Burası benim hayal alanım. Adım Hayal. Kendi kendime gezintiye çıkmak istediğimde buraya uğrarım. Kimseleri almam yanıma. Gülersem de kendim gülerim, ağlarsam da kendi kendime burada ağlarım.
Buyrun, ben
15 Nisan 2008
Tarihe not-2
8 Nisan 2008
Tarihe bir not..


Birgun bunlari okuyacak olursan, tarihe bir not dusmek icin yaziyorum bunlari. Bilmeni istiyorum seni ne kadar sevdigimizi, ne kadar bekledigimizi, seninle gecen her saniyemizin kiymetini bildigimizi ve hep her an her saniye dua ettigimizi, Allah'im seni nazarlardan kazalardan belalardan korusun diye.
Gecen sene bu gunlerde yeni dogmustun. Ben daha farkinda degildim anne oldugumun, henuz tanimiyordum seni, soku atlatmis degildim.. Seni kucagima ilk verdikleri anki heyecanim taze henuz biliyor musun yavrum, sevinc gozyaslari ne demekmis ogrenmistim.
bir yil ne kadar da cabuk gecti, ne cabuk buyudun, hergun yeni bir seyler ogrendin, bizi de sasirttin. Dort bucuk aylikken yukarida asili oyuncaklarina ilk uzandigin gun nasil da heyecanlanmistim, Altinoluk'ta idik, ilk kez birseye uzaniyordun.
Bugun bir yasindasin. Sana hicbir zaman "kucuk o, anlamaz" diye yaklasmadigimiz icin, herseyi cabucak ogreniyorsun, bizi hergun sasirtiyorsun. birseyleri dogru yaptigimizi hissediyorum her an, seni gordukce, ilerlemeni yasadikca.
marifetlerini pespese siralayip gulduruyorsun bizi.
Efe dayinin papagani nasil otuyor Damla? "gak gak" Ay cok cirkin bir kus bu yahu (cirkin taklidi yapiyorsun) Damla nasil agladi onu gorunce? "uhu uhu" aglama taklidi yapiyorsun.. Damla anneyi ne kadar seviyor? Kollarini iki yana aciyorsun. Kos saril o zaman anneye (kosup kocaman sariliyorsun annene ve omzumu tipisliyorsun).
koklamayi, uflemeyi, kosmayi (yeni yeni), cicek toplamayi, dusunce kalkip elini silkelemeyi ogrendin. Baba, dede, mama, ver, ece, anneanne, ayca, teyze, bazen ofkelenince de anne diyorsun. gel diyor elinle gel isareti yapiyorsun. kedileri pisi pisi diye cagiriyor, kus gorunce gak gak yapiyorsun. konusulan her seyi (bence) anliyorsun.
masallah sana yavrum.
bizimle buyuyor bizi de buyutuyorsun.
5 Nisan 2008
27 Mart 2008
17 Mart 2008
Ben her bahar....
16 Mart 2008
2 Mart 2008
Ruhum
Geçmiş de güzel sayılmazdı pek.. Ama düşününce sanki şimdiden daha mı güzeldi ne?
O zaman da tadını çıkarmadık. Şimdi de şimdinin tadını çıkarmak yerine geçmiş şimdi olsaydı ne güzel olurdu demekle meşgulüz.
Oysa geçmişte sevgilim, hayat arkadaşım, yoldaşım hayatımda değildi henüz.
Hayatımın anlamı maviş bebeğim de öyle.
Gerçi babam vardı, anneannem dedem vardı, Duffy de vardı.
Ama kadın doğumcu olmaktan çok uzaktım.
Gerçi şimdi de mutsuzum kadın doğumda olmaktan ama, bu yolda yürümekten de, yol arkadaşlarımdan da, geleceğin getirmekte olduğu belirsizlikten de mutsuzum ama..
Yine de geçmişte de kadın doğumcu olamama ihtimalimden mutsuzdum. Hiçbirşey olamamaktan korkardım. Bu nedenle mutlu olamazdım. Tadına varamazdım.
Şimdi de varamıyorum. Demek bu yollar dikenliymiş azıcık, ama ne yapalım ben seçtim bunu demek yerine, başaramadım olmadı, yanlış seçmişim demenin kolaylığına saklanıyorum.
A ile B'yi, 1 ile 2'yi anlatıp üzülmek yerine, A, B, 1, 2'yi yaşamakta olmaktan keyif almayı başaramıyorum.
Bebeğim yokkenki üzüntümü, acizliğimi, çaresizliğimi bu sayfalardan okuyup hatırlayıp şükredeceğime, bebeğimin varlığının bile sadece tek başına beni mutlu etmeye yeteceğinin farkına varamıyorum.
A ve B'yi düşünmekten uykusuz geceler geçiriyorum.
Oysa bir sene sonra onlar da hayatımda olmayacaklar. Geçip gidiyor ne de olsa zaman. Ben olacağım yine tek gerçeğim.
Kendimi benden ayıran olumlulara sevineceğime diğerlerinden ayıramayan olumsuzlara üzüle üzüle geldim 32 yaşıma..
Ee yıllar geçiyor ne de olsa.
Taschi bana "ruhum fırtınaya yakalandı çalkalanıyor" diyeli 16 yıl olmuş.. ON ALTI.
Bisürü kişi doğdu ve büyüdü o zamandan. Biz bile büyüdük.
O fırtınaları dahi gülerek anlatabiliyoruz artık.
Yeni fırtınaların da dineceğini bilmiyor muyuz ki?
Neden hala çalkalanıyoruz?
Belki de ağlayamadığımızdan.
Hayatın en gerçek acısını, ölümü yaşadıktan sonra, bunlar da fırtına değil meltem aslında.
Evet evet, nelere üzülüyorum ben demek geldi içimden.
Kalbimin üzerindeki kuş kalktı.
Güneş de açtı..
En iyisi bebeğimi de alıp Bebek'e gideyim.
Evet evet hafifledim.
Teşekkür ederim Taschi, benim uzaklardaki arkadaşım, kardeşim.
10 Şubat 2008
17 Ocak 2008
5 Ocak 2008
Bu hafta sonu IKEA
Kocişim eve gelince itiraf etti: Orada yemek kaşığı bile versen severdi, oyuncak hoşuna gittiğinden değil dedi.
Ama almama engel olmadı hiçbirini.
Fil hariç.
+kopya.jpg)
Minik kalbim hiç kucağımdan inmedi. Ben sonunda pes ettim, babasına atıp kaçtım. Sonra da market arabasına bindirdim, bebek arabasını da hatta ona koydum. Biraz rahat ettik.
+kopya.jpg)
Yemek yedik. Meyve ve yoğurt da yedik.
4 Ocak 2008
Damla hanım ile geçen hafta sonu..
Çiçeklerden yemişten sarı saçlı bebekten
18 Aralık 2007
Minik kalbim hasta oldu.
Canım yavrum, senin baban var ya, yıllardır bana baktı büyüttü, şimdi de seni büyütüyor. Ben hastanede çok yoruluyorum, akşam 8'de uyumuşum, gece uyandım bir baktım babacığın uyumamış, odandaki çekyatta kıvrılmış, sabaha kadar başını beklemiş. Sen öksürmekten uyuyamıyorsun, o da her seferinde seni pışpışlamış, korkma diye.
Çok şükür Allah'ıma sizi bana verdiği için.
Sen de çabuk iyileş emi yavrum.
Gül yüzün hep gülsün.Allah nazarlardan saklasın seni.
15 Aralık 2007
Kizimla gectigimiz haftasonu
6 Aralık 2007
Çığlık attıran cümleler
24 Kasım 2007
Fotoğraf albümü
18 Kasım 2007
Tüm zamanların en keyifli fotosu
Bu işte.. Tüm zamanların en keyifli fotosu.
Damla hanım Üsküdar vapurunda. Masanın üzerinde kitap okuyor. (Belki de kitabını yiyordur)
Teyzesinin kafesinde.. Üşümesin diye polarla ve anne sevgisiyle kuşatılmış.
12 Kasım 2007
Damla hanımın diş hediği
Annesi ona diş hediği yaptı (diş buğdayı).. Herşey istediği gibi oldu çok şükür.. Buğday bile çok başarılı idi, herkes yedi.. (Portakal ağacı Hatice'ye teşekkür ederim, o olmasaydı ben kuru bir buğday haşlaması ikram edecektim misafirlere.. Ama içine nar, çukulata parçacıkları, ceviz ve pudra şekeri ekledik, oldukça başarılı oldu)..
Tek eksik fotoğraflar oldu, ne anneannenin yaptığı süpper pastaların ne de gelen konukların resmini çekebildik telaştan..
Çünkü Damla hanım nezle olmaktaydı ve çok huysuzdu.
Bir tek Ferah teyze ile şu aşağıdaki resmi çektik:
Bir de bunları:
Kızım mesleğini seçerken makası aldı eline ilk.. Bunu terzi olacağından ziyade anası gibi cerrah olacağına yorumlayanlar da oldu, teyzesi gibi yetenekli bir tasarımcı olacağına da..
Steteskopu seçmesi sanırım biraz zorla oldu :) Çünkü elinden makas, pastel boya, kredi kartı vs.yi aldık.. Kısacası steteskopa sıra gelene kadarlık hile yaptık :))



+kopya.jpg)
+kopya.jpg)








