaya üşenip yerde yastık, battaniye vs üzerinde ütü yapanlar için birebir. Özellikle minik su damlasının minik çamaşırları için.

Yani o kadar hoşuma gitti ki, ADSL bağlandıktan sonraki ilk postumu ona ayırdım.

Seni seviyorum Pressa.

30 Mayıs 2007

Bebek'te Catz

Catz'de bebek :)

Peki ben böyle kızımı alıp alıp Bebek'e teyzesinin kafesi Catz'e gitmelerimden nasıl vazgeçeceğim taşınınca?



Sonra teyzeleri yoklamada yok yazıyor kızımı :)




29 Mayıs 2007

Bremen müzik festivali




Resim: Ben Berlin'de.
Berline gitmisiz.. once bizi gezme amacli bir hastaneye goturuyorlar, kayinvalidem, askim ve beni. Hep turkler var ama orda (ben gercekten de yabanci yerlerde hastaneleri gezerim ama).

Resim: Berlin'de Kirik Kilise.

Diyorum ki, ben sikildim hastanelerden, bir otobuse bineyim rastgele, gideyim, guzel bir yer bulunca ararim. Otobuste de turkler var cok.

Bir yerden gecerken hep muzisyenler goruyoruz, cok hos melodik muzik yapan gruplar. Bir durakta herkes iniyor. Ben de hemen iniyorum.

İste orasi Bremen Muzik Festivali’ymis. Caz da yapiyorlar sokakta, baska muzikler de. Hemen sevgilimi arayim gelsin diye dusunuyorum.. ama cep telf.da numarasi yoktu.. son arananlardan onun numarasini bulmaya calisirken biraktim kendimi orada.

Bir de bir Berlin kitabi alsam daha rahat gezerdim diye dusundum.

Sorular:
1. Bremen’de muzik festivali var mi
2. Bremen olmasinin bizim emlakcinin 14 yil orada yasadigini soylemesiyle ilgili var mi
3. Berlin’i mi ozledim ben
4. Acaba yabanci bir ulkenin bilmedigimiz sokaklarini sevgilimle gezmeyi mi daha cok ozledim
5. Tum bu tuhaf ruyanin sabah 5’te kalkip sut sagmak gibi tuhaf seyler yapmamla ilgisi var mi
Neyse, velhasil kelam, hayirdir insallah!!



Resim: Checkpoint Charlie. Berlin'de.

27 Mayıs 2007

Besiktas'a veda

Ancak ve sadece kızım icin
Minik su damlasi icin Besiktas'tan ayrılabilirdim galiba.

Ayrılıyorum
Çok üzülüyorum.
Ama geri döneceğim (gerçi bu aralar film de izlemedim ama Türk filmi repliği gibi oldu bu cümleler :)

Biz taşınıyoruz.
Anadolu'ya
Minik kalbimin anneannesinin karşı apartmanına.

Bahçe katına.

Bahçede kahvaltıya beklerim efendim :)

20 Mayıs 2007

Merak edenlere dünya guzelleri


Aslinda bir onceki posta resim koymamistim
Ama ne yalan soyliyeyim minik kalbimi merak edenler oldugunu bilsem koyardim :)
İste istek uzerine iki dunya guzeli:
Damla hanim teyzesi ile Bebek Parki'nda.

11 Mayıs 2007

Benim kızımın

Gülünce gözleri kayboluyor

6 Mayıs 2007

Benim minik kalbim buyudu 40 gunluk oldu

Minik bir kalp icin ne uzun bir sure degil mi?
40 uzun gun....

Benim minigim prenses oldu.



Buyudu de parka bile gitti :)



Ben anne oldum........

29 Nisan 2007

Hadi bir oyun oynayalim

Mesela bagiran Damla Hanim'in gaz sancilarini gidermeye calismaca...

Bizim denediklerimizin disinda bir yol bilen var mi?

1. Sicak su torbasi
2. Karin masaji
3. Elma yagi
4. Adacayi yagi
5. Rezene cayi
6. Metsil damla
7. Sab simplex damla
8. Zinco damla
9. Arabayla gezdirmek
10. Sac kurutma makinesi
11. Besikte sallamak
12. Kucakta sallamak
13. Bebegin sesini bastiracak sekilde bagirmak!!

26 Nisan 2007

Kucak bebisi elif damla :)

age35 ne dogru soylemis..
kucak bebisi..

benim minik kalbim tam 3 saat 42 dakikadir agladigi icin kucaktan indirmek ne mumkun
hakkini yemeyeyim bir dakikadir aglamiyor :)

en korktugum seydi bebegimin kucaga alismasi
hep de buyuk konusmayayim derdim
yine de dua ediyorum bu kolik sancilari bitince de kucak istemez umarim cok.

(Allah'im bizlere sabir
bebegime misil uykular ver.)
Size de benden bayram sekeri niyetine bir Damla resmi:

Bugun minik kalbim tam bir aylik

Kontrolumuze gittik. Hepatit asimizi olduk. Kalca ultrasonumuzu yaptirdik.

Sonra yuruyerek eve donduk.

Markete de ugradik.

Acik hava iyi geldi, tum ogleden sonra ve aksam uyuduk..

ki gece uyumayalim ve annemizle babamizi da uyutmayalim..

ki annemiz de gece birde oturup bir post yazsin benim besigimi sallarken.

Boylece merak edenler varsa etmesin.


Biz buradayiz...

13 Nisan 2007

Aycaada'nin blogu

Ben daha blog nedir bilmezken birgun (anneannemin öldüğünün ertesi gunuydu) Aycaada'nin blogunu okudum ilk. Hem blog nedir ogrendim, hem de Ayc ne kadar yeteneklidir onu bir daha gordum. Kapaliarsi'da cektigi camlar ve boncuklar fotosu vardi. Cok guzeldi.
Simdi, fotolar icin mi yazilar icin mi okudugumu net bilmiyorum. Ben galiba Aycaada icn okuyorum (Sahibinden torpilli blog)

Hem Aycaada artik teyze oldu. Kizimin teyzesi.

Damla'nin hikayesi

Gunlerdir heyecandan, yorgunluktan, vakitsizlikten post yazamiyorum. Aslinda Damla'nin oykusunu anlatmak istiyordum..

Bu blogun okuyucusu olanlar tum bunlari biliyor gerci..

Damla'nin oykusu aslinda bir tup bebek merkezinde basladi.. Bundan aylar once... Hatta ilk ignelerimizi Italya'da yaptik.. Sevgilim beni moral tatiline goturdugunde, bu romantik ulkede, kimi zaman trende, kimi zaman otelde, kimi zaman metro istasyonunda tuvalette gule eglene olduk ignelerimizi.. Hep dua ederek, bu kez tutsun diye..

Istanbul'da devam etti igne fasli.. Bu kez uzundu, bir bucuk ay surdu. Gunler gectikce heyecan artiyordu. Sonra malum asamalar, yumurta toplama, bircok yumurtamiz vardi neyse ki, dollenme de cok basariliydi, acaba bu embriyolardan birinin (ya da birkacinin nasibinde dunyaya gelmek var miydi?)

Hayatimin en heyecanli gunleri sonra.. Bekleyis.. Aslinda bu kez de beklerken moral olsun diye kucuk bir gezinti yapip, Saros'a gittik.. Gecen yazin en guzel sahil gununu yasadik... Belki de moralimi hep yuksek tutmam icin yapti bunlari sevgilim.

Sonra o gun.. Beta hcg pozitif.. Bu sevinci yazamayacagim cunku kelimeler yetmez. Aglamistim ama.. Dogumhane bilgisayarinin basindaydim. Sonucu gorunce agladim.. agladim..

Ikiz ya da ucuz olabilir dedi hoca.. Sevincimiz iki kat olmustu.

Ama sonra ultrasonda gorulmeyince ve kurtaj karari verilince, buraya kadarmis duygusu da iki kat oldu. Iki gun sonra tekrar bakilacak ve bos kese oldugu teyit edilince alinacakti. O iki gun ise, hayatimin en kotu degil ama oldukca kotu gunlerindendi.. Izin verdiler bana isyerinden, evde tek basima gecirdim o zor saatleri. Tum gun aglayarak.. Internetten annelerin bloglarini, cocugu olmayanlarin yorumlarini okuyarak...

Sonra.. Bir mucize oldu... Ultrason ekraninda, bir minik kalp.. Pit pit atan.. Benim minik kalbim.. Minik bir damla, bizi hayata baglayan.. Iste oradaydi. Vardi. Pit pit atiyordu.

Gebelik sureci odukca zordu. Bulanti kusmalari saymiyorum, onlara raziydim. Zaten cok sukur Allah'a, ciddi bir saglik sorunum da olmadi. Cok stresliydim ben, hem kisilik itibariyle, hem de cok kiymetliydi minik kalbim, onu kaybetmekten cok korkuyordum.. Bu arada baska bir kiymetlimi, canim babami kaybettim. Once hastaligi, sonra vefati, beni yerden yere vurdu. Kizimin varligiydi tek tesellim.

Zeka testlerimiz kotu cikinca amniyosentez stresiyle de ugrasmamiz gerekti. Ne zamanki sonucun temiz oldugunu ogrendik, ayrintli ultrason da normal cikti, o zaman biraz rahatladim. Kizima minik minik patikler, coraplar, elbiseler alma izni verdim kendime..

Sevgilim de en az benim kadar heyecanliydi, hatta ben onu hic boyle gormemistim! Kizimizin odasinin her santimini elleriyle yapti. Duvarlari boyadi, esyalari birlikte sectik, o monte etti, yerlestirdi. Hatta zemin dosemesini bile elleriyle yapti. Dunyanin en guzel odasi bana gore, her adiminda sevgi islendi cunku.

Son ay geldiginde ben hala 10 kilodan fazla alamamis, hatta bir kilo da vermistim. Artik stresten mi bilmem..

Kizimiz 26 Mart gunu, benim rahmetli anneannemin, Dr Albay Ali Riza Bey'in kizinin (benim doktor olma konusundaki rehberimin, idolumun) kizinin dogum gununde, Istanbul Cerrahi Hastanesi'nde sezaryen ile dunyaya geldi.

Geldi, hayatimizin anlami oldu cikti.

Cok sukur. (Allah isteyen herkese nasip eder umarim)

10 Nisan 2007

Sen mutlulugun resmini yapabilir misin?

Ya da fotografini cekebilir misin?


Peki en son ne zaman sevincten agladigini hatirliyor musun?

22 Mart 2007

Pazartesi 12'de..

Kimseye söz veremem.
Kusura bakmayın.

Allah nasip ederse.. Kızımla randevum var.
İlk buluşmamız olacak (bir tür blind date denebilir :) )

İnşallah.

16 Mart 2007

Canimin yarisi sozlendi, darisi diger yarisina.

Canim kardesim benim,
asi bebek

Aman aman istemem, nisan istemem, elbise giymem, kahve yapmam diye diye oldu iste.
Taktin ya o yuzugu parmagina,
tamam artik. Gam yemem :)


Bak sana bisey soyliyim,
ben sana hic seni ne kadar sevdigimi soyledim mi?

Ya mesela bundan yillar once ilk gorev yerim olan koydeyken bana yazip faksladigin mektubu her okuyusumda agladigimi? Soylemedim di mi.. Tamam. Duymamis ol.
Anla ama ordan sizin ikinizin benim canimin ici oldugunuzu.

Bir omur mutlu olun insallah canim kardesim.

Darisi oteki canimin basina :)

NOT: Yuzukler takilirken fotograf ceksin diye makineyi askima vermistim, boyle bir acidan cekmeyi tercih etmis. Vallahi. Bendeki tum fotograflariniz boyle.

13 Mart 2007

Hadi yavrum biz haziriz (sanirim) gel artik

Artik sayili gunler kaldi minik kalbim sana kavusmamiza.. Hayirlisiyla sag salim gelirsin insallah.
Haziriz biz.
Sen de hazir misin dunyaya?

Heyecanliyim cok, nasil birisin acaba?
Aylar evvel ekranda minik kalbinin attigini gordugum anda hissettigimden daha heyecanliyim su anda.

Gel yavrum, haziriz biz.

3 Mart 2007

Bunları ben yaptım ama kızıma mı kendime mi bilmem :)

Bu bebek şekerlerini ben yaptım. (Bebek şekeri, bebek görmeye gelenlere ikram edilen şeker manasında)




Aslında sanırım kendime yaptım ben bunları çünkü çok şekerleeerr :) Oynaması çok zevkli, yapması da zevkliydi, kocişimle güzel bir akşam geçirdik eğlene oynaya... Ama biraz abarttım sanırım, hem sayı hem de çeşit olarak :)


Ama yine de minik kalbim doğunca bizi ziyarete gelmeyi düşünenler üzülmesin, e onlara da ikram edicez tabii ki. Yani amaç bu değil mi zaten?


Olsun, ben sonra tavşanları ya da minik bebişli şekerleri özlersem resimlerine bakarım.. Di mi ama?


Evet evet bakarım.

27 Şubat 2007

İtiraf ediyorum: Biraz korkuyorum

Yeni hayatımın başlamasına az kaldı. Artık minik kalbim içimde değil kucağımda, etten kemikten sahici bir bebek olacak.
Hayatımız asla eskisi gibi olmayacak
Korkuyor muyum ne?

23 Şubat 2007

Ben aslinda Fener'liyim...

Bugune dek minik kalbime aldigim cicilerin resmini cekip bloguma koymadim hic nedense..
Aslinda dayanamayip her gordugum minik giysiyi satin alisimla celisiyor bu davranisim ya neyse

Fakat sunu gorunce daha fazla kayitsiz kalamadim. Bu cicegi burnunda olmak uzere olan babisimizin bebegine tek basina aldigi ilk sey. Ama o kadar sirin kiii.....

Yani neredeyse kizimin Cimbom'lu olmasina izin verecegim desem yeri. :)


19 Şubat 2007

Romantik sevgililer gunu yemegi: Patlican musakka

Ne var canim, adi pek romantik degil, ama sevgilimin en sevdigi yemek....
Ustelik ben pilav bile pisiremezken, musakka bir guzel oldu, bir guzel oldu, ben bile sasirdim. Icine sevgi katmistim, ondan sanirim :)

Bugun de bamya yapacagim... Sorun su ki, bamya kiymasiz / etsiz olmuyormus... Netten ve yemek kitaplarindan on tarif buldum belki, hepsi etli.. E mecburen ben de gidip kiyma alayim bari...

Yemek yapmayi da ogrenecegim hic aklima gelmezdi ya, neyse.

16 Şubat 2007

Ben olsaydım bir gebeye en çok bunları merak edip sorardım :))

Aslında doğuma ne kadar kaldığını tam ben de bilmiyorum. Çünkü benim kızım bana benzerse eğer gününü beklemezmiş gibi geliyor. Hatta bunu, kızımın kız olacağını bildiğim gibi kesin bir şekilde biliyor gibiyim. Ama eğer doğum tarihini bize bırakırsa koç burcunu ucundan yakalayacak sanırım.

Hangi hastanede doğacağını da tam bilmiyorum. Yenidoğan yoğun bakımı iyi, eve yakın, manzarası güzel :) Kriterlerime uygun bir hastae yapsalar yetiştirebilirler mi acaba?

Sezeryanla doğacak. Tüp bebek çünkü. Zaten benim de o ağrıları çekmezsem anne olduğumu nasıl hissedeceğim diye bir endişem yok. Olur da normal doğursaydım da epiduralsiz yapmazdım. Annem benim için ne acılar çekti ben de kızım için çekmeliyim demezdim hiç.. O acıları aşılamalar, tutmayan tüp bebek denemeleri, gebelikta klinikte en yoğun yerlerde çalışırken çektiğim acılara saysın artık minik kalbim :)

Gebeliğimin erken dönemlerinde yürüyüş, spor yap sonra anlayacaksın diyenlere, babam hasta, işim çok yorucu eve geldiğimde halim olmuyor, vaktim yok gibi bilimum bahaneler sayarken, aaah ah iki büyük sözü dinlesem olmuyor muydu? Şimdi iki adım yürüyorum nefesim kesiliyor. Yok yürüyüş falan yapamıyorum. Yürüyüşcük yapıyorum sadece..

Neyseki henüz 11 kilo aldım (tek başına söylenince kulağa ne korkunç geliyor) aslında normal sınırları taşmadım henüz. Sanırım stresten ve bulantılardan başlarda pek yiyemedim ondan.

Neyse, fazla kilo almamak iyi birşey. Evde geçen son ayda nasıl olacak bakalım..

14 Şubat 2007

Hayal ve minik kalbi evden bildiriyor

Ozgurlugumun ikinci gunu.
İnsan evde stressiz ne rahat oluyormusun da ikinci gunu.

Artik evde minigimin gelmesini bekliyorum.

Bugun icin planlarim:
Markete gitmek
Yemek yapmak
Camasir yikamak
Ogle uykusuna yatmak
Bir ara (vakit kalirsa) soyle Bebek taraflarina dogru yuruyus yapmak

Bu ev hanimligi da ne zormus canim :))

1 Şubat 2007

Yolların kartalıydım sağ şeridin serçesi oldum

Ee herşey kızım için.. Ben bile inanamıyorum, sağdan sağdan yavaş yavaş gidip geldiğime. Hatta o kadar ki, E5'in sağ tarafındaki binaları ilk defa görüyorum gibi oldum :)

Böyle trafik canavarlığını bıraktığım (bırakmaya çalıştığım) yetmezmiş gibi, neredeyse erkek trafik canavarlarına korma bile çalmayacağım yakında...

Ama yine de son birkaç hafta araba kullanmamam gerek. Kendime bir şöfer (!) tutma olasılığım da olmadığına göre, sevgiliciğime şımarmam gerekecek, beni her sabah Beşiktaş'tan Kartal'a götürsün, sonra da Lenet'e kendi işine gitsin (e tabii ki geç kalsın) diye.. Eeee.. Ne yapalım herşey kızımız için :))

30 Ocak 2007

Sabahları bir fincan neskafe

Jacobs. Classics. Maxima.
Aç karna. uyanır uyanmaz.

Uyanma, düşünme, kendikendine kalma saatlerim. Yıllardır benden kimse çalamadı (bir iki ay bulantılarla boğuşurken minik kalbim çaldı sadece..)
Annemlerde, kayınvalidemlerde, halamlarda birer kavanoz Jacobs. Beni bekliyor. Tatillerde yanımda (mecburen ikisi bir arada, taşıma güçlüğünden).

İtalya'da çeşmeden su içilebildiği bilgisi sabahleyin herkes uyurken çıkıp sıcak su arama derdinden kurtarmıştı beni.. Manavgat'ta resepsiyonda sıcak suyun olduğuna şüphe ettiğim (!) pansiyonda bir milyona Türk kahvesi makinesi almıştım, su kaynatmak için.

Erken yola çıkacaksak daha da erken kalkarım, altıda çıkacaksak beşte mesela... Ki, birileri hadi geç kaldık, senin kahve keyfini mi bekleyeceğiz demesin diye. Derse diye de, minik termosumda sıcak su eksik olmaz. Sonra sekiz buçukta mesai başlayacaksa altıda kalkarım hep.. aynı nedenden.

Kimseler uyanmadan.. Yazın balkonda, kışın evin en sıcak odasında.. Şu aralar minik kalbimin odasındaki koltukta.

28 Ocak 2007

Bebeğim, hazırlıklar ve stres meselesi

Kızımın:
1. Perdesi hazır, rustiği değil (babası uflaya puflaya rustiği tutmamakta inat eden duvarla boğuşuyor :)
2. Yatağı hazır, döşeği değil (Ikea'da kalmamıştı, neredeyse tekrar oraya gidip o kalabalığa girmektense sünger döşek alacağım kızıma. Bu arada bizim oralarda yatağın kendisine, yani karyolaya değil de içine serilen yatağa döşek derler)
3. Bezi hazır, zıbını değil (kaç tane almak gerekli bu zıbınlardan bilmiyorum ki, çok şirin oldukları için taa ne zaman sevmek için bir tane almıştım ama daha almak gerekli sanırım)
4. Havlusu hazır, banyosu değil..
5.Bissürü şeyi hazır kısacası, bissürü şeyi değil...

E ama bu listenin de sonu yok ki, banyo, şampuan, bazı kozmetikler (krem, nemledirici, bebe yağı), emzikler, biberonlar...

Aslında ben severim böyle şeyleri, hatta şu sıralar tek merak ve ilgi alanım bu, ama son ana bırakıyorum bu ayrıntıları.. Kızım herşeyin hazır olduğunu farkedip de erken gelmeye kalkmasın diye :)

Bu arada bugün gazetede okuduğum bir yazıda diyordu ki, bir bilimadamı demiş ki, gebeliği stresli geçen annelerin bebeklerinde zeka geriliği oluyor.. Tamam stresli annenin bebeği de stresli olur falan da, bu zeka geriliği biraz iddialı olmamış mı? Yok streste kortizol artarmış da, o da bebeğin beynine gidip özür yaparmış da.. Fikir yürütme tarzında şeyler... Ben bilimadamı sayılmam, ama yine de birçok çalışma ile doğrulanmadan böyle iddialı birşey yazmak... Kaç tane kontrollü çalışma yapılmış, kaç tane zeka özürlü bebek var ortada.. Ne yapayım yani, çocuğum yillardir olmuyor diye gebelikte her an onu kaybetme korkusunu üzerimde atamıyorsam, ya da babam öldüyse ben gebeyken, ben de okyanus suyu değilim ki, istediğimde sakin, istediğimde stressiz olabileyim..
Değil mi ama?

24 Ocak 2007

Gebe mi hamile mi

Minik kalbim hayatımın tüm sayfalarını dolduran bir roman oldu.. Daha doğmadan, ondan başka birşey düşünemez, yapamaz oldum. Hayat bu muymuş?

Hamileliğin getirdiği duygudurum dalgalanmaları yakamı bırakmıyor yine de.. Bugün çok mutluyum, yarın çok mutsuz. Nedenli nedensiz öfkeleniyorum, üzülüyorum.. Yine de içimde biri olduğunu düşününce herşey boyut değiştiriyor.

Bu nasıl bir mucizedir, içimde onu üretiyorum, büyütüyorum.. Sağsalim doğup kucağıma aldığımda "bu benim içimde büyüdü" diyeceğim, minik bir kız.

Minik kalbim benim... Pıt pıt pıt atan minik bir kalptin, kocaman bir kız oluyorsun. İnşallah herşey yolunda gider.

Bu arada, bu post da benim ruh halim gibi oldu. Bari bir de soru: "Gebe mi hamile mi?" Ben gebe diyorum alışkanlıktan ama kardeşim ve dahi birçok kişi hamile de diyor. Ama gebe işte, ne yapayım.. :)

18 Ocak 2007

Mutlu yıllar kalem

Canım arkadaşım,
hayatın en zor dönemi olan lisemin, üniversitemin dert ortağı
anılarımın diğer yarısı
dünyanın en tatlı bebişinin anası
anna'nın anası
canım benim
mutlu yıllar

17 Ocak 2007

Minik kalbimin babası

Gel artık aşkım
Bak kızın seni özledi.

11 Ocak 2007

Bugün benim doğumgünüm, hem sarhoşum hem yastayım

Nedense her doğumgünümde dilime takılır. Ama gerçekten nedenini bilmiyorum.
Dünden beri dilimde kelimeler...

Bugün benim doğum günüm.. hem sarhoşum hem yastayım..
(Ama bu yıl gerisini söylemek istemiyorum...)

Hem artık yasta da olmak istemiyorum...

İyi olmak istiyorum.
Minik kalbimi kucağıma alıp sevmek istiyorum.

İyi ki doğdum yine de.

5 Ocak 2007

Bebeğimin odası

Önce herkese, iyi dilekleriyle yanımda olduğunu hissettiğim herkese burada teşekkür ederek başlayayım :)
TEŞEKKÜRLEEEEERRRR

Minik kalbimin odası için saatleeer süren alışveriş ve biraz da alamayışveremeyiş sonrasında farkettim ki, ben aslında kendime bir hayal odası, huzur odası ve bebek odası yapmak istiyorum.
E herkes biraz kendisi için yapmıyor mu bu bebek alışverişini? Yoksa ben mi normal değilim?

Bebeğimin eşyalarınıIKEA'dan almaya karar verdik, çünkü mobilyacılar sitesinde gördüğüm mobilyalar bana çok itici ve gerçeklikten uzak geldi. Çok büyüktüler ve üzerleri bana korkutucu gelen tekdüze (ve heryerde aynı) resimlerle süslüydü. Oysa ben daha sade, ufak tefek ve az yer kaplayacak, daha çok oyun alanı bırakacak birşeyler arıyordum. Böylelikle, IKEA'da şu elbise dolabını da içeren takımı bulduk:

Yatağı ile dolabını aldık, diğer parçalarını da, artık minik arabamıza sığdığı kadar peyderpey alacağız.

Duvarlar için uçuk yeşil ve açık bej gibi iki renk boya aldık. Duvarlara asmak için kedi ve dinozor resimleri aldık.. Bebeğimin resimlerini çekmek için fotoğraf makinesi aldık.

Artık heyecanla bekliyoruz minik kuşum gelsin, minik beşiğine yatsın, annesinin kollarından babasının kollarına atlasın.

3 Ocak 2007

Kurban bayramının dördüncü günü gerçeği

Bir gerçeği ihmal ve göz ardı etmişiz bu günle ilgili plan yaparken..
Kurban bayramının dördüncü günü yağmur yağar.
Bu hep böyle olmuştur.
Ben kendimi bildim bileli ve hayatı fark ettim edeli hep yağmıştır.
Belki onbeş belki de yirmi yıldır.
Kesilen kurbanların sokak ve bahçelerdeki kanları kesilsin diye yağdığını düşünmüşümdür hep.
Ama hep öyle olmuştur.

Bugün de yağıyor.

1 Ocak 2007

Mutlu bayramlar, iyi yıllar...

Minik kalbim ve ben (bi de babasi)
herkesin tüm bayramlarının ve yeni yılının çokkkkk mutlu olmasını diliyoruz
Ama çoook mutlu.
Katıksız, saf bir şekilde mutlu.
Hani bir minik kalbin pıt pıt atışını ilk duyduğunuzdaki gibi.... Sonra da büyüdüğünü gün gün izlediğinizdeki gibi.