Benimkiler..

Benimkiler..

8 Ekim 2008

Süper anne değilim.. Olmaya niyetli miyim?

Bu postu, vicdan muhasebesi için mi yazıyorum? Destek mi arıyorum? Nereye gittiğim konusunda kafam mı karışık?
Bir anne neler yapar / neler yapmalı?
Yavrusunu besler, onunla oynar, uyutur, uyanınca yanında olur.
Bir evkadını neler yapar?
Eşini besler, onunla oynar, yanında olur, evine bakar, temizler toplar, ilgilenir.
Bir çalışan ne yapar?
İşine gider, (doktorsa) hastaları sever, ilgilenir, muayene eder, nöbet tutar ve böylece mesai dışındaki zamanların da bir kısmını işinde geçirir, tüm gün hastayım-yorgunum demeden ameliyat yapar
Bir kadın ne yapar?
Spor yapar, sosyal olaylara katılır, gezer dolaşır, alışveriş yapar, arada TV izler, sinemaya gider, kuaföre gider, kitap okur. Seyahat eder.

Bir kişi bunların en fazla kaçını bir arada yapabilir?
Kaç tane sıfat seçebilirim aradan? Anne ve çalışan kadın mı? (E sevgilim ne olacak? evim?)
Anne ve kadın mı? (İşim, kocam evim ne olacak?)
Anne ve eş mi? (Kendim ne olacağım??)

Hepsini birden OLMAK ZORUNDAYSAN ve görevlerin hepsini de yerine getirmek istiyor ya da ZORUNDAYSAN ne olacaksın:
SÜPER ANNEEEEEE

Ya da benim gibi hepsini yapmak ister, bazılarını ucundan biraz yapar, sonuçta hiçbirini hakkıyla yapamazsın. Hele de oğlak burcu mükemmelliyetçi takıntılı biriysen,
sonunda depresyona girersin.

Hangisinden ayrılabilirim kendimi biraz rahatlatmak için? Evimden işimden bebişimden kendimden?

Saçma bir post oldu okuyanlar için, zaten kimse beni anlasın ya da acısın diye de yazmıyorum ki, kafamı netleştirmek için yazıyorum. Sonuçta varmak istediğim nokta şu: Ne yapsam da, ne kadar çabalasam da, kimde beni takdir etmiyor, aa işten gelip yemek yapabilmişsin şahane olmuş, ya da aaa evi süpürmüşsün, ne kadar temiz olmuş.. Aaa bugün nöbette sabaha kadar beş ameliyat yapmışsın ne güzel aferin, ödül olarak ertesi gün de dört tane yap.. Aaaa bugün gündüz beş sezaryene girmişsin, akşam da ödül olarak bebişi parka götür... demiyor kimse malesef.

Sonuçta bir kadın doğum asistanıyım ve bir günüme malesef en çok iki kimliğe ait aktivite sığıyor.. Mesela bu ay doğumhanede gündüz o kadar çok yoruluyorum ki, (en az beş ameliyat her gün), akşam ne kızımla ne kendimle ne sevgilimle ilgilenecek halim kalıyor. Birisi yemek yapmışsa (anneme sağolsun) yedikten sonra cup yatak.. Saat sekizde uyku... Yüzmeyi bıraktım bu ay mesela.. Meditasyon yapardım kendim için, onu hepten bıraktım. Nerdeee günde kırk dakika ayırıcam kendime!!!!

Hatayı baştan yapmışım da haberim yok. Evlenip yuva kurayım, hele ki üç çocuk istiyorum, onlara bakıp büyüteyim cümlesine, bu kadar yıl okudum tıpta, bari uzman olacaksam da sağlam bişey olsun en iyisi, kadın doğumcu olayım şeklinde bitirmemeliymişim. Anne olmak çok önemli benim için, bari rahat bir bölüm seçeyim de işte çok yorulmayayım diye bitmeliymiş.
Gerçi anneyi de 30 yaşından sonra oldum ya, o da ayrı bir konu!!

Bu yazı bitti ama benim söyleyeceklerim bitmedi.
Devam edecek.

14 yorum:

ÇAĞLAYAN dedi ki...

Seni o kadar iyi anlıyorum ki.Aynı şeyleri düşünüyorum kaç gündür.Ücretsiz izin aldığımdan rahattım ama iş başı yapacağım.Meslekler aynı sayılır,bir de eşim asistanlık yapıyor ve son senesinde,tez filan,o kadar yoruluyorki bir de eve gelip Ayça ile ilgileniyor gerçi ona hiç bir şey yaptırmıyorum.Yoğun biliyorum tıp gerçekten pestil çıkarıcı hele senin bölüm pek fena.Bence ne yapmalı, uzmanlık bitene kadar kadın imaj askıya alınabilir-ama insan nefesde almak istiyor dimi, daha çok anne ve çalışan kadın imajına yüklenilebilir, ev kadınlığı ise hiç önermediğim bir şey-sanki evde iş hiç bitmiyor,hep aynı şey dejavu gibi.İş kadınlığı yorucu ama ev kadınlığından daha iyi sanki.Çalışan kadın eve girince heleki oğlaksa herşey süper gitsin istiyor ve kafayı takıyor olur olmaz şeylere.Asistanlığınızın kaçıncı senesindesiniz bilmiyorum ama bitecek ve çok güzel bir mesleğin var inan.Bu arada sen bence bu kadar yoğunlukta blog bile yazıyorsan sen SÜPEEER BİR ANNESİN...
Çağlayan & Ayça

Sevgili Sayfa dedi ki...

Tam da bu aralar kafamda dönüp duran şeyleri yazmışsın! Ben de işe, eve, bebeğe ve kendime yetememekten muzdaripim. Yemek yapmıyorum, neredeyse hiç! Anneler sağolsun. Hala kışlıklar çıkacak, yazlıklar toplanacak. Ne zaman? Allah bilir! Kızımla doğru dürüst sadece haftasonları ilgilenebiliyorum. Akşam azıcık zor uyusa öff-pöff yapıyorum istemeden. Yorgunum çünkü. Öyle çok vicdan azabı çekiyorum ki bazen. İşlerimi hep yarım yamalak yürütüyorum. O da ayrı bir stress. Sürekli yetiştirme telaşı! Kendine ne yapıyorsun diye hiç sorma çünkü duş alabildiğim günler şanslı hissediyorum, bir de uykumu alabilirsem. Spor salonuna tonla para verdim ama vaktim yok, gidemiyorum. Kuaför filan rüya zaten! Nerde o eski ben. Giydiğine, taktığına, makyajına özen gösteren, gezip tozan, neşeli, enerjik..

Böyle yazıya böyle yorum! Buyur bakalım :-/

Tuğba Baykal dedi ki...

Çok zor çok......
Ben ücretsiz izinden sonra dönemedim, bırakamadım Maya'yı.
Yazdıklarını 2 haftadır cok sık dusunuyorum. Ben sadece anneyim 1 yıldır. Sağlıklı mı? Hayır..
İşe dönsem daha mı iyi olurdu? Vicdan azabı çekerdim ama daha iyi bir sevgili olup daha iyi bir kadın olacağım kesin. Ama Maya'nın bir başka kadınla (annem dışında kimseye bırakmayı istemiyorum..o da bakamıyor mlsf..)tüm gün oynamasını benim gibi kıskanç biri nasıl kaldırır bilemiyorum..

Ay ay...cok uzun bir konu bu..cok fazla muhasebesi olan ve asla doğru bir cevabı olmayan.....

pinarbk dedi ki...

Ahhhh Hayal Ahhh...
Bazen, hay kariyer, iş miş diye beynimizi yıkayanların diye başlayan upuzun cümleler kuruyorum. Ama artık ne fayda.

Kendi adıma en çok kendi bakımımdan ve evden fedakarlık ediyorum. Bakıcının pişirdiklerini yiyiyorum. yemek yapacak vaktim yok. Temizlik için Gülizar'ı bekliyorum. Bir de ev işi yaparsam, Duru'yu görmek hayal olur. En çok ve sadece anne olmak istiyorum, ondan sonra da sevgili. Annelik bekletilecek, zamana yayılacak, ertelenecek birşey de değil ki. Zaten birsüre sonra daha yoğun bir sosyal hayatı olunca küçük hanımı yakalamak mümkün olmayacak.
Eee kocayı da ihmal etmemek lazım. onunla da gezip dolaşmak, dışarda sabahlamak, eğlenmek güzel. Ayrıca bu yaşlarda daha da güzel:))

Offf valla. İşimiz çok zor. Gittikçe de zorlaşıyor. İkinci çocuk bizde hayal. Ben de üç diyorum bazen ama konunun ilgilisi diğer mantıklı insan hooop diyor. haklı adamcağız. Bir tane daha gelirse, kendine olan ilgi daha da azalacak.

Dök içini, rahatla. Elimizden daha fazlası gelmiyor çünkü. Bu çark çok hızlı dönüyor...

Sugibi dedi ki...

çok acemiyim bu konuda biliyorsun ama sanırım süper-mükemmel olmak diye birşey yok annelikte. ben kendi adıma hep eksik hissediyorum bu konuda. 9 ay yapışık ikiz gibi yaşadık, o zaman da, şimdi yani çalışmaya başladıktan sonra da hep eksik, hep daha iyi olmak için yapılabilir birşleyler varmış gibi geliyor. kabullenmek mi lazım acaba. çok sorgulamadan, şartlar nasıl getiriyorsa öyle...

bir de yaşadıkların hep yaşamak istediklerin aslında. doktor oldun, eş oldun, anne oldun.istedin, yaptın. aslında çok mutlusun, inan bana:))

burcu dedi ki...

Aybalacığım; tam da bloğumda kısacık bir yazı yazacakken senin yazını okudum. Açıkçası okurken biraz rahatladım. Deli mi bu kadın yahu deme, demekki yalnız ben değilmiişim bu durumda olan diye düşündüm. Şu anki durumum 'tükenmişlik sendromu' bir sonrtaki aşaması depresyon.. iş, aş, eş, bebiş derken kendimize vakit kalımıyor. Öneri şu (benim için) haftada iki gün iki saat mola. Uygulamaya başlayacağım. sen de dene diyeceğim vaktin olursa. off ben de çok uzattım. Anam hepimiz ne kadar da dertliymişiz iyiki yazmışsın. İçimizi döktük :)
Sevgiler

mavianne dedi ki...

süper anne olduğun kesin
fazla düşünme
doğum doktoru olup, o zor işleri yapıp bir de anne olmak
kutlarım seni

AycA dedi ki...

upzzz!!

mükemmel olmak zorunda değilsin..
arada pause et
bence hepsini yeteri kadar yapsan yeter
ben öyle yapmaya çalışıyorum
tabii senin kadar yoğun çalışmıyorum üstelik 18 aydır sadece anne ve ev kadını olmakla yükümlüyüm şimdi ofis işlerini de ekledim
bazen yemek yoksa kahvaltı edilir yada ev iki gün toplanmayabilir ya da her akşam çocuğunla oyun oynamak zorunda değilsin
kocan her daim şevkat beklemiyordur tanıdığım kadarıyla
düzenli spor yapmak iyi ama kendini iyi hissetmiyor zorunluluk gibi geliyorsa yapmayabilirsin..
bende yapmıyorum vicdanım rahat değil tabii bu durumdan ama olmuyorsa olmuyor!!

reklamdaki gibi ,
bırak dağınık kalsın be Aybala..
her zaman toplanmaz hayat.

süper kadın olmak stressi ileride hiçbirini olamamayı getirmesin sana/bana hepimiz..

kızma böyle yazdım diye aslında kendim içinde yazıyorum bunu.. ama maalesef yaşam koşullarımız bunları gerçekleştirememeyi getiriyor..

ilkays dedi ki...

Hepimiz adına yazmışsın sağol.
Ben işe, "iş kadınlığını" hayatımdan çıkartarak başladım. Sen de bu mümkün değil biliyorum. Şimdilik sıralama şöyle gidiyor:
1.) Annelik
2.) Ev Kadınlığı
3.) Eş
4.) Kadınlık
Bu durum Duru okula başlayıncaya kadar sürecek diye kendimi motive diyorum. Napalım bu fedakarlık ufaklıklara daha hamileyken başladı. "Biz" istedik...
Duru büyüyünce yukarıdakilerin sıralaması değişecek elbet. Hepimiz için öyle.
Sen elinden geleni yapıyor musun? (bence evet)
Tamam bitmiştir o zaman.

Not: Benim bloga yazdım ama buraya da yazayım. Görüşelim tabiki biz de özledik :) Ben seni arayayım diye yazdım çünkü biraz nezleyim. Geçsin diyorum.

etki alanı dedi ki...

Hepsini bir arada yapıp,çoğu kez istifa ettiğim birimler olmuştur...Bazen annelikten,bazen temizlikçilikten,bazen aşçılıktan..Sonunda dayanamadım,ciddi,eş olmaktan vazgeçtim...Sonra rahatladım...Size yardımcı olan bir eş yoksa ,hayat zordur...
Her yılın insandan çok şey aldığını unutmayın ve yardımcı bulun...Söylemesi kolay demeyin,tecrübe konuşuyor...
Ben de yoruma nasıl da hazırmışım ,döküldüm.
Hayatınızı dinlendirin...
TüTü

Gökşen dedi ki...

biraz uzun bir yorum olacak ama yazmadan edemedim - biraz olsun gülümsemen için :

Eskiden kadin olmak daha kolaydi. Kadinlar sadece evde olur, yemek
yapar, çocuk bakarlardi.
Sadece esinin geliri düsükse kadin çalisirdi ve çalisan kadina acinirdi. Kadin çalisiyorsa, evine bakamayacagi düsünülürdü, zaten kadin bekarken çalisiyor idiyse bile evlenince evinin kadini olurdu. 90'li yillara
gelindiginde kadin sadece evde olmak istemedi, artik çalismak
ekonomik olarak özgürlesmek istiyordu.

Önce üniversite okumaya ,sonra çalismaya basladi. Bu kadinin hosuna gitmisti. Çalisiyor, istedigi gibi harciyor, geziyordu. Artik çalisan kadin evli olmak degil bekar olup gününü gün etmek istiyordu. Yasasin özgürlük...

Çalisan kadin artik iskolik olmustu, çalisiyor ve üksekliyordu.
Zirveye ulasmisti. Birçok sirkette once orta kademe, sonra üst kademe
yönetici kadin oldu. Doksanlarin sonuna gelindiginde sirketler yalniz ve iskolik 30lu
yaslarinda kadinlarla doluydu.. Bu çalisan kadina yetmedi, çitayi
biraz daha yükseltti.

Artik hem evli ve hem de basarili çalisan kadin olmaliydi. Çalisan
kadin etrafina bakindi. Basarili, parali koca adaylari gözden geçirildi.
Adaylardan kel, sisman ve kisa boylu olanlar hemen elendi. Ince
ruhlu, saraptan anlayan, müthis sürprizler yapabilen, kimsenin
bilmedigi yerlerde basbasa tatillere götüren, yasamayi
seven ve bol bol espiri yapanlar hemen kapisildi. Dügünler yapilip,
balayina gidildi. Balayindan sonra çalisan kadin hizla is basi yapti.
Gündüzleri toplantidan toplantiya kostururken artik aksam yemegini
de düsünmeye baslamisti. Aksam ne yenmeli, nereye gidilmeli, esinin
gömlekleri, pantolanlari ütülü mü, kiyafetleri kuru temizlemeciye gitti mi geldi mi, marketten alinacaklarin listesini çikar, is çikisi git al, eve gel, aksam
yemegini hazirla....

Çalisan kadin artik mutluydu. Gece yatagi sicacikti. Üzülünce derdini
paylasan, hastalaninca ona bakan, aglayinca destek olacak bir omuza,
göz yaslarini silecek sevkatli ellere sahipti. 15 saat kosturmak kadina viz geliyordu. Etraf bu sekilde kosusturan, ev ile is arasi çift vardiya çalisan kadinla doluydu.

Zaman geçiyordu. Çalisan kadin 35' ine yaklasiyordu. Biyolojik saati
"be bek, be - bek" diye uyari vermeye basladi. Evet çalisan kadin hemen çigliklar atmaya basladi "Kariyer de yaparim Bebek de" diye...

Çalisan kadinlar hemen kadin dogumcularin randevularini
doldurdular. Çalisan kadinlar ajandalarina ve islerinin temposuna
uygun zamani seçip hemen
bebek yapmaya basladilar. 1-2 ay sonra güzel haberler sirayla gelmeye basladi, çalisan
kadinlar hamileydiler. Çalisan kadin hem hamile, hem güzel olmak
istedi. Hemen diyetisyenlere kosulup, özel hamile diyetleri alindi, bol bol kivi yenmeye baslandi. Eskisi gibi tatli, tursu, börek, erik aserilmiyor,
karpuz,kivi ve mango isteniyordu gecenin bir yarisi eslerden.
Çalisan kadin çocugunu eski usul büyütmeyecekti. Hemen onlarca
hamilelik, bebek büyütme kitaplari alindi, bir çok internet sitesine üye olundu, Yoga ve anne-baba
kurslarina yazilindi.

Çalisan hamile kadin artik gün gün takip ediyordu bebeginin
gelisimini. Bugün 43. gün, bebegim üzüm tanesi gibi... 59. gün, parmaklari olustu... 89. gün, bugün ilk defa hiçkirdi... 210 uncu günden sonra artik bebegin
matematik zekasinin artmasi için Mozart dinletilecek... Sonunda
mutlu gün geldi. Çalisan kadin artik anneydi. 3-4 aylik izinden sonra çalisan kadin diyetlerle zayiflayarak incecik bir sekilde isbasi yapmisti.

Artik basarili bir yönetici, iyi bir es ve anne olarak 24 saat çalisiyordu. Bebek
büyüdükçe, sosyallesmesi için çalisan kadin cumartesilerini
çocuguna ayirdi.
Artik tüm anneler topluca etkinliklere katilmaya basladilar. Yas günü partileri,piyatrolar,piyano dersleri, basketbol, tenis ve
yüzmekurslarinin biri bitiyor, digeri basliyordu.

Çalisan kadina bu da yetmedi. Artik hem çalisiyor, hem iyi bir es
olmaya gayret ediyor ve hem de annelik yapiyordu. Çalisan kadin çitayi birkez daha yükseltti.

O artik evinde katkisiz, saglikli ekmekler, reçeller yapmali,
organik gidalarla, vitamini bol sebze yemekleri hazirlamali, çocuguna ve esine özel
günlerde pastalar yapabilmeli, bu pastalari çok güzel süsleyebilmeliydi.
Bütün çalisan kadinlar yemek yapma kurslarina kosmaya basladilar.
Evlerine ekmek yapma makinalari aldilar, toplanti aralarinda bir birlerine yemek tarifleri vermeye
basladilar,
"Dün nefis bir çavdarli ekmek yaptim, istersen tarifini vereyim" "Ben de hafta
sonu harika bir pasta yaptim. Evdekiler bayildi. Bir aksam gelin De size de yapayim" Bakalim çalisan kadin bundan sonra çitasini nereye
yükseltecek?

Gelelim erkege...
Bu süreç içerisinde çalisan erkek ise çitasini hiç yükseltmedi.

80 lerde, 90 larda ve 2000 lerde hep TV izliyor,bira içiyor ve maça
gidiyordu...

hayal dedi ki...

Çağlayan, deja vu konusunu ben de düşünürüm hep. Çamaşır sepetini her gördüğümde (ben daha dün yıkadım bu çamaşırlar ne ara birikti?)
Gülfer, ben haftasonları da nöbet tutuyorum! İki haftada bir, cumartesi ya da pazar evdeyim. O günü de kızıma ayırmak istiyorum, kendimi çok ihmal ediyorum!
Tuğba, işten ayrılma ya da ücretsiz izin alma şansım olmadığından bu ikilemlere düşmedim hiç.. Kendimi yiyip durdum sadece.
Pınar, ikinciyi yapmayınca da, ileride benim niye kardeşim yok derse kızıma "ütü çok birikiyordu ondan yapamadım" demek istemiyorum ama..
Sugibi, haklısın aslında mutluyum çok şükür. Sadece çok yorgunnuuuummmm
Burcu, mola iyi fikir de, iki saat neye yeter? Belki duş almaya :) hahaha iki gündür ona da fırsat bulamadım da hahaha
Mavi anne, süper anne dizilerde oluyor sanırım anca.
Ayçacım, keşke bırakabilseydim dağınık kalsın (sanki sen bırakabiliyormuşsun gibi haha :))
İlkay, ben de isterdim işten ayrılabilmeyi keşke imkanım olsaydı en azından bir iki yıllığına..
Etki alanı, neyse ki eşim yardımcı; o da olmasaydı, ben yangın yeri ev deprem alanı olurdu!
Gökşen, ne yalan söyleyeyim, doğru yazmış yazan... :)

Elif dedi ki...

evet evet evet ... ne hepsi ne de hiçbiri...
Ama kocalar anlayış gösterdi mi, bir de mümkünse doğru yardımcıyla elimizden geleni yapıyoruz sanırım hepimiz... Benim annem de uzakta, o kadar iyi anlıyorum ki. Patlamaya geliyor insan , ama seçimlerimizin güzel yanlarını yaşamaya devam, tabi farketmeye zaman bulduğumuzda :)

hayal dedi ki...

Elif, çok şükür annem yanımda... O da olmasaydı ne yapardım?