Buyrun, ben

Buyrun, ben
bakıcı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bakıcı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2010

İdeal bakıcı nasıl olmalı?

Okuyucuya not:
Bencilce bir yazı okumak istemeyen varsa lütfen bu yazıyı okumasın.


Bebeklerim benim değerlerim, kıymetlerim. Varlığımın anlamları. Onları emanet ettiğim kişiyle ilgili beklentilerim, taleplerim olması – bazen aşırı bencilce olsa da- bana normal geliyor. Ha, bahsettiğim, birkaç ay önce Sn Sibel Arna’nın, okuyup benim de nefret ettiğim yazısındaki gibi insanlık dışı şeyler değil. Ayrıca bu sayacaklarıma göre bakıcı seçiyor, ya da buna uymayan bakıcıma ceza veriyor, işten çıkarıyor vs. de değilim. Yalnızca, böyle olmasını isterdim, diyorum o kadar. Keşke olabilseydi diyorum, bi de o kadar.
1. Mesela, çocuğumu sevsin. Çok bencilce değil mi? Bir başkası benim çocuğumu neden sevsin? Eh, okuyucu, sen işini ne kadar seviyorsun? Sn Sabiha Pektuna da ne diyor, keşke akrabadan biri baksa çocuğunuza, çünkü el kadını neden sevsin yabancı bir çocuğu diyor, öyle değil mi? İşte, ben gene de sevsin istiyorum bebeğimi, ona bakan kişi. Öpüp koklasın, bağrına bassın. Tamam bu esnada benim gibi duygudan gözleri dolmayabilir, ama parlayabilir en azından.
2. Çocuğuma birşeyler verebilsin, öğretebilsin. Mesela, okuma yazma bilsin mümkünse!!! (Şimdiki bilmiyor diye başımı taşlara vurmuyorum ama ne yapalım). Onunla kitap okusun, şarkı söylesin, oyunlar oynasın. Eğlensin birlikte.
3. Düzgün Türkçe konuşabilsin. (Mesela benim tastamam 18 aylık oğlum konuşmayı şöyle öğrenecek: Hadi kak gedek de kıçını temizleyek.) Olsun. Kötü şeyler söylemeyi öğreneceğine, güzel konuşmayı geç öğrensin.
4. Bize de biraz bakabilsin, yemeğimizi, ütümüzü yapsın. Ayrıca temizlikçi tuttuk da, yemekçi tutamayız değil mi? İşten gelip yemek yapanlara diyorum ki, sırlarını versinler bana, ben kahve bile yapamıyorum kendime yorgunluktan!
5. Çocuğun ilaçlarını verebilsin, hastalıklarını yönetebilsin, doktora götürebilsin, gerektiğinde – hastalık durumu vs, okula gidemeyen kızıma da aynı anda bakabilsin, ben evde kalamadığımdan.
6. Ufak tefek alışverişi yapsın, çocuğun meyvesi yoğurdu bittiğinde bitmişti veremedim demesin, gitsin alsın.
7. Ah bi de misafirim gelecek dediğimde iki çeşit pasta yapsın. Ben hamur işlerinden hiç anlamam demesin.
8. Kendi çocukları sorunları işsiz kocası olmasın. Bence tek insanlık dışı isteğim bu ama, onun mekanik olmadığını, çocuğunun evde hasta yattığını ve bakacak kimsesi olmadığını düşününce sinir oluyorum, benim çocuğuma konsantre olması gerekirken kendi çocuğunu düşünüyor çünkü robot değil, keşke çocukları büyük birini bulsaydım, izin veriyorum sonra evine erken gitsin diye ve kendi hasta çocuğumla başbaşa kalıyorum. Ayrıca da, neden ben kocası çalışan bi bakıcı görmedim? Çünkü erkekler, sağolsunlar, karılarına çalışma evde otur demeyi bilirler de, kendileri iş arayacaklarına karısının kazandığını yemeyi ve bu esnada kahvede okeyin kitabını yazmayı daha iyi bilirler.

Şimdi şöyle bi okuyunca anladım ki, ben annemi istiyorum. Annemi. Kendimi de değil, bunların hepsini aynı anda yapamam ben. Ama annem yapar.
Ben iki çocuğuma aynı anda bakamazken, onları idare edemezken, annem üçümüzü etmiş.

Neyse, sonuç olarak bu bakıcı sendromunu çözmeye çalışacağıma, mevcut bakıcıya alışmaya çalışmaya karar verdim. Neden mi, güveniyorum da ondan. Parayla satın alınamaz bir his bu. Çocuğuma zarar vermeyeceğini hissediyorum.
Gerisi eyvallah.
Resim: Tuna ve ilk bakıcısı, ilk başlarda bıdı bıdı ettiğim ama zamanla beni utandıran, hepimize bakan ve İstanbul’a geldiğimizde bize gelen ve oğlumu özlediğinden sarılıp koyun koyuna uyuyan bakıcısı.
Hey gidi hey. Gelsene sen Antep’e Fatrma abla.

1 Aralık 2008

Bakıcılarla ilgili açıklama

Benim daha önce hiç bakıcı deneyimim olmadı (şükür)
Hastaneden uzmanlarım Yasemin abla ve Esra abla'nın ve çalışma arkadaşım Fatma'nın bakıcılarıyla olan deneyimlerini dinlemiş ve anlatmıştım.

25 Kasım 2008

Kendiliğinden geçen rutubet sorunu, bakıcımız Fatma hanım, önyargılar - yargılar ve ıspanaklı pide


Bakınız: Kızım pamuk helvam ipek kokulum.

Bizim rutubet sorunu ve küf kokusu, beni inim inim inlettikten ve bir hafta kadar ağlattıktan sonra (ki birdenbire ortaya çımıştı), Damla'nın yatağını çalışma odasına taşıdıktan, odasındaki herşeyi yıkayıp elden geçirdikten ve bol bol havalandırdıktan sonra..
birdenbire...
kaloriferlerin geçen seneki gibi harıl ve harıl yanmasıyla..
bir günde
geldiği gibi gitti.
Beni şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükleyerek.
Hatta o kadar geçti ki rutubet kokusu haftasonuna kadar geri gelmezse kızımın odasını tekrar eski haline taşımayı düşünüyorum. Hadi bakalım.
Sonra... artık bir bakıcımız var. Herkesten, heryerden dinlediğim korkunç bakıcı hikayelerinden ödüm kopa kopa, yavaştan yavaştan arayışlarımız sürerken.. Annem gerçekten çok yoruldu, fiziksel yorgunluğu bir yana, sürekli bize, Damla'ya ve bizim eve bağımlı yaşamaktan artık dengelerini bozmaya başladı diye bir çözüm ararken... Eve ve bize bakacak bir yardımcı için üç beş hanım denemiş ve yanılmışken... Damla hanımı yuvaya mı versek diye düşünürken..
Allah bize Fatma hanımı yolladı. Sanırım Allah yolladı.
Önyargılarım (bakınız bakıcı anıları, Yasemin abla, eve erkek alan, Esra abla, bir gün önce gelip başka iş buldum yarın yokum diyen, Fatma, her ay daha yüksek maaşa iş buldum diyerek maaşını bir buçuk milyara kadar artıran, vs, vs.....) ve yargılarım (Fatma hanımın önceki çalıştığı arkadaşımın anlattıkları) arasında kıvranırken, ay ne uzun cümle oldu, iki gün önce işe başladı.
Son yargılarım:
1. Ispanaklı börek istedi canım, pide yapmış, bildiğin hazır pide, hazır aldı sandım, nefis olmuş,
2. Güler yüzlü,
3. İki hafta sonra buraya olumsuz ve ağlak bir yazı yazmaktan çok korkarak bunları yazıyorum,
4. Herşeyin hayırlısı, belki de gerçekten onu Allah göndermiştir ve herşey hakkaten çok güzel olacaktır,
5. Damla hanımla çok çabuk kaynaştı ve iyi anlaşıyor görünüyor,
6. Öyle olmasa annem resim kursuna dönmekten bahsetmezdi çünkü torununu kimseye emanet edemez o kolay kolay.

15 Ekim 2008

Paranla rezil olmak ne rezil bir durum


Bu yazıyı okumadan önce gerilim katsayınızı düşürmek için kışlık Damla'ya bakabilirsiniz... Çünkü bu elektrikli bi yazı hahahaha

Paranla rezil olmak: 1

Normal bayanların tam gün aldığına yakın bir ücret ve çok iyi çalışma şartları önermemize rağmen, yaklaşık 3 aydır yarım gün çalışacak bir bayan bulamıyoruz. Ev işlerine yardımcı bayan aranıyor ilanlarının çokluğu hep dikkatimi çekerdi, meğer aranıp bulunamadığındanmış.

Ya hepsi tok alıcı, ya da paranın hiç kıymeti kalmamış.

En son, uzun süredir iş arayan ve bizimle tanıştığında çook sevinen (sevinmiş gibi yapan?) Fatma hanım da, işe ilk başladığı günden, hatta evi öğrenmek için ilk gelişinde, "Ufff bu yol çok uzak, ne yapsak, nasıl gidicem" diye söylenmeye başladı.

Ben de ona "E be Fatma hanım, sen Koşuyolu nerdedir bilmiyor muydun, niye sormadın, işi ona göre kabul etmedin, trafik saatinde çıkma dememize rağmen niye sabahın 8'inde yola çıktın" demedim.

Yeni birini aramaya başladım.

Bu arada, annemin kapıcısı da çook hevesli olduğu halde sonradan binbir dolapla beni atlatmıştı, meğer, kaynanası orda sana çocuk da baktırırlar, yemek de yaptırırlar, hem Cemile'ye de ayıp olur demiş (Cemile bana iki haftada bir temizliğe gelendi ama bazen haber vermeden gelmediği için onunla çalışmayı bıraktım zaten). Ben de, bu annemin kapıcısına, gerçekte vereceğimin 2 katı ücreti kaçırdığını, başkasını bulduğumu söyledim. Haliyle içine oturdu. Ertesi gün gelip anneme "Allah'tan ümit kesilmez abla, sizin kadın gelmediyse ben geleyim" diye gelmiş. Demek ki neymiş, para ortaya çıkınca Cemile de akraba da yalan olmuş. Annem, "e hergün geldiğin evde tabii ki yemek yapacaktın, ya ne yapacaktın.. (Herhalde Seda Sayan izlemesine izin vereceğimi sanıyor.) Yeri gelirse çocuğu da bırakacaktık... demiş.. Şimdi benim gerçekte vereceğim paraya, bir villaya tam gün başlamış. Biraz görsün dünyanın kaç bucak olduğunu 200 m2 evde tam gün, Fatma hanım da yolu bahane edip bıraksın işi, diyeceğim ki, gel aynı paraya bende yarım gün çalış..

Paranla rezil olmak:2

İkizlerle annesi ve babası dün taşındı.

İnternetten MNG kargo diye buldukları şirket, 5 saat geç, MND kargo olarak, malzemesiz, köpük - battaniye - varil - koli vs şeylersiz, düz bir kamyonla ve 6 Türkmen tıfıl gençle geldi. Gece 2'de anca eşyaları yeni eve atıp kaçtılar.. Şu anda ikizlerle annesi bizde, sinirleri yıpranmış, ömürlerinden ömür gitmiş şekilde uyuyor. Eşyalar odaların ortalarına yığılı gidip yerleştirmemizi bekliyor.

Bizim kamyonun başka işi çıktı diye başka birini yollayan sahte MNG adıyla internetten insanları AVLAYAN sonra da rezil eden İzzet denen adam, Allah'ından bul. Evden eve nakliyat bu mu hıyar herif!!