Benimkiler..

Benimkiler..

22 Nisan 2011

Depresyon dozu fazla gelebilir, hazır değilseniz okumayınız

Aslında sorun şu ki.. Ben hayatımı arkadaş biriktirmeye adamış birisi olarak..
Geride bıraktıklarımı çok arıyorum. Gerçekten.
Materyalist biri olduğumu söyleyemem. Sevgi üzerine kurmaya çalışırım ilişkilerimi. Mesela, Mine ve Hasniye, rüyamda sizi gördüm sabaha karşı. Hasniye'nin minicik scooter'ında üçümüz işe gitmeye çalışıyorduk. Aynı yerdeki işimize.
Aynı yerde.
İnsan sevdiği, anlaştığı, akşam çatkapı evine gittiği, çocuklarını alıp parka gittiği, doğumgünlerini birlikte kutladığı, iş çıkışı alışveriş merkezine gittiği çalışma arkadaşlarına ihtiyaç duymaz mı?
Ya da yaşam arkadaşlarına, evi uzak diye seyrek görüşebilse bile?
Burada sorun şu ki, herkes geçici. Herkes gidici.
Benim kafama uyan herkes biryerlere kapağı atma peşinde. Herkes mecburen gelmiş (mecburi hizmet) ve gün sayıyor bitsin diye. Şehir olmasa bile hastane değiştiriyorlar, özele gidiyorlar. Yedi aydır kime alışsam gidiyor. Kiminle kafam uyuşsa ayrılıyor.
En son dün beraber iş çıkışı paten kaydığımız, kahve içip sonra bowling oynadığımız, içimden neyse nihayet birileriyle uyuşuyoruz burda dediğim arkadaşlarımızın da tayin istediğini öğrendim.
Buradaki taktiğin böyle olduğunu söyledi sonra Özlem. Kimseye bağlanma. Kimseyle takılma fazla. Kocanla çocuklarınla gün doldur, bitince de çek git dedi.
O da en çok çatkapı arkadaşlarını özlüyormuş.
Yalnız olmadığımı bilmek neden(se) yalnızlığımı hafifletmiyor..
Evet gene premensim. Evet ne olmuş yani.. Bloğum bir depresyon günlüğüne döndü.
İstanbul'da depresyon yaşamadığımdan mı? Ayın iki günü, kendimi böyle hissettiğimde elimden tutacak kimselerim olduğundan mı orda böyle gelmezdi.
Dün hastanede saçma sapan şeylere ağlarken, bana bi peçete uzatan arkadaşımın da hastaneden ayrılmasına sadece iki hafta kaldığını düşünüp biraz da ona ağladım.

Dün üç kişi bana antidepresan başlamamı söyledi. İkisi doktor biri arkadaşım olarak. Hayır başlamayacağım. Geçecek bunlar biliyorum. Herşey bu sürecin bir parçası.

35 senemi kendimi tanımaya adadım ben, tanıyorum evet, bunlar da geçer. Hayır uyku sorunum falan yok, sabahları 4te uyanmıyorum. Hayır daha yoğun yerlerde de çalıştım, toparlarım. Hepsi geçer.

Artık çocuklarımın ikisini de alıp alışveriş merkezine gidebiliyorum, yakında Hico bize taşınıyor, hastanede işler yoluna girecek elbet, hep böyle karışık olmayacak ya.
Kafam da hep böyle karışık olmayacak ya. Hep böyle yorgun olmayacağım ya.


Bunları bana kimse söylemiyor madem ben söylerim napayım.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Her gecenin bir sabahı vardır...degil mi ? degil .. evet öyledir!

annesininoglusu dedi ki...

keşke yakın olsak...

Adsız dedi ki...

kıyamammm yaa sizi tanımıyrum ama tanıdık geldi bu haliniz bana ....zaman zaman gelirrr sonrada giderler sizede gelmişler yaa gidicekler elbettt ...yalnız değilsinizzzz..
sevgiler