Benimkiler..

Benimkiler..

18 Ekim 2008

Normali normal doğum

Öyleyse neden kadınlar sezaryen olmak ister?
Normali normal doğum.. Fizyolojik.. Doğum sonrası hooop hiçbirşey olmamış gibi ayağa kalkıyorsunuz… Bir mucize eseri olan vagina, esnek katlantıları (rugalar) sayesinde koca bir bebeği çıkardıktan sonra kısmen de olsa eski haline dönüyor.. Normal doğumda süt daha çabuk geliyor, bebeğini kucağına alıp emziriyorsun.. Hatta yürüyerek evine gidiyorsun.. Ameliyatın beraberinde getirdiği riskler yok.. Narkoz riski, masada kalma riski, ameliyat komplikasyonları (mesane yaralanması, barsak yaralanması, karın içinde iç organların birbirine yapışmasına neden olan yapışıklıklar) riski yok. Bebeğin akciğerlerindeki sıvı boşaldığından daha rahat nefes alıyor.

Yanlış anlaşılmasın, bu normal doğumu savunan bir yazı olmadığı gibi sezeryanı savunan bir yazı da değil… Zira uğraşsam sezeryanı da savunabilirim… Ama anlatmak istediğim bu değil de, başka bir şey..

Biz insanlar acı çekmekten çok korkuyoruz, ben bunu söylemek istiyorum asıl. Kendi adıma konuşacağım, yıllardan beri kadınların doğum yaparken nasıl acı çektiğini görüyorum (çalıştığım merkezde epiduralle normal doğum yapılmıyor, kaldı ki epidural yapılsa bile tutmama riski var ya da epidural için gereken anı yakalayamama riski de var).. Kadınların acı çekerken nasıl kendilerinden geçtiğini, en mantıklı, kültürlü, bilgili olanların bile ağrıyla nasıl değiştiğini, kesin beni, öldürün beni diye bağırdığını görmek bende bir ağrı fobisi oluşturuyor.. Belki dişçide en ufak bir işlemi bile anestezisiz yaptıramamam, HSG’yi uyumadan çektirememem, normal doğum yaptığımı gözümün önüne bile getirememem de bundan olabilir. Bilmiyorum.

Burada antiparantez bir not, evet sezeryan oldum ben ama endikasyonu vardı. IVF gebelikleri (hele de uzun denemeler sonrası olanlar) normal doğurtulmuyor. Sezeryanın en büyük avantajı, yıllar içinde bu kadar çok tercih edilmesinin nedeni, normal doğum eyleminin bebek üzerinde yarattığı riskleri ortadan kaldırması. Bu nedenle, bebeğin riske atılamayacağı durumlarda, tekrarlayan düşükler, tüp bebek, aşılama gibi tedavi ile olan gebelikler gibi durumlarda tercih ediliyor.

Benim karar veremediğim, doktorum “seni sezeryanla doğurtacağım” demeseydi, ben normal doğurur muydum… Bunu sıkça düşünüyorum. Şu anda sancı çeken gebelerden oluşmuş bir çok sesli koro eşliğinde yazıyorum bunları. Karar vermekte zorlanmam, yıllardır sürekli duyduğum ve bilinç altımda yankılanan bu sesler.. Bu acıları çekmeyi ben göze alabilir miydim?

8 yorum:

Adsız dedi ki...

ama geciyor, bitiyor, güzelligi kaliyor... ben yurt disinda yasiyorum, hic birseysiz (ne epidural, ne agri kesici, ne akupunktur, ne herhangi bisey) normal dogum yaptim, ilk dogumumdu, son anda epis yapmak zorunda kaldilar, uzuuuun saatlerde agri cektim, ama oldu, bitti, cok katiliyorum size, Türkiye'de bir aci cekme korkusu var veya olusturuluyor, burada öyle bir alternatif yok, komplikasyon yoksa normal dogurursun, hamileyken hep diyordum ki, dünyada 5 küsür milyar insan var, bunlarin 99% normal dogduysa bende beceririm, hamd olsun olduda ... tabi dogum aninda ebeye "artik devam edemiyecegim, olmuyor" dedigimde, ebenin (ha bide burada bir ebe giriyor doguma öyle doktor kadrosu felan degil :) "buraya gelen her kadin bunu söylüyor, ama hepsi dogurup gidiyor" dedigini animsarim hep:) ha bide ben dogum yaptigimda burada saglik personeli grevdeydi, 3-4 saat sonra eve gönderildik, iyi de oldu, en bastan kendi sistemizi kurmus olduk :) niye bu kadar konustum bilmiyorum, kusura bakmayin...

Nil

ilkay dedi ki...

Aybala merhaba, uzun zamandir okuyorum ama ilk defa yaziyorum.
Ben 17 arti 3 hamileyim. Acikcasi yazindan cok etkilendim. Özellikle insanlarin acidan kesin beni, öldürün beni diye bağırmalari kısmı filan. İnanmayacaksin ama gece ruyama girdi.
Zaten özel hastaneler, doktorlar bu kdar sezeryan yanlisi iken normal dogum yapabilmek artik bu ulkede hakikaten ekstra bi durum gibi oldu.
Umarim ben ne duyarsam duyayım, ne okursam okuyayim, sonuna kadar direnebilir ve normal dogum yapabilirim.
Sevgili minik kızın Damlaya ce sana sevgiler.
Kiraz.

Sevgili Sayfa dedi ki...

Ben göze almıştım o acıyı çekmeyi. Hatta çok istemiştim. Ama olmadı :-( Benim doktorumun da sebepleri vardı. Ne tesadüf! Böyle yazdığıma bakma aslında çok ama çok severim doktorumu ve güvenirim. Ama, "acaba?" lar hep var..

Adsız dedi ki...

Merhaba,
genel tıp bilginize dayanarak bir soru sormak istiyorum size.
aslında sorumu okuduğunuzda niçin göz doktorunuza sormuyorsunuz diyebilirsiniz ama ona bu soruyu sorduğumda olumsuz bir yanıp alırsam orada dağılmak istemediğim için size sormak istedim.

yirmi altı yaşındayım ve yüksek miyop problemim var ve hala gözlük numaram artıyor, maalesef.
yüksek miyoptan ötürü her iki gözümün de ağ tabakası problemli o yüzden her ikisine de lazer yapıldı.

bu şartlarda olan bir kişinin hamile kalmasında bir sakınca var mıdır? gözlerimin durumu hamilelikten ötürü daha da kötüleşir mi?

Şimdide teşekkür ederim.

hayal dedi ki...

Nil, merhaba, hoşgeldin..
Bu ülkede doğum şekli halen bir seçenek olarak sunuluyor ne yazık ki.. Şu anda sağlık bakanlığının sezeryan oranlarını azaltmak için bazı çalışmaları var, başarılı olacak mı bilmiyorum. Ama bizde de normal doğumun Avrupadaki kadar yaygınlaşabilmesi için sağlık sisteminde ciddi iyileştirmeler şart, o da ayrı bir konu!
Kiraz, hoşgeldin, doğum korkulacak birşey değil ki.. Benim öyle yazma nedenim sürekli içinde oluşum. Bir aşçının gitgide yemek kokularından tiksinmesi gibi... Ayrıca ağrısız doğum diye birşey var.
Gülfercim, bence normal doğurmamış olmak bir eksiklik değil (sence ben eksik bir anne miyim?) Herşey bizim içimizde bitiyor..
Adsız, bu ayrıntılı ve önemli bir soru.. Göz içi basıncının artması gebelikte mümkün olabilir, tansiyon artarsa ya da ıkınırken doğumda.. Ama sizin göz rahatsızlığınızı bilmiyorum bu nedenle daha fazla bir bilgi veremem ne yazık ki..

HülyArda dedi ki...

aybala,

valla ben susuz doğum yaptığım için yani suyum saatler öncesinde geldiği için, suni sancı ile saatlerce acı çekip doğum masasına alındığımda sancım kesildiği ve öyle sancısız kendi kendime ıkınmaya çalıştığım için, bu şekilde olmayacağından ( yani sancı yok, su yok, ama doğum gerçekleşmesi lazım )2 tane erkek asistan kaburgalarımın üst tarafından bastırmak sureti ile ittire ittire 4-5 kere nefesimi abartısız kesmek sureti ile ( mecburlardı biliyorum ama ) doğumumu gerçekleştirdikleri için ne zaman doğumla ilgili bişeyler duysam üstünden 1,5 sene geçmesine rağmen ağlarım. çünkü çok acı çektim nefessiz kalmanın ne demek olduğunu öğrendim yani. ve bu yüzden benim yerime doğuracak biri olursa seve seve 2. çocuğu yaparım yoksa olmaz : ))

pinarbk dedi ki...

Acı eşiğim o kadar düşük, o kadar düşük ki, adet sancısıyla bile acillik olmuşluğum var. Hiçbir zaman normal doğum düşünmedim ve epidural sezaryen yaptığım için milyon kere şükrediyorum. Dünyanın en güzel olayını yaşarken o kadar acıya gerek var mı, bilmiyorum... Hem tıptaki gelişmelerden faydalanayacaksak, niye bilim insanları uğraşıp duruyor, değil mi?:))

Adsız dedi ki...

2-3 saattir blogunuzu inceliyorum. içtenliğiniz çok hoş :)

ancak bu konuya yazma gereği hissetim:

yorumları okurken sadece annenin çektiği acının odak noktası olarak alınmasını can acıtıcı buldum diyebilirim. sorulması gereken asıl soru sezaryenin bebeklere ne kaybettirdiği, hele de planlı sezaryenlerin, ya da gereksiz yere yapılan sezaryenlerin. kaldı ki Türkiye'de sezaryenlerin çoğunun gereksiz yere yapıldığına inanıyorum. normalde gerçekten gerekli sezaryenlerin oranının %tekli rakamları geçmemesi gerekir. doğum yaklaştıkça ya çatınız daralır ya suyunuz azalır, ya bebeğiniz devasa boyutlara ulaşır iri bebek olur... vs. vs.. bahaneler genelde bunlardır. kandırılmaya çok müsait anlarında annenin psikolojisi oyuncak edilerek yapılan çok sezaryen biliyorum. ayrıca sezaryenle dünyaya gelen bebeklerin annelerinin eksik olduğu gibi kelimeler çok cahilane geliyor. elbette kimse eksik anne olmaz, ama anne olurkenki mucizelerden bazılarından eksik faydalanırsınız. eğer ki sezaryeniniz sağlam bir vicdanı rahatsız etmeyecek kadar gerekli değilse o zaman bebeğiniz de doğuma ait mucizelerden eksik faydalanır... durum bundan ibaret.. saygılar. sevgiler.