Benimkiler..

Benimkiler..

31 Aralık 2009

Kutsal mabed hakkında

Hayat denen mucize, bana bunları düşündürüyor günlerdir (yeniden).
Şimdi, insanoğlunun üremesi için aynısından minik kopyalar oluşup sonra büyümesi uygundur değil mi? Bu minik kopyalar için en güvenli yer neresi?
Kuş yuvası mı? Folluk mu? Tabii ki annesinin içi..
Peki annesinin içinde bebeğin yerleşip büyümesi için bir kutsal mabed olsa (eski hocalar ana rahmine kutsal mabed derlerdi).....
Bu mabedde korunağında yaşayan bebek, annesinden gelen bir hortumla beslense... ama bu hortum (kordon) ve besin deposu (plasenta) anneden sadece faydalı şeyleri, besinleri, vitaminleri vs geçirse ama zararlı maddeleri, ilaçları, zehirleri bebeğe geçirmese (kan-plasenta bariyeri)... Bebeği korusa...
Bebek orda içi su dolu bir kesede olsa (amniyon kesesi).. Böylece annesinin geçirdiği kazalardan, çarpmalardan ya da hareketlerinden, ısı değişimlerinden, soğuktan sıcaktan etkilenmeden yaşasa.. Beşik gibi sallanarak uyusa...
Bu mabedin bir kapısı olsa ki -serviks- o kadar sıkı olsa ki gebelik kesesini sımsıkı tutsa içinde ve açılmasa.. Hatta siz bir sebepten içeri girmeye / alet sokmaya çalıştığınızda gerçekten çok zorlansanız.. giremeseniz...
Sonra bebek büyüdükten, olgunlaştıktan, nefes alabilecek akciğerlere sahip olduktan sonra kapı yavaş yavaş açılsa.... o kadar yumuşasa ki, o koca bebek, bir saat önce ince uzun çubuğun bile girmediği o kapıdan çıkabilse.
Doğum başladığında o kapıyı açan bir hormon olsa (oksitosin).. Bu hormon aynı zamanda anne sütünü salgılatan hormon da olsa.. Yani annenin içinde oluşan kutsal içeceğin, gebelik boyunca bir damlası bile çıkmasa, ama doğum sancılarının başlamasıyla birlikte fışkırarak hayat kaynağından akmaya başlasa... Bu minik kopyayı içinde taşıyan anne kişisi, aynı zamanda hiç parası olmasa, mama alamasa, yokluk içinde kıtlıkta olsa bile, en az 6 ay o miniği tek başına dış birşeye ihtiyacı olmadan beslemeye muktedir olsa.
Parantez içindekiler bize derste öğrettikleri gerçekler. Diğerleri, benim küçük beynim ve zekamla aklımın ermediği, hayatın mucizeleri.
Hayran kaldığım. Düşünürken bile ağzımın açık kaldığı.

6 yorum:

ela selin dedi ki...

Bir doktor olarak bu mucizeye her gün bu kadar yakindan tanik olmak muhtesem birsey olsa gerek.
Öte yandan annelik serüveninde beni de hergün sasirtan bir "bilinc" bu. Annelik ne kadar olaganüstü birsey, hem fiziksel hem de duygusal olarak..

yalnızlar kraliçesi dedi ki...

sevdiklerinle, sağlıklı, başarılı, mutlu ve de şans dolu yıllar geçirmeni dilerim..

ÇAğ dedi ki...

Mucize ki ne mucize, anatomi fizyoloji derslerinde hayran kalırdım insan vücudu işleyişine.Hiç bir şey tesadüf olamaz...
Öptüüüüm

AycA dedi ki...

ne güzel yazmışsın be aybala:=))

hayal dedi ki...

Özlem, vallahi öyle.. Mucizelerin büyüklüğüne ve çokluğuna aklım ermiyor inan.
Yalnızlar kraliçesi, teşekkür ederim.. bizi unutmadığınız için de :)
Çağlayan, zaten anatomi dersine girip de hayran kalmayanları anlayamamışımdır
Ayçacım, yazmışım di mi:)

Doğa dedi ki...

Bıldıgım gerceklerı..çok guzel ozetlemıssın..yuregıne saglık..

Sadece annelık..dogum mu mucıze..
Etrafıma baktıgım her seyde aynı mucızeye tekrar tekrar sahıt oluyor ve allahın varlıgına bır kez daha sukredıyorum...

Sevgıler..