Burası benim hayal alanım. Adım Hayal. Kendi kendime gezintiye çıkmak istediğimde buraya uğrarım. Kimseleri almam yanıma. Gülersem de kendim gülerim, ağlarsam da kendi kendime burada ağlarım.
Buyrun, ben
ailem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ailem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Eylül 2011
14 Eylül 2011
Ne sandın
Herkes zor günler yaşar, yaşamıştır. Herkesin zor günü kendine zor. Kendine en zor.
Bu zorlukları aralayıp, "ne sandın" diye gülümseyerek farklı bir açıdan baktık biz. Çok kolay olmadı, ama zor da olmadı. Çünkü inanmaktan vazgeçmedik birşey olmayacağına. Çoğulduk evet. Kardeşim, ortağım, yoldaşım vardı. Annem vardı. Sevgilim, bebeklerim, sevenlerimiz vardı. Teyzelerim, kuzenlerim, amcalarım, halam vardı.
Melis vardı. Dilara ve Serdar vardı. Onur, Fadik, Emir, Emirin annesi vardı.
Kardeşimin arkadaşları vardı. Bilal, Aliihsan, Neval, Özlemler, Egemen, Nursev, Pınarsita, İrem, Hale, bebek kedilerimiz Zekeriya ve Beyaz, Hülya, Gökçe (belki unuttuklarım da) vardı. Begüm'ün de arkadaşları vardı. Didem, Begüm, Charlotte vardı. Damla ve yağmur vardı, benim arkadaşlarım. Şebnemin teyzesi, Aliihsan'ın kuzeni, annemin kuzenleri, kuzenimin yengesi, eniştemin arkadaşı vardı.
Bizi besleyen, masa sandalyeden tutup lambamıza kadar getiren, amcamın arkadaşları, Hasan abi ve kardeşleri vardı.
Komşu hastayakınları vardı, Vanlı aşiret, öbür Vanlılar, yaşlı amcanın gelini, çocukcağızın babası, damarlarında Begüşün kanının dolaştığı hasta bebişin babası, Boğaziçili çocukcağızın dayısı, sinirli teyzenin eniştesi, Adem'in annesi, orda bir ay bahçede birlikte yaşadığımız başka bisürü hasta yakını vardı. Duş almaya - arada uyumaya gitmemiz için kız yurdunda bize oda veren yurt idarecileri vardı.
Kan vermek için koşup gelen onlarca kişi vardı. Plajdan kalkıp mayolarıyla yüzünde güneş kremleriyle gelenler, bir saatlik yoldan arabaya atlayıp gelenler.. çok iyi insanlar vardı.
Yalnız değildik kısacası. Türkiye'nin, hatta dünyanın her yerinden dua edenler vardı. Şifa gönderenler vardı. Enerji yollayanlar vardı. Reiki hocamız vardı. Bizi bir aydır çıkmadığımız hastane ortamından kaçırıp nefes alalım diye deniz kıyısında kahvaltıya götüren şirin mi şirin doktorumuz vardı (onun sayesinde Antalya'nın deniz kıyısında olduğunu öğrendik :) )
"Ne sandın holding" vardı sonra.. Gülümseyebilmemizi sağlaması için kurduğumuz, bence işe de yarayan, kirli işlerden para kazanmayı hedeflediğimiz (ama sıfır lira cirosu olan) holdingimiz.
Her lafın sonu"ne sandın"dı.
"Hey dostum, hemoglobin düşmüyor"
"Ne sandın"
"İç kanama durdu"
"Ne sandın"
"Sarılık düzeldi"
"Ne sandın"
"Ameliyat başarılı geçti, kötü bişey olmadı"
"Ne sandın"
"52 ünite kan oldu, 30 istemişlerdi, daha da geliyorlar kan bankasında işler kontrolden çıktı"
"Ne sandın"
"Rebul lavanta kolonyası sever bizimki, kokulu uyaran versek, Antalya'da bulamıyoruz ama"
"Bugün Markafoni'de satışta, ne sandın"
"Ne sandın........"
Neymiş uzuun lafın kısası, iyi düşün iyi olsun.
Ne sandın?
Bu zorlukları aralayıp, "ne sandın" diye gülümseyerek farklı bir açıdan baktık biz. Çok kolay olmadı, ama zor da olmadı. Çünkü inanmaktan vazgeçmedik birşey olmayacağına. Çoğulduk evet. Kardeşim, ortağım, yoldaşım vardı. Annem vardı. Sevgilim, bebeklerim, sevenlerimiz vardı. Teyzelerim, kuzenlerim, amcalarım, halam vardı.
Melis vardı. Dilara ve Serdar vardı. Onur, Fadik, Emir, Emirin annesi vardı.
Kardeşimin arkadaşları vardı. Bilal, Aliihsan, Neval, Özlemler, Egemen, Nursev, Pınarsita, İrem, Hale, bebek kedilerimiz Zekeriya ve Beyaz, Hülya, Gökçe (belki unuttuklarım da) vardı. Begüm'ün de arkadaşları vardı. Didem, Begüm, Charlotte vardı. Damla ve yağmur vardı, benim arkadaşlarım. Şebnemin teyzesi, Aliihsan'ın kuzeni, annemin kuzenleri, kuzenimin yengesi, eniştemin arkadaşı vardı.
Bizi besleyen, masa sandalyeden tutup lambamıza kadar getiren, amcamın arkadaşları, Hasan abi ve kardeşleri vardı.
Komşu hastayakınları vardı, Vanlı aşiret, öbür Vanlılar, yaşlı amcanın gelini, çocukcağızın babası, damarlarında Begüşün kanının dolaştığı hasta bebişin babası, Boğaziçili çocukcağızın dayısı, sinirli teyzenin eniştesi, Adem'in annesi, orda bir ay bahçede birlikte yaşadığımız başka bisürü hasta yakını vardı. Duş almaya - arada uyumaya gitmemiz için kız yurdunda bize oda veren yurt idarecileri vardı.
Kan vermek için koşup gelen onlarca kişi vardı. Plajdan kalkıp mayolarıyla yüzünde güneş kremleriyle gelenler, bir saatlik yoldan arabaya atlayıp gelenler.. çok iyi insanlar vardı.
Yalnız değildik kısacası. Türkiye'nin, hatta dünyanın her yerinden dua edenler vardı. Şifa gönderenler vardı. Enerji yollayanlar vardı. Reiki hocamız vardı. Bizi bir aydır çıkmadığımız hastane ortamından kaçırıp nefes alalım diye deniz kıyısında kahvaltıya götüren şirin mi şirin doktorumuz vardı (onun sayesinde Antalya'nın deniz kıyısında olduğunu öğrendik :) )
"Ne sandın holding" vardı sonra.. Gülümseyebilmemizi sağlaması için kurduğumuz, bence işe de yarayan, kirli işlerden para kazanmayı hedeflediğimiz (ama sıfır lira cirosu olan) holdingimiz.
Her lafın sonu"ne sandın"dı.
"Hey dostum, hemoglobin düşmüyor"
"Ne sandın"
"İç kanama durdu"
"Ne sandın"
"Sarılık düzeldi"
"Ne sandın"
"Ameliyat başarılı geçti, kötü bişey olmadı"
"Ne sandın"
"52 ünite kan oldu, 30 istemişlerdi, daha da geliyorlar kan bankasında işler kontrolden çıktı"
"Ne sandın"
"Rebul lavanta kolonyası sever bizimki, kokulu uyaran versek, Antalya'da bulamıyoruz ama"
"Bugün Markafoni'de satışta, ne sandın"
"Ne sandın........"
Neymiş uzuun lafın kısası, iyi düşün iyi olsun.
Ne sandın?
13 Eylül 2011
Yeni bir başlangıç.
Hayatıma yeni bir başlangıç yaptığım bu günlerde, bloğuma da yeni bir başlangıç yaptım.
"Taze bismillah".. Bir gün bu lafın hikayesini de anlatırım. Şimdilik canım babama rahmet yollamakla yetineyim.
Kelimelerimden, sözlerimden ayrı geçirdiğim aylar boyunca çok şeyler oldu bitti. Ben yürüdüm, durmadım, geliştim büyüdüm.. ama .. daha önemli şeyler de var.
Mesela kardeşim ölmedi.
İnsan hayata yeni bir başlangıç yapmak için daha büyük bir neden bulabilir mi? Kardeşim ölmedi. Mücadele etti ve kazandı.
Bir hikayem var artk, aldığım her nefese şükrediyorsam, bir nedeni var.
Çok şükür Allah'ım, nefes alabiliyorum.
Çok şükür.
Çok şükür kardeşim ölmedi.
Hikayemi anlatacağım yavaş yavaş, kendimi hazır hissettikçe. Hayatımı değiştiren bir buçuk ayı, yoğun bakımın kapısında yaşadığım haftaları.
Sevdiklerimi daha çok sevmemi sağlayan, üzüldüğüm şeyleri ciddiye almamamı öğreten, daha biçok şey öğreten günleri anlatacağım. Hatta bir kitap yazacağım, yoğun bakım kapısında ağlayanların umudunu kesmemesine, dua ve şükür etmeyi bırakmamasına, pozitif enerjilerini düşürmemelerine yardım eder belki diye.
Şimdilik bu kadar hoşbulduk olsun.
Siz neler yaptınız ben yokken? Afiyette misiniz?
"Taze bismillah".. Bir gün bu lafın hikayesini de anlatırım. Şimdilik canım babama rahmet yollamakla yetineyim.
Kelimelerimden, sözlerimden ayrı geçirdiğim aylar boyunca çok şeyler oldu bitti. Ben yürüdüm, durmadım, geliştim büyüdüm.. ama .. daha önemli şeyler de var.
Mesela kardeşim ölmedi.
İnsan hayata yeni bir başlangıç yapmak için daha büyük bir neden bulabilir mi? Kardeşim ölmedi. Mücadele etti ve kazandı.
Bir hikayem var artk, aldığım her nefese şükrediyorsam, bir nedeni var.
Çok şükür Allah'ım, nefes alabiliyorum.
Çok şükür.
Çok şükür kardeşim ölmedi.
Hikayemi anlatacağım yavaş yavaş, kendimi hazır hissettikçe. Hayatımı değiştiren bir buçuk ayı, yoğun bakımın kapısında yaşadığım haftaları.
Sevdiklerimi daha çok sevmemi sağlayan, üzüldüğüm şeyleri ciddiye almamamı öğreten, daha biçok şey öğreten günleri anlatacağım. Hatta bir kitap yazacağım, yoğun bakım kapısında ağlayanların umudunu kesmemesine, dua ve şükür etmeyi bırakmamasına, pozitif enerjilerini düşürmemelerine yardım eder belki diye.
Şimdilik bu kadar hoşbulduk olsun.
Siz neler yaptınız ben yokken? Afiyette misiniz?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)