Buyrun, ben

Buyrun, ben
bebeğime mektup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebeğime mektup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2009

Kızıma mektup

Minik kalbim, kınalı kuzum...
Nasıl da büyüdün.. Abla oldun, kocaman bir birey oldun.. Daha dün "anne" dedin diye sevinmiyor muydum ben, bugün bak beni telefonla arayıp konuşuyorsun.. Ne zaman bir iki gün ayrı kalsak daha bir büyümüş geliyorsun bana. Sanki daha düzgün cümleler kurup, daha anlaşılır konuşuyorsun. Her yeni kelimeni, cümleni kaydedeyim, kasete kameraya alayım diyorum, ihmal ediyorum.. İleride bebek kelimelerini bebek cümlelerini hatırlamak istediğimde ne yapacağım?
Ah güzel kızım, beni arayıp, "anneciğim çok özledim ben sizi", "ben bugün otobüsle eve geliyorum" diyorsun ya, beni ağlatıyorsun annecim. Biz de seni çok özledik, çok çok, bak burnumun direği sızlıyor, gözlerim doluyor seni düşündükçe.
Şu an yoldasın, ilk uzun otobüs yolculuğunu yapıyorsun anneannenle. İnşallah uyuyorsundur. Anneannen aradığında "kulaklıkla müzik dinliyordun".. Nasıl da büyüyorsun benim minicik kalbim...
Neden bu kadar çok özledim seni? Gerçekten bilmiyorum. Bugün bir arkadaşım aradı, googledan tesadüf benim bloğumu bulmuş ve eski sayfaları okumuş, okudukça ağlamış.. Ben de şöyle bir göz gezdirdim de, senin haberini ilk aldığımız günü hatırladım. Önce boş gebelik demişlerdi, ertesi günkü kontrol usg.de minik kalbinin pıt pıt pıt attığını duyunca nasıl da hıçkıra hıçkıra ağlamıştım sevinçten.. İnsan hüzünlenince nedense, eski hüzünlerini sevinçlerini hatırlayıp tekrar yaşamak istiyor galiba.
Miniğim benim, şimdi büyüdün de abla mı oldun sen?
Bugün telefonda konuşurken, eniştem seni kızdırmak için "gitme sen bizle kal, biz seni çok özleriz sonra" dediğinde, ona "ama dedee Tuna beni çok özlemiş, eve gitmem lazım" deyişin yok muydu, sanki koccamaan bir kız gibiydi. Oysa sen kendin iki buçuk olmadın daha. Sen daha benim minik bebeğim minik kalbimsin.
Şu anda yoldasınız, sağlıcakla gelin emi benim canlarım, bak her gece 10 olmadan uyuyan beni uyku tutmadı heyecandan, yarın oldu ben hala bekliyorum. Galiba sabaha kadar uyuyamayacağım. Allah'ım nasıl bir duygu bu, boğazım yanıyor özlemden. Şunun şurasında 10 gün oldu görüşmeyeli.
Çok mu abartıyorum acaba? Acaba bu yüzden mi sütüm azaldı? Bilmiyorum.....
Allah'ım sağ salim kavuştur bizi.

17 Temmuz 2009

Oğluma ilk mektup


Canım, güzel yüzlü, melek kokulu oğlum...
40 günlük oldun.. Her gün ne kadar şükredeceğimi şaşırtıyorsunuz bana.. Bilsen bu nasıl bir duygu..
Bak şu an sabahın 7'si ve ben gece 3'ten beri uyanığım, ağlıyorsun ve uyumuyorsun.. Ben yine de şükrediyorum hayatımıza geldiğin için, bizi varlığınla mutlandırdığın için..
Geleceğini öğrendiğimizde ilk tepki olarak gülmüştük babanla.. Biliyor musun, şaşırmadık galiba hiç, sanki zaten gelmeliydin, erken de değildi, tam zamanıydı, bir melekle dünyamız ne kadar şenlenmişti, iki tanesi hediyelerin en güzeli olurdu, evet evet şaşırmamıştık.. Oysa bu sayfalara önceden yazdıklarımı okursan, ablanın geliş hikayesini, senin varlığın mucizenin ta kendisiydi bizim için....
Tıpkı ablana benziyorsun, sana baktıkça iki sene evvel onu kucağıma aldığım günler gözümün önüne geliyor, ne çabuk geçiyor zaman. Hele seni kokladıkça, galiba gerçekten cennet kokusu bu, biliyor musun, seni kokladıkça zaman duruyor, bazen sen çığlık çığlığa ağlarken kendimi seni öpüp koklarken buluyorum, deli miyim diyorum sonra, sonra da bu ağlamalar kolik dönemi geçince bitecek ama o zaman bu koku da gitmiş olacak, kokla öp doya doya diyorum. Hatta geçen gün babana bakıp, Tuna büyüyünce bir tane daha yapalım mı dedim, güldü (hayır demedi) çıldırmış olmalıyız sanırım.
Bu zor günleri de atlatacağız, uykusuz geceleri, düzene gireceğiz, inşallah herşey yoluna girecek.. ama biliyorum ki hayat inişli çıkışlı.. Hastalıklarımız olacak, sağlıklı günlerimiz, daha iyi ve daha kötü günlerimiz. Tek değişmeyen sana olan sevgim(iz) olacak. Oğlum, biliyor musun, bu sevgi gerçekten paylaştıkça çoğalan tuhaf bir duyguymuş. İkinci çocuğumuzun olması Damla kuşuma haksızlık gibi gelirdi, o daha bebekti, sevgimizi paylaşmak zorunda kalacakmış gibi gelirdi, ama inan bana sen olduktan sonra onu da daha çok daha da çok seviyorum sanki.. Sizlerin varlığınızla ödüllendirildik sanki. Çok şükür. Çok şükür.
Allah'ım isteyen herkese güzel evlatlar versin, bu duyguyu yaşatsın.
Kafam karışık biraz, uykum da var çok, ama yine de yazmak istedim sana, 40 günlük olduk artık, sen artık yeni doğmuş minik bebeklikten çocukluğa geçtin, ben de loğusalıktan çıkıp anneliğe... İnşallah çok güzel günler yaşarız birlikte, hep beraber, ağzımızın tadıyla, huzurumuzla.. Dünkü gibi, sevenlerimiz yanımızda olur hep, herkesin iyi dilekleri üzerimizde olur... İnşallah dün mevlüdümüzü okuyan ve adını koyan hocanın duasındaki gibi, hayırlı bir evlat olursun, adınla yaşarsın, inşallah iki cihanda aziz olursun oğlum. İnşallah bunları yazarken döktüğüm gözyaşları gibi, sen de hep sadece sevinç gözyaşları dökersin hayatın boyu.
İyi ki doğdun oğlum. Hoşgeldin hayatımıza.

10 Ocak 2009

İçimdeki küçük şeye ilk mektup


Günaydın yeni umut.. Günaydın can..
Günaydın kendi gelen minik kalp.

Sana ilk mektubum bu. Belki hala varlığına alışamadığımdan. Belki sana anca anca hazır olduğumdan.
Belki de evdeki minik kalbimden anca fırsat bulduğumdan..

Hayatın bana ne sürprizler hazırladığını, bak, 33 yaşımın bitmesine birkaç (hatta 1) gün kala ayrımsıyorum. Psikiyatrist haklı mıydı? 35 olduğumda, iki çocuk annesi, küçük bir Anadolu kasabasında kendi halinde doktorluk yapan bir kadın (olduğum için) (mecburen) mi durulacaktım? Şartlar gereği? Bu ne büyük bir sürpriz oldu bize..

Ama yok, ben biliyorum kendimi. Alırım iki miniğimi, (kocişimi kandırabilirsem :) ) giderim gene gidesim geldiğinde, Disneyland'e, Legoland'e. Bak sen doğmadan yaz tatili planlarımızı yapıyoruz. Bir Damla ve bir bebekle nereye gidilebiliri araştırıyoruz babanla :)

Damla hanım çok özeldi bizim için bebeğim. İlkti. Çok zor gelmişti aramıza. Sıkıntılı günlerin ortasında güneş gibi doğmuştu içimize hepimizin. Bizi elimizden tutup ışığa taşıdı desem yeridir inan.

Ama bil ki, sen de (inşallah sağ salim doğarsan) çok büyük bir sevgiyle geleceksin aramıza. Biz sevmeyi, hep adı geçen ama beş harften ötesinin ne kadar fazla olabileceğini meğerse pek de bilmediğimiz sevgiyi, minik kalbimle çoğalta çoğalta öğrendiğimiz günlerde, kendiliğinden geldin sen. Beklenmedik demiyeyim de, umulmadık, hayal bile edilemedik diyeyim.. İnsan aklının alması mümkün değil bazı şeyleri, anlamakta yetersiz kalıyoruz, ama buna hazırmışız aslında biliyor musun..
Sana kalbimizde, evimizde, içimizde yer açtık. En az Minik kalbim kadar sen de özel olacaksın. Sevgiyle, neşeyle geleceksin aramıza.
Gel bebeğim, sağ salim gel.

19 Aralık 2008

Büyüyorsun..






Bebeğim..
Bunları not düşmek için yazıyorum.
Yakında 21 ayın bitecek.
Maşallah sana kızım.
İleride bilesin diye söylüyorum..
Çok sevecen, çok akıllı, çok kavrayışlı bir bebeksin.
Altına çiş kaçırınca "annecim kızma" diyorsun
Sabahları ben ayakkabımı giyerken "annecim gidiyor musun" diyorsun
Uyanınca rüyanda beni gördüğünü söylüyorsun
Boynuma sarılıp sırtımı tıpışlıyorsun
Ne yaparsam aynını istiyorsun.
Makyaj yaparken görürsen "makyaj istiyom" diyorsun, fırçayı alıp tüm yüzünü fırçalıyorsun
Biri hapşırınca "çokyaşa" diyorsun
Biri birşey verince "teşekküy" ediyorsun
Tüm isteklerini kendin belirliyorsun
Herşeyi biliyor, anlıyor, istiyor ya da istemiyorsun
Son günlerde mızıldanma ağlanma huysuzlanmalarını da yeni çıkacak dişlere bağlıyorum.
Kitap okumayı, televizyon izlemeyi seviyorsun
Ayçoşla Bedümü çok seviyorsun
Halana Gazme diyorsun
Anneannenin uydurma masallarına bayılıyorsun (bu gece seni uyutmaya çalışırken isteğin üzerine "Claya masalı" uydurmak zorunda kaldım, bari Heidi'yi okuyayım bir ara)
Babandan bişey isteyeceğin zaman mutlaka babacıııım diye gidiyorsun yanına
Oturağının adı Büdü. Ayçoşla koydunuz bu ismi. Her sabah ona da günaydın diyorsun. İşine geldi mi Büdü'ye gelmedi mi yere çiş yapıyorsun
Telefonla konuşmayı çok seviyorsun.
Büyüyorsun bebeğim, bizi de büyütüyorsun.
Seni çok seviyoruz.