Burası benim hayal alanım. Adım Hayal. Kendi kendime gezintiye çıkmak istediğimde buraya uğrarım. Kimseleri almam yanıma. Gülersem de kendim gülerim, ağlarsam da kendi kendime burada ağlarım.
Buyrun, ben
9 Haziran 2008
3 Haziran 2008
Ben hiç kimsenin sevinmesi için bu kadar dua etmemişimdir sanırım
Ama sonradan bir baktım ki.. Bu nasıl bir insandı.. Bu kadar zor şartlarda yaşarken nasıl bu kadar sevecen bu kadar verici olunabilirdi? Bir hastanede temizlikçi iken, hem de aslında oranın başhekimiymiş gibi hayatla barışık olunabilirdi?
Hem kendi işini yapıp hem de herkesin işine nasıl koşulabilirdi?
Hedike'yi herkes sever de, ben sanırım Damla'nın bugün var olmasında onun dualarının katkısına gerçekten inanıyorum.. Ya şu anda onun karnında taşıdığı ikizlerde benim dualarımın katkısı?
Birbaşkasının mutluluğunu istemek, günümüzde üstümüze yapışan bencillikle yüzleşip onu kenara itebilme başarımızla alakalı. Herkes için bunu yapamayız sanırım. Ama Hedike'nin mutluluğunu o kadar o kadar istedim ki... Allah'ım nolur hamile kalsın, o sevinci o da yaşasın.. diye.
E, eksik niyaz mı nedir, doğuştan özürlü bir rahimde mini mini iki bebenin büyüyebilmesi ne kadar zor, Hedikecik yatıyor şu anda, yıllarca evlere temizliğe gidip biriktirdiği paralarla ve hepimizin dualarıyla edindiği tüp ikizlerini içinde tutmak için, çalışamıyor, sadece endişeleri ve ikizleriyle yatıyor tüm gün.
Allah'ım, şimdi ise analarına o minikleri sağ salim doğurabilme gücü, bize ise, o soğuk sobalı kapısız evden ısınan insanca bir yere taşınabilmeleri, evlerine iki çekyat dışında örneğin bir masa sandalye elbise dolabı gibi şeyler alma, hatta miniklerin de yaşıtları gibi (hakettikleri gibi) büyüyebilmeleri için birşeyler yapabilmemiz için bir formül bulabilme gücü ver lütfen.
Allah'ım, bu miniklere doğabilme ve dünya iyisi anaları ile mutlu olabilme gücü ver lütfen.
27 Mayıs 2008
26 Mayıs 2008
25 Mayıs 2008
BEÖ: Damla Hanım'la Spor Aktivitesi
Damla Hanım'la mahallemizin (Koşuyolu) parkında yer alan spor alanına gittik. Oradaki kocamaaan spor aletlerini denedik.
Çok eğlendi. Bel inceltmek için olan aletin üzerine çıktı ben onu sağa sola çevirdim.Bu aralar en büyük hobisi tırmanmak olduğu ve aklımın ermediği şekilde her yere ve her şeye tırmandığından, aletler ona çok ilginç geldi.
Mekik aletine tırmandı.
Bisiklete bindi, ayakları yetmedi pedallara tabii ki, iki ayakla zıplama hareketi olan aletin bir ayağına o diğer ayağına da arkadaşı bindi, çok komiktiler ama resimleyemedim malesef.S
onra da en eski spor olan atletizmle noktaladık günü :) O önde ben arkada, koştuk.......
23 Mayıs 2008
Kokoş kızım
"Tabureye ters binip kaydırmaca oynadık babamla, o yüzden sana da elimi uzatıyorum, ama anlamıyorsun beni kaydırmıyorsun. Elimi uzatınca kucak istediğimi sanıp alıyorsun. Oyun oynamak istiyorum ben" desen...
Anlarım... da....
Çantayı böyle kokoş gibi koluna takıp gezmeyi nerden öğrendin? Bebek parkı mı kızım burası, ya da Nişantaşı?
Peki koş sarıl anneye dediğimde sarılıp sırtımı tıpışlamayı nerden öğrendin?
20 Mayıs 2008
Kizim 14 aylik, neler yapiyor
15 Mayıs 2008
11 Mayıs 2008
7 Mayıs 2008
6 Mayıs 2008
Büyüyorum eğleniyorum öğreniyorum: BAHAR
Önce emin olamadık, soğuktu, değişikti. Sonra mmmm diye diye başımızı iki yana salladık, dondurmaları kaşıkladık.
Kongre
Bu sefer üzüle üzüle gittim. Koşa koşa geldim.
Ben kızımı çoook özledim
20 Nisan 2008
Damla Hanım pazar gezmesinde
15 Nisan 2008
Tarihe not-2
8 Nisan 2008
Tarihe bir not..


Birgun bunlari okuyacak olursan, tarihe bir not dusmek icin yaziyorum bunlari. Bilmeni istiyorum seni ne kadar sevdigimizi, ne kadar bekledigimizi, seninle gecen her saniyemizin kiymetini bildigimizi ve hep her an her saniye dua ettigimizi, Allah'im seni nazarlardan kazalardan belalardan korusun diye.
Gecen sene bu gunlerde yeni dogmustun. Ben daha farkinda degildim anne oldugumun, henuz tanimiyordum seni, soku atlatmis degildim.. Seni kucagima ilk verdikleri anki heyecanim taze henuz biliyor musun yavrum, sevinc gozyaslari ne demekmis ogrenmistim.
bir yil ne kadar da cabuk gecti, ne cabuk buyudun, hergun yeni bir seyler ogrendin, bizi de sasirttin. Dort bucuk aylikken yukarida asili oyuncaklarina ilk uzandigin gun nasil da heyecanlanmistim, Altinoluk'ta idik, ilk kez birseye uzaniyordun.
Bugun bir yasindasin. Sana hicbir zaman "kucuk o, anlamaz" diye yaklasmadigimiz icin, herseyi cabucak ogreniyorsun, bizi hergun sasirtiyorsun. birseyleri dogru yaptigimizi hissediyorum her an, seni gordukce, ilerlemeni yasadikca.
marifetlerini pespese siralayip gulduruyorsun bizi.
Efe dayinin papagani nasil otuyor Damla? "gak gak" Ay cok cirkin bir kus bu yahu (cirkin taklidi yapiyorsun) Damla nasil agladi onu gorunce? "uhu uhu" aglama taklidi yapiyorsun.. Damla anneyi ne kadar seviyor? Kollarini iki yana aciyorsun. Kos saril o zaman anneye (kosup kocaman sariliyorsun annene ve omzumu tipisliyorsun).
koklamayi, uflemeyi, kosmayi (yeni yeni), cicek toplamayi, dusunce kalkip elini silkelemeyi ogrendin. Baba, dede, mama, ver, ece, anneanne, ayca, teyze, bazen ofkelenince de anne diyorsun. gel diyor elinle gel isareti yapiyorsun. kedileri pisi pisi diye cagiriyor, kus gorunce gak gak yapiyorsun. konusulan her seyi (bence) anliyorsun.
masallah sana yavrum.
bizimle buyuyor bizi de buyutuyorsun.
5 Nisan 2008
27 Mart 2008
17 Mart 2008
Ben her bahar....
16 Mart 2008
2 Mart 2008
Ruhum
Geçmiş de güzel sayılmazdı pek.. Ama düşününce sanki şimdiden daha mı güzeldi ne?
O zaman da tadını çıkarmadık. Şimdi de şimdinin tadını çıkarmak yerine geçmiş şimdi olsaydı ne güzel olurdu demekle meşgulüz.
Oysa geçmişte sevgilim, hayat arkadaşım, yoldaşım hayatımda değildi henüz.
Hayatımın anlamı maviş bebeğim de öyle.
Gerçi babam vardı, anneannem dedem vardı, Duffy de vardı.
Ama kadın doğumcu olmaktan çok uzaktım.
Gerçi şimdi de mutsuzum kadın doğumda olmaktan ama, bu yolda yürümekten de, yol arkadaşlarımdan da, geleceğin getirmekte olduğu belirsizlikten de mutsuzum ama..
Yine de geçmişte de kadın doğumcu olamama ihtimalimden mutsuzdum. Hiçbirşey olamamaktan korkardım. Bu nedenle mutlu olamazdım. Tadına varamazdım.
Şimdi de varamıyorum. Demek bu yollar dikenliymiş azıcık, ama ne yapalım ben seçtim bunu demek yerine, başaramadım olmadı, yanlış seçmişim demenin kolaylığına saklanıyorum.
A ile B'yi, 1 ile 2'yi anlatıp üzülmek yerine, A, B, 1, 2'yi yaşamakta olmaktan keyif almayı başaramıyorum.
Bebeğim yokkenki üzüntümü, acizliğimi, çaresizliğimi bu sayfalardan okuyup hatırlayıp şükredeceğime, bebeğimin varlığının bile sadece tek başına beni mutlu etmeye yeteceğinin farkına varamıyorum.
A ve B'yi düşünmekten uykusuz geceler geçiriyorum.
Oysa bir sene sonra onlar da hayatımda olmayacaklar. Geçip gidiyor ne de olsa zaman. Ben olacağım yine tek gerçeğim.
Kendimi benden ayıran olumlulara sevineceğime diğerlerinden ayıramayan olumsuzlara üzüle üzüle geldim 32 yaşıma..
Ee yıllar geçiyor ne de olsa.
Taschi bana "ruhum fırtınaya yakalandı çalkalanıyor" diyeli 16 yıl olmuş.. ON ALTI.
Bisürü kişi doğdu ve büyüdü o zamandan. Biz bile büyüdük.
O fırtınaları dahi gülerek anlatabiliyoruz artık.
Yeni fırtınaların da dineceğini bilmiyor muyuz ki?
Neden hala çalkalanıyoruz?
Belki de ağlayamadığımızdan.
Hayatın en gerçek acısını, ölümü yaşadıktan sonra, bunlar da fırtına değil meltem aslında.
Evet evet, nelere üzülüyorum ben demek geldi içimden.
Kalbimin üzerindeki kuş kalktı.
Güneş de açtı..
En iyisi bebeğimi de alıp Bebek'e gideyim.
Evet evet hafifledim.
Teşekkür ederim Taschi, benim uzaklardaki arkadaşım, kardeşim.
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)



+kopya.jpg)


