Yenidoğanı canlandırma kursu olarak Türkçeleştirilebilecek olan 'Neonatal resusitasyon kursu'na katıldım. Üç günlük bir kurstu. Tüm kadındoğumcuların, çocukçuların, doğuma katılan personelin, hemşire, anestezist velhasıl kelam yenidoğanla karşılaşan herkesin bilmesi gerekenleri bir kez daha öğrendim.
Katılan diğer arkadaşlarımın birçoğunun tersine, kurstan çok keyif aldım ve faydalı buldum, bunca zamandır katılamamış olmama hayıflandım.
O masum, çaresiz, kalbi atmayan, solunumu olmayan, bazen ölmek üzere olan bebişlerin doğru uygulanan basit sayılabilecek yöntemlerle canlandırılması ve problemsiz bir yaşam sürmesi nasıl bire mucizedir, nasıl heyecan verici bir şeydir...
Bir şey daha hissettirdi bu kurs bana, ben sanırım işimi çok seviyorum..
Hep yakınıp durduğum, mutsuz olup durduğum, benim işim değil işyerimin boğucu zorunlulukları sanırım.. Hasta ve iş yoğunluğundan ve bazı kaprislerden işimi yapmaya fırsat bulamadığımı da anladım...
Acaba bundan sonra daha sabırlı, dayanıklı olup da, asıl amacımın hastalara faydalı olmak, birçok kişiyi iyileştirmek olduğunu aklımda tutmama izin verilecek mi fiziki şartlar tarafından??
Burası benim hayal alanım. Adım Hayal. Kendi kendime gezintiye çıkmak istediğimde buraya uğrarım. Kimseleri almam yanıma. Gülersem de kendim gülerim, ağlarsam da kendi kendime burada ağlarım.
Buyrun, ben
28 Eylül 2006
25 Eylül 2006
Bizim Rafaello'nun amcaoğlu ile tanıştım :)
Hani bilenler bilir, ben ise çok iyi bilirim, bizim Rafaello vardır, benim en yakın arkadaşlarımdan birisidir kendisi..
İşte onun amcaoğlu ile tanıştım, bizim Hakan sayesinde (kendisi de bir Oğlak olup genelde köprüde çarpışsak da, Münih'ten bana Rafaello ve amcaoğlunu getirdiğinden ve bundan sonra da getireceğinden emin olduğumdan köprüyü geçene kadar... Ahahah :)
İşte sizi de tanıştırıyorum:
Ferrero Rocher (aslında sanırım Raffi bunun kuzeni, çünkü firmanın asıl ürünü buymuş)

Bakınız, ama bakmakla kalmayıp yeyiniz...
Çekinmeyin canım Raffi yine ilk göz ağrımız :))
İşte onun amcaoğlu ile tanıştım, bizim Hakan sayesinde (kendisi de bir Oğlak olup genelde köprüde çarpışsak da, Münih'ten bana Rafaello ve amcaoğlunu getirdiğinden ve bundan sonra da getireceğinden emin olduğumdan köprüyü geçene kadar... Ahahah :)
İşte sizi de tanıştırıyorum:
Ferrero Rocher (aslında sanırım Raffi bunun kuzeni, çünkü firmanın asıl ürünü buymuş)

Bakınız, ama bakmakla kalmayıp yeyiniz...
Çekinmeyin canım Raffi yine ilk göz ağrımız :))
24 Eylül 2006
Hayırlı Ramazanlar...
Ben böyle ağlayıp sızlanırken, Ramazan da geldi…
Hepimize hayırlı olsun, Allah hepimize hayırlar versin, hepimizi ıslah etsin, herkesin dualarını kabul etsin..
Herkese hayırlı Ramazanlar….
22 Eylül 2006
Kötü düşünce kötülüğü çağırır mı?
Minik kalbimin zeka testi sonuçları kötü çıktı...
Ne yapmalıyım bilemiyorum.. Ağlamalı mı, sabretmeli ve 1 ay sonraki ikinci testi mi beklemeli?
İçimdeki korkuyu hiç atamadığım için mi (bebeğime birşey olacağı, işlerin yolunda gitmediği korkusu) herşey olumsuz gidiyor?
Bebeğim sakat mı acaba?
Allah'ım çok oluyorum çok şey istiyorum biliyorum ama lütfen bana sabır ve dayanma gücü ver....
Ne yapmalıyım bilemiyorum.. Ağlamalı mı, sabretmeli ve 1 ay sonraki ikinci testi mi beklemeli?
İçimdeki korkuyu hiç atamadığım için mi (bebeğime birşey olacağı, işlerin yolunda gitmediği korkusu) herşey olumsuz gidiyor?
Bebeğim sakat mı acaba?
Allah'ım çok oluyorum çok şey istiyorum biliyorum ama lütfen bana sabır ve dayanma gücü ver....
20 Eylül 2006
Hayatım kimin kontrolünde?
Seçenekler:
a. Uyku
b. Yorgunluk hissi
c. Zaman zaman bulantı
d. Tembellik
e. Yorucu iş hayatı
f. Kalıcı yorgunluk
g. Sürekli uykululuk
h. Hepsi
Bildiniz. Ne kazandınız?
a. Uyku
b. Yorgunluk hissi
c. Zaman zaman bulantı
d. Tembellik
e. Yorucu iş hayatı
f. Kalıcı yorgunluk
g. Sürekli uykululuk
h. Hepsi
Bildiniz. Ne kazandınız?
Suların kesik olduğu hastane
Şmdi diyelim ki hastasınız ve tıbbi yardıma ihtiyacınız var. Mesela gebesiniz sancılandınız ya da düşük yapıyorsunuz.
Evinize en yakın hastane de bizimki.
Aman ha yanılıp da buraya gelmeyin. Çünkü şu cevapla karşılaşabilirsiniz:
"Sular kesik, hasta kabul edemiyoruz"
Nasıl yani demeyin.. Olur işte.. Aletler yıkanamaz, steril edilemez, hiçkimse elini yıkayamaz, hastane temizenemez, tuvaletlere bile dökecek su bulunamaz, her taraf idrar kokarsa, pisse yani pis, 18 saat süreyle sular gelmezse, hasta da kabul edilemez.
Hastane. Sular kesik. Ahahah...
Hem de aynı haftada iki kere.
Evinize en yakın hastane de bizimki.
Aman ha yanılıp da buraya gelmeyin. Çünkü şu cevapla karşılaşabilirsiniz:
"Sular kesik, hasta kabul edemiyoruz"
Nasıl yani demeyin.. Olur işte.. Aletler yıkanamaz, steril edilemez, hiçkimse elini yıkayamaz, hastane temizenemez, tuvaletlere bile dökecek su bulunamaz, her taraf idrar kokarsa, pisse yani pis, 18 saat süreyle sular gelmezse, hasta da kabul edilemez.
Hastane. Sular kesik. Ahahah...
Hem de aynı haftada iki kere.
Rüya görüyorum, kafam çok mu karışık acaba?
Rüya görüyorum.. Bunların hepsini de hatırlıyorum sonra..
Temel konum su ve evler.. Büyük büyük güzel güzel evler var, köşk ya da yalı birçoğu, annemlerin evi ya da bizim evmiş.
Bir de anneannem vardı, zeytinyağlı dolma yapıyordu. Sağlığı düzelmişti.. Çok sevindim rüyamda.
Sonra çok güzel bir deniz var, berrak suyu, tertemiz.. Hep oraya gidiyorum rüyalarımda. Suya giriyorum, kenarında koşuyorum, su o kadar duru ki bakmak bile içimi açıyor. Bazen de o su evimin kenarında oluyor, balkondan atlayıp yüzmek istiyorum (aynı Bali Hilton gibi, balkonun altı masmavi bir rüya gibi), bazen rüya yetmiyor atlamama bazen de annem izin vermiyor.
Bu sabahkinde ise ailecek hep beraber güle oynaya yine o denizkıyısına gidiyorduk, ben gene su ne kadar güzel diyorum, hadi hep beraber koşalım diyorum, herkes koşuyor bir tek ben yetişemiyorum. Hem babam da var, hasta değilmiş, o da bizimle gelecekmiş. Anna'nın annesini de arasam gelir mi acaba diyorum, ama uzakta şimdi gelemez, en iyisi yarın sabah erkenden kalkıp ben giderim diyorum..
Hayırdır inşallah.
Kafam karışık sanırım.
Temel konum su ve evler.. Büyük büyük güzel güzel evler var, köşk ya da yalı birçoğu, annemlerin evi ya da bizim evmiş.
Bir de anneannem vardı, zeytinyağlı dolma yapıyordu. Sağlığı düzelmişti.. Çok sevindim rüyamda.
Sonra çok güzel bir deniz var, berrak suyu, tertemiz.. Hep oraya gidiyorum rüyalarımda. Suya giriyorum, kenarında koşuyorum, su o kadar duru ki bakmak bile içimi açıyor. Bazen de o su evimin kenarında oluyor, balkondan atlayıp yüzmek istiyorum (aynı Bali Hilton gibi, balkonun altı masmavi bir rüya gibi), bazen rüya yetmiyor atlamama bazen de annem izin vermiyor.
Bu sabahkinde ise ailecek hep beraber güle oynaya yine o denizkıyısına gidiyorduk, ben gene su ne kadar güzel diyorum, hadi hep beraber koşalım diyorum, herkes koşuyor bir tek ben yetişemiyorum. Hem babam da var, hasta değilmiş, o da bizimle gelecekmiş. Anna'nın annesini de arasam gelir mi acaba diyorum, ama uzakta şimdi gelemez, en iyisi yarın sabah erkenden kalkıp ben giderim diyorum..
Hayırdır inşallah.
Kafam karışık sanırım.
16 Eylül 2006
İnsanlık aramızda, hayvanlık da öyle...
Cumartesi sabahı altıda, kanamalı ve şokta gelen hastanın yakınlarından ne kadar kanadığı, ne zaman ve nerede doğurduğu gibi hayati bilgileri almaya çalışırken ayaküstü benimle kavga etmeye çalışan ve "acil hasta var, hayati tehlike taşıyor" dediğimde hafif karnı ağrıyan karısını gösterip "bizim hastamız acil değil mi" diye, küfürler sayarak giden hayvana sesleniyorum:
Kadın öldü.
28 yaşındaydı.
Allah seni ve hafif karnı ağrıyan karını ölümle tanıştırmasın.
Kadın öldü.
28 yaşındaydı.
Allah seni ve hafif karnı ağrıyan karını ölümle tanıştırmasın.
15 Eylül 2006
Minik melek adına borcum olan teşekkür
Birgun biryerlerde bir yazımı,
"insanlık ölmedi, yaşıyor; burada, aramızda" diye bitirmiştim...
Evet gerçekten de öyleymiş.. Tanımadığı bir bebişe hediye göndermeyi zahmet saymayan insanlar varmış... Kilometreler olarak yakında ya da uzakta, ama benimle aynı gökyüzünün altındalarmış...
Ben yine yanılmadım... Biraz şaşırdım ama yanılmadım. İnsanlık ölmemiş.
Teşekkür ederim hepinize blog arkadaşlarım.
"insanlık ölmedi, yaşıyor; burada, aramızda" diye bitirmiştim...
Evet gerçekten de öyleymiş.. Tanımadığı bir bebişe hediye göndermeyi zahmet saymayan insanlar varmış... Kilometreler olarak yakında ya da uzakta, ama benimle aynı gökyüzünün altındalarmış...
Ben yine yanılmadım... Biraz şaşırdım ama yanılmadım. İnsanlık ölmemiş.
Teşekkür ederim hepinize blog arkadaşlarım.
8 Eylül 2006
Hayata kaç – sıfır yenik başlamak
Annesinin karnında beş aylık bir bebecikken babasını kaybetti. Ona çarpıp kaçanlar hala yakalamadı.
Babasının ailesi, annesini istemedikleri için onu da istemediler babası ölünce. Daha doğmadan terkettiler. Annesinin babası da yıllar önce terketmişti onları. Anneannesi ise yaşlı va hasta idi.
Annesi okuyamamıştı, bir işi de yoktu. Hamile haliyle öylece ortada kalınca ailesinin yanına sığındı. Kendinden küçük (hoş kendi de küçük ya) kızkardeşinin ve henüz 18 yaşındaki erkek kardeşinin kazandığıyla yaşamaya çalıştılar.
Benim hayatıma girmeleri bu döneme rastlıyor. Minicik henüz doğmadan tanıdım onu. Nur yüzlü, sakin, sessiz, bahtına razı anneciğinin karnındayken…
Üç gün önce doğdu.
Bembeyaz, neredeyse şeffaf. Üzerinde tertemiz ama birbaşka bebeğin küçülenleri olduğu için kendine büyük gelen giysileri, yüzünde süt lekesi, ellerinde masumiyet. Henüz yaşamaya çalışırken neler görüp geçireceğini bilmiyor.
Üç günlük.
Minicik.
Melek.
(Zavallı kelimesi bebeklere hiç yakışmıyor.)
Allah bahtını açık etsin.
Babasının ailesi, annesini istemedikleri için onu da istemediler babası ölünce. Daha doğmadan terkettiler. Annesinin babası da yıllar önce terketmişti onları. Anneannesi ise yaşlı va hasta idi.
Annesi okuyamamıştı, bir işi de yoktu. Hamile haliyle öylece ortada kalınca ailesinin yanına sığındı. Kendinden küçük (hoş kendi de küçük ya) kızkardeşinin ve henüz 18 yaşındaki erkek kardeşinin kazandığıyla yaşamaya çalıştılar.
Benim hayatıma girmeleri bu döneme rastlıyor. Minicik henüz doğmadan tanıdım onu. Nur yüzlü, sakin, sessiz, bahtına razı anneciğinin karnındayken…
Üç gün önce doğdu.
Bembeyaz, neredeyse şeffaf. Üzerinde tertemiz ama birbaşka bebeğin küçülenleri olduğu için kendine büyük gelen giysileri, yüzünde süt lekesi, ellerinde masumiyet. Henüz yaşamaya çalışırken neler görüp geçireceğini bilmiyor.
Üç günlük.
Minicik.
Melek.
(Zavallı kelimesi bebeklere hiç yakışmıyor.)
Allah bahtını açık etsin.
6 Eylül 2006
Okuyunca komik geliyor ama yasayinca hic de oyle degil
Teyzem kadın doğum polikliniğine muayene olmaya gelmiş. Ama bir ay önce tekrar gelmiş. Muayenesi, ultrasonu normal, şikayetinin genel cerrahi ile ilgili olduğu söylenmiş, konsültasyon istenmiş.
Teyzem genel cerrahiye gitmek yerine köye gitmiş.
Köyden dönünce aklına gelmiş, kalkıp cerrahiye gitmiş. Onlar da muayene etmeden, kadın doğuma gidin demişler.
Teyzem de "beni zaten onlar size gönderdi, şikayetim onlarla ilgili değilmiş, kadın doğum muayenem normal" dememiş, peki o zaman demiş, kalkıp gelmiş.
İlla ki muayene olacam ben diye tutturuyor.
Neden deyince, cerrahi doktoru git muayene ol dedi diyor.
Peki sen ona zaten muayene olduğunu söyledin mi teyzecim,
hayır,
neden peki,
e aklıma gelmedi,
nasıl ya, seni zaten onlara biz yolladık,
e ben köye gittim geldim sen bi daha muayene etsen ne var......
bu konuşma böylece sürüp gitti, beşinciden sonra ben pes ettim, bir daha anlatmadım.
merak edenlere not: muayene etmedim, cerrahi konsültasyon kağıdını eline verip cerrahiye git dedim.
Teyzem genel cerrahiye gitmek yerine köye gitmiş.
Köyden dönünce aklına gelmiş, kalkıp cerrahiye gitmiş. Onlar da muayene etmeden, kadın doğuma gidin demişler.
Teyzem de "beni zaten onlar size gönderdi, şikayetim onlarla ilgili değilmiş, kadın doğum muayenem normal" dememiş, peki o zaman demiş, kalkıp gelmiş.
İlla ki muayene olacam ben diye tutturuyor.
Neden deyince, cerrahi doktoru git muayene ol dedi diyor.
Peki sen ona zaten muayene olduğunu söyledin mi teyzecim,
hayır,
neden peki,
e aklıma gelmedi,
nasıl ya, seni zaten onlara biz yolladık,
e ben köye gittim geldim sen bi daha muayene etsen ne var......
bu konuşma böylece sürüp gitti, beşinciden sonra ben pes ettim, bir daha anlatmadım.
merak edenlere not: muayene etmedim, cerrahi konsültasyon kağıdını eline verip cerrahiye git dedim.
5 Eylül 2006
Ben artık sıkıldım
En çok işimden daha doğrusu işyerimden sıkıldım. Buraya gelirken ne hayallerle ne zor bir sınavı kazandığımı, kazandığım gün dünyanın en mutlu insanı olduğumu unutacak kadar çok sıkıldım.
Doktor olduğum güne lanet okumaktan bıktım. Okuduğum lanetler birgün üzerime dönecek diye korkuyorum.
Az para kazanmaktan, kazandığımı harcayamamaktan sıkıldım. Biraz daha insani şartlarda yaşamak için neler yapabiliriz diye düşünüp durmaktan, ekstra gelir olmayınca kısmak zorunda olmaktan, 30 yaşıma gelip hala elimde hiçbirşey olmaması fikrinden, hatta 35'ime geldiğimde de olmayacağından, ihtisas bitince doğuya gidip orada kapana kısılmış fare gibi yaşamak zorunda olacağımı düşünmekten... 30 yaşımda oturmui düzende iyi geliri olan bri iş seçmemiş olmaktan sıkıldım.
Çıkarı benimkiyle çatışmaktan da öte üstüste binen insanların beni harcayıp durmasından ve insanın insana normal şastlarda yapmayacağı eziyetleri yapmasından sıkıldım.
Hatta yoruldum.
Bloguma yazacak hiçbirşey yaşayamıyor olmaktan sıkıldım.
Ben artık çok sıkıldım. Allah'ım yardım et sabır ve dayanma gücü ver.
Doktor olduğum güne lanet okumaktan bıktım. Okuduğum lanetler birgün üzerime dönecek diye korkuyorum.
Az para kazanmaktan, kazandığımı harcayamamaktan sıkıldım. Biraz daha insani şartlarda yaşamak için neler yapabiliriz diye düşünüp durmaktan, ekstra gelir olmayınca kısmak zorunda olmaktan, 30 yaşıma gelip hala elimde hiçbirşey olmaması fikrinden, hatta 35'ime geldiğimde de olmayacağından, ihtisas bitince doğuya gidip orada kapana kısılmış fare gibi yaşamak zorunda olacağımı düşünmekten... 30 yaşımda oturmui düzende iyi geliri olan bri iş seçmemiş olmaktan sıkıldım.
Çıkarı benimkiyle çatışmaktan da öte üstüste binen insanların beni harcayıp durmasından ve insanın insana normal şastlarda yapmayacağı eziyetleri yapmasından sıkıldım.
Hatta yoruldum.
Bloguma yazacak hiçbirşey yaşayamıyor olmaktan sıkıldım.
Ben artık çok sıkıldım. Allah'ım yardım et sabır ve dayanma gücü ver.
29 Ağustos 2006
hayırdır insallah
ruyamı anlatmışım hayırdır inşallah demeyi unutmuşum
ya şimdi hiç kimse hayırdır inşallah demezse
ya da hiç kimse okumadığı için otomatikman diyen olmazsa
rüyam hacada asılı kalır ve hayırlara varmazsa
çok korkarım
ben diyim bari
"hayırdır inşallah"
ya şimdi hiç kimse hayırdır inşallah demezse
ya da hiç kimse okumadığı için otomatikman diyen olmazsa
rüyam hacada asılı kalır ve hayırlara varmazsa
çok korkarım
ben diyim bari
"hayırdır inşallah"
Rüyamda kaybolmuştum. Hayatta nerelerdeyim acaba.
Tuhaf bir rüya gördüm.. Uykuyla uyanıklık arasında, saat çalıp dururken.. Elimde bir mikroskop, evimi arıyorum, bulamıyorum. Önce mikroskop ödünçmüş, onu arayıp buluyorum, geri teslim etmek için. Sonra insanlara nerede yaşadığımı biliyor musunuz diye soruyorum.. Rüyada olduğum için hatırlayamadığımı düşünüyorum o anda.
Bir türlü önünde durduğum apartmanlardan hangisinin içine girip sevgilimin yanına geri döneceğimi çıkaramıyorum. Cep telefonu henüz çıkmamış mı, arayıversem evimi sorsam diye düşünüyorum.
Kapıların önünde öylece çaresiz durup duruyorum.
Bir ara da şöyle bir cümle kurdum kendi kendime “benim içimde kalan birşeyler var, birilerini aramam gerek"
Evet, tuhaftı.
Ben de daha az tuhaf değilim ki… Sanırım taşınma / uygun ev bulamama / Beşiktaş’tan gitmek istememe gerinliği beni fazlasıyla yordu.
Bir türlü önünde durduğum apartmanlardan hangisinin içine girip sevgilimin yanına geri döneceğimi çıkaramıyorum. Cep telefonu henüz çıkmamış mı, arayıversem evimi sorsam diye düşünüyorum.
Kapıların önünde öylece çaresiz durup duruyorum.
Bir ara da şöyle bir cümle kurdum kendi kendime “benim içimde kalan birşeyler var, birilerini aramam gerek"
Evet, tuhaftı.
Ben de daha az tuhaf değilim ki… Sanırım taşınma / uygun ev bulamama / Beşiktaş’tan gitmek istememe gerinliği beni fazlasıyla yordu.
23 Ağustos 2006
Ortaya karışık bir post
İnsan hiç bir gün için hayatımın en zor günü bu dememeliymiş (gerçi ben hala hayatımın en zor gününün babamın ameliyat olduğu ve hastalığının ortaya çıktığı gün olduğunu düşünüyorum Allah daha zorlarını yaşatmasın)
Şu döneme hayatımın en zor dönemi dememek için kendimi zor turuyorum. Yahu uyduruk bir mide bulantısı insanı yatağa serer mi?
Ben artık işe gidip gelmek (o da çok zor, mesafe gitgide uzamaya başladı, dün ellerim titredi direksiyonu tutamadım) ve uyumak dışında hiçbirşey yapamıyorum.
Yemekleri sevgilim hazırlayıp beni uyandırıyor, yeyip tekrar yatıyorum
Neyse en azından minik kalbim var, onun için bu sıkıntılara değer..
Aslında şu anda tek istediğim, uzun bir izin alıp, Anna'nın annesinin köyünde huzurlu sakin evlerinde nefis bir sonbahar geçirmek

Ama ne yazık ki seyahat edemiyorum. Değil 3000 km, 150 km uzağa gidemiyorum.
Uzaktan uzağa birbirimizin büyüdüğünü izlmekten, Anna'nın ilk kelimelerini telefonda duymaktan, mavi elbisesinin sadee resmini görmekten hiç hoşlanmıyorum ama ne yapalım, hayat bu..
Yorumlarıyla zor günleri atlatmama yardımı olan herkese teşekkür ederim.. Tek tek cevap yazamıyorum çünkü artık bilgisayarımın ekranına bile bakamıyorum uzun uzun.
Bu da böyle ortaya karışık bir post oldu.
Şu döneme hayatımın en zor dönemi dememek için kendimi zor turuyorum. Yahu uyduruk bir mide bulantısı insanı yatağa serer mi?
Ben artık işe gidip gelmek (o da çok zor, mesafe gitgide uzamaya başladı, dün ellerim titredi direksiyonu tutamadım) ve uyumak dışında hiçbirşey yapamıyorum.
Yemekleri sevgilim hazırlayıp beni uyandırıyor, yeyip tekrar yatıyorum
Neyse en azından minik kalbim var, onun için bu sıkıntılara değer..
Aslında şu anda tek istediğim, uzun bir izin alıp, Anna'nın annesinin köyünde huzurlu sakin evlerinde nefis bir sonbahar geçirmek

Ama ne yazık ki seyahat edemiyorum. Değil 3000 km, 150 km uzağa gidemiyorum.
Uzaktan uzağa birbirimizin büyüdüğünü izlmekten, Anna'nın ilk kelimelerini telefonda duymaktan, mavi elbisesinin sadee resmini görmekten hiç hoşlanmıyorum ama ne yapalım, hayat bu..
Yorumlarıyla zor günleri atlatmama yardımı olan herkese teşekkür ederim.. Tek tek cevap yazamıyorum çünkü artık bilgisayarımın ekranına bile bakamıyorum uzun uzun.
Bu da böyle ortaya karışık bir post oldu.
18 Ağustos 2006
Minik kalbimin babası… İyi ki evlenmişiz..

İyi ki 1 Temmuz 1999’a kızkardeşinin nişanlısı izin alamamış da, o da mezuniyet balosuna seni davet etmiş..
İyi ki sonra da nişanlısı sürpriz yapıp gelmiş.. Sen de yalnız kalınca beni farkedip dansa kaldırmışsın...
İyi ki sonra Mado’da oturduğumuz gün, evlilik konusunu açmışsın da ben de seninle evlenmenin ne kadar güzel olacağını farketmişim.
İyi ki yıllar boyu seni çok çok sevmişim de iyi ki sen de beni sevmişsin.
İyi ki dayanacak omuzum olmuşsun, ağladığımdan gözyaşımı silmişsin, güldüğümde benimle gülmüşsün.
İyi ki zamanı geldiğinde pıt pıt pıt atan minik kalbimin babası olmuşsun.
Seni seviyorum bebeğim.. İyi ki evlenmişiz seninle.. Evlilik yıldönümümüz kutlu olsun.
15 Ağustos 2006
Benim Berlin'im geldi...
Ama minik kalbimin 150 km sınırı var artık, Berlin de hayal oldu..

Neden böyle sevdim bu kenti bilmem, şöyle bi sokaklarında amaçsızca dolaşasım, alışveriş yapasım, müzelerini bi daha gezesim geldi.
Ya da hatta ilk kez geliyomuş gibi elime bi Berlin kitabı alıp turistçilik oynayasım.
Sonra üşenmedim (ki genelde tembelimdir, değil Berlin sokaklarında dolaşmak, KAbalcı'nın yolunu bile bulamam) KAbalcı'ya gittim, hatta Alkım'a da gittim,
değil Berlin kitabı, Almanya kitabı bile bulamadım.
Ama neden neden.. İnsanlar bu şehre gitmiyor mu yaaa gezip görmeye.. Kimse Berlin duvarı kalıntılarını da mı merak etmiyor, yalancı tarihin anılarını...
İkinci not: Artık midem bulanıyor diyen gebelere çubuk kraker ye diyenler düşmanımdır. Hatta çubuk kraker üreticileri de
Sarı leblebi de yalan
Yalan bunlar yalan
Geçmiyor bu bulantı
imdaaat

Neden böyle sevdim bu kenti bilmem, şöyle bi sokaklarında amaçsızca dolaşasım, alışveriş yapasım, müzelerini bi daha gezesim geldi.
Ya da hatta ilk kez geliyomuş gibi elime bi Berlin kitabı alıp turistçilik oynayasım.
Sonra üşenmedim (ki genelde tembelimdir, değil Berlin sokaklarında dolaşmak, KAbalcı'nın yolunu bile bulamam) KAbalcı'ya gittim, hatta Alkım'a da gittim,
değil Berlin kitabı, Almanya kitabı bile bulamadım.

Ama neden neden.. İnsanlar bu şehre gitmiyor mu yaaa gezip görmeye.. Kimse Berlin duvarı kalıntılarını da mı merak etmiyor, yalancı tarihin anılarını...
İkinci not: Artık midem bulanıyor diyen gebelere çubuk kraker ye diyenler düşmanımdır. Hatta çubuk kraker üreticileri de
Sarı leblebi de yalan
Yalan bunlar yalan
Geçmiyor bu bulantı
imdaaat
13 Ağustos 2006
Hayatın normal akışı
Hala hayatım normal akışına kavuşamadı
Çok korkuyorum, her ultrason bulduğumda minik kalbim atıyor mu diye bakmaktan kendimi alamıyorum
Arkadaşlarım "ultrason manyağı yapıcaksın çocuğu" diyorlar
Sonra da kendileri "gel bi bakalım bebişe ne yapıyor" diyorlar
Büyüsün artık göstersin kendini
Korkunun ecele faydası yok
Duanın faydası var
Henüz normale dönemedim
Dönsem bi koşu gidip ev arıycam hazır okullar açılmadan
Çok korkuyorum, her ultrason bulduğumda minik kalbim atıyor mu diye bakmaktan kendimi alamıyorum
Arkadaşlarım "ultrason manyağı yapıcaksın çocuğu" diyorlar
Sonra da kendileri "gel bi bakalım bebişe ne yapıyor" diyorlar
Büyüsün artık göstersin kendini
Korkunun ecele faydası yok
Duanın faydası var
Henüz normale dönemedim
Dönsem bi koşu gidip ev arıycam hazır okullar açılmadan
10 Ağustos 2006
Siz mucizelere inanır mısınız
Hayat ne değişik
Nasıl birşey
Dün yoktu
Bugün var
Minik bir kalp
Pıt Pıt Pıt
Allah'ım ne olur ne olur atmaya devam etsin
Nasıl birşey
Dün yoktu
Bugün var
Minik bir kalp
Pıt Pıt Pıt
Allah'ım ne olur ne olur atmaya devam etsin
8 Ağustos 2006
Bu ruya da boylece bitti
Kisa surdu.
Zaten insanoglu, hep icindeki korkuyla yasiyor..
Ben de bu korkuyu atamamistim icimden.
Iyı haber veremiyorum sevgili okuyucu
Bebisim gelisemedi
Kalbi atamadi bir turlu
Iki gun sonra kesesi de gidecek
Geriye yine benim hayallerim
Dualarim
Ruyalarim kalacak
Zaten insanoglu, hep icindeki korkuyla yasiyor..
Ben de bu korkuyu atamamistim icimden.
Iyı haber veremiyorum sevgili okuyucu
Bebisim gelisemedi
Kalbi atamadi bir turlu
Iki gun sonra kesesi de gidecek
Geriye yine benim hayallerim
Dualarim
Ruyalarim kalacak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)