Benimkiler..

Benimkiler..

27 Ekim 2009

Yazamıyorum, çünkü

Hastayız. Biz ailecek habire hastayız.
Damla hanımın birden ateşi çıkıyor (pazar günü çok tatlı bir kıvırcıkla çok özel bir randevumuz vardı ama gidemedik mesela)
Büyüğümüz iyileşiyor küçüğümüz hasta oluyor.
O iyileşmeden
büyüğümüz tekrar oluyor.
Allah sizi inandırsın günlerimiz doktor muayehanesi / hastane / eczane çemberinde geçiyor.
Zaten kafam karışık.. bedenim de.. Uykusuzluktan beynim de...
Oğlumun minicik burnu hemen tıkanıyor da hiiiiç açılamıyor.. Kızımın aklına esip bizim yatağa geliyor gece, beraberinde Ayşe ve Ayşe de (saçlı Ayşe, saçsız Ayşe, küçük Ayşe.. Bütün bebeklerinin adı Ayşe!!!)
Zaten Apaçi satılmış, kızım durup durup "anne bi gidip baksana Apaçi gelmiş mi" diyor...
Yine ordan burdan bi post oldu...
Ama kafam bundan çoook daha karışık bi anlatabilsem.

23 Ekim 2009

Sevgili Günebakan,

Uzuuun bir yanıt olacağından ayrı bir post yazıyorum. Belki naçizane çabalarımla bir bebeğin daha SADECE ANNE SÜTÜ almasına katkım olur :)
İşte yanıtlarım:
1- Evet, Tuna tartı alamadı derken, az kilo aldığını kastediyordum. Bu göreceli bir şey biliyorum.. Her ay bir kilo civarında alırken bunun yarısından az almıştı mı.. Ama doktorun yaklaşımı çok çok önemli. Doğru doktor her zaman OLUMLU biri olmalı ve ÇOCUĞU OLAN BİR DOKTOR gerekli bence. Tüm önerilerinde bu iki faktör çok çok etkiliyor. Bizimki, az kilo alınca, önemli değil bir dahaki ay tamamlar. Üstelik süt de artar kafaya takacak bişey değil.. demişti. Kesinlikle mama önermedi, benim ona yeterli sütü üretebileceğimi söyledi ve benim kendime güvenim arttı. 730 bizim aldığımızdan çok daha fazlaydı inan bana.
2- Bu 6 saat bekleme konusuna ben de takılmıştım ama azalmıyor. Deneyimle sabit. Hatta beşinci saatte sağınca, altıncı saatte sağdığımın yarısı kadar süt çıkmıyor demek ki asıl üretim çocuğun emmesinden hemen önce oluyor.
Vücut ilahi birşekilde mükemmel programlanmış. Sen kendine güven yeter. Çocuğun ihtiyacı ne kadarsa o kadar ve o zamanlarda süt üretimi oluyor.
Bir tek, meme aşırı dolup da sağılmazsa ya da emmezse, bu durum da bir süre devam ederse o zaman azalır. Mesela gece çok doluyor ama bebek sabaha kadar emmiyorsa… Bu durum Tuna’da olmuyor çünkü gece 2-3 kez emiyor ama Damla geceleri uyanmazdı, ben de gece kalkıp o fazla sütü sağar biriktirirdim. Her iki çocuğumda da tek memeden emzirdim yararını gördüm öneririm.
Bu arada belirteyim, postlarını da okudum, bence sizin durumunuzu en iyi toparlayacak şey EASY rutinini oturtmak. Emmeler de herşey gibi düzene girerse sıkıntınız kalmaz. Bebek ne zaman besleneceğini, uyuyacağını bilirse, rutine kavuşursa rahat edecektir.
3- Bir iki kere 7-8 saat emzirmemekle hemen süt azalmaz. Ama dediğin gibi olursa sağmanı öneririm.
4- 5 dakika emip ağlamaya başlaması için 2 aylıkken Tuna’yı apartopar dr.a götürmüştüm. O kadar moralim bozulmuştu ki, bunun canının yandığına ya da hiç süt kalmamasına bağlı olduğunu düşünmüştüm. Hatta dr benim ısrarımla bazı tahliller bile yaptı (idrar yolu enf falan mı diye). Sonuçta, inanmak istemesem de bunun kolik sancılarına bağlı olduğu ortaya çıktı…. İnanmak istemedim çünkü sanki süt ağzını yakmış gibi memeden başını çekip ağlıyordu. Tabii ben de ağlıyordum.. Sonuçta bu taşın altından da kolik çıktı. Düzenli olarak Nurse Harvey’s vermeye başladım (her emmeden sonra 1 kapak, 4-5 kez).. Bu işe yaradı…
İkinci bir konu, yine dr.umuzdan öğrendiğim bir şey, ikinci gebeliklerde süt kanalları daha açık olduğundan bebek memeyi daha çabuk boşaltabilirmiş ve gerekli sütü beş dakikada bile emebilirmiş. Sağarken dikkat et, süt biberondan çok daha hacimli geliyor. Ben de ısrarla ama Tracy 15-20 dk. diyor dedim başta, ama sonra bu ısrarımdan vazgeçtim çünkü dr haklıydı. Tuna hala 10 dk.dan çok emmez. Sadece emme refleksini tatmin etmek istediğinde 20 dk memede kalır onda da yalar durur.
Kesinlikle “her ağladığında emzir” öğüdüne katılmıyorum, ÖNERMİYORUM… Bu öğüt yüzünden en yakın arkadaşım bir yıldır ne gece ne gündüz uykusu gördü. Hem bebek her seferinde az az emdiğinden tam doymuyor (süt birikemiyor ki, benim göğsüm 6 saatte anca doluyor) hem de sık emince gazı fazla oluyor, hazımsızlık sancı yapıyor. Hem de Tracy’nin dediği gibi, her ağlama açlıktan DEĞİL Kİ.
5- Bunların aynısını yaşadım ama mama hiç vermedim çok şükür. Sabret, dediklerimi bir düşün. Ayrıca bu vücut tonlarca süt üretmeye programlı, merak etme. Psikolojik faktörlerin yanında fiziksel yorgunluk da çoook önemli. O bakıcıyı acilen değiştir, seni dinlendirebilecek birini bul bence.
6- Göğüslerin ucundan süt akması, göğsün dolu olduğunu gösterir evet ama akması şart değil. Elleyince sertlik doluluk ele gelir. Ama bazen de sen boş olduğunu hissedersin ama bebek doyar. BÜTÜN BUNLAR BEBEĞİN İHTİYACINA GÖRE ŞEKİLLENEN SÜT İÇERİĞİ İLE İLİŞKİLİ. Sabahları daha yağlı süt olduğundan miktarı az olsa bile doyurur örneğin. Sen de benim bir ara yaptığım gibi, ah işte şimdi yok ne yapacağım ben stresine girersen, bu yolun sonu sütsüzlük, söyleyeyim.
Bütün bunlarla beraber, sütü olmayan ya da sağlık nedenleriyle emziremeyen ya da bir yıl sağıp vermek zorunda kalanlar tanıyorum. Hepsi de emzirenlerden daha az anne değil ya da daha az sevmiyor bebeğini…. Sadece hayat herkese farklı fırsatlar tanıyor. Bu hayatın sonu değil ki, sen de anne sütü veremezsin belki ama anne sevgisini verirsin…
Son söz: Kayınvalideni BOŞVER, cahillik sadece okumakla ilgili değil, hissetmekle sevmekle içinden sevmekle de ilişkili. İstersen bir ara konuşalım hatta buluşalım… Yeter ki anne sütü :))))))

22 Ekim 2009

Anne sütünü artırmanın yolları

Epeydir yazacaktım da, Arzu'nun isteği vesile oldu.
Ben bu konuda psikopata bağladım.. Mümkün olan herşeyi denedim... İşe yaradılar mı yaramadılar mı, sanırım ne yaparsam yapayım en önemli faktör: Madde 1....
1. Psikolojik faktörler... En önemlisi KESİNLİKLE bu.. Bebeğinize yetecek süt üretememe endişesi GERÇEKTEN SÜTÜ AZALTIYOR. Bakın bunu denedim ve hakkaten azaldı. Süt ne kadar az olursa olsun endişelenmemek gerek, içeriği değiştiğinden gün içinde, sabah mesela daha yağlı, göğüslerinizde daha az doluluk hissetmenize rağmen bebek doyacaktır. Bu nedenle ENDİŞELENMEYİN. Mamaya sarılmayın, özellikle ilk başlarda, günde 17 cc süt bebeği doyurmaya yeter.. Yeter ki bol bol emzirin..
2. Bol bol emzirme.. Vücut kendini bu şekilde programlıyor. Bu nedenle emzirmekten asla vazgeçmeyin (biberona sağmak yerine emzirin, sağa sağa sonunda azalıyor)...
Antiparantez: Ben ilk 3 gün her istediğinde, ilk 40 gün iki - üç saatte bir, ilk 4 ay 3 saatte bir şeklinde emzirdim. Şimdi de 4 saate dönmeye çalışıcam. Yeme alışkanlıkları bebeklikte şekillendiğinden, atıştırmacı olmaması için düzenli beslenmesi gerek bebeğin. Bir de ağlamalarını iyi tanımak gerek. Başka sebepten ağladığında da ağzına memeyi dayamak çözüm değil sorun getirir (Tracy'den)..
3. Tracy'nin sağma yöntemi: Kısaca, büyüme ataklarında daha çok süt üretmeye alışmak için, her emzirmeden yarım saat sonra her iki memeyi sağın, sonraki öğüne ekleyin. Üç gün bu sağma işine devam.. Ya da üç gün, her seferinde meme bitince diğer tarafı sonra yine ilk memeyi tekrar emzirin. Ben ikisini de denedim, işe yaradı.
4. Vita Malt: Gaz yapmaz. Kilo aldırabilir mi, şişesi 300 kalori civarında. Enerji verdiği kesin. Ben artık iyice alıştım, içmeyince psikolojik mi nedir sütüm azalıyor. Yani bence işe yarıyor. Biraz pahalı olduğundan kampanyaları izleyin, internette daha ucuz (ben bebeshop'tan alıyorum, 5 alana 1 bedava, %10 da havale indirimi ile şişesi 3 tl civarına geliyor)
5. Still Tee: Humana'nınki, oralet gibi, hoşuma gittiği için kahvaltıda falan, içiyorum. Bende bu da biraz artırıyor.
6. Rezene çayı: Poşet çay değil, hazır rezene tohumunu sıcak suda bekletip içiyorum. Günde 2-3 kez içince, sütü artırmaktan ziyade şişkiniği gazı alıyor gibime geliyor.
7. Isırgan çayı: Sanki pek işe yaramadı gibi, artık içmiyorum.
8. Üzüm: Kesinlikle işe yarıyor. Bir kase beyaz üzüm yedikten birkaç saat sonra oldukça bol süt üretimi oluyor.
9. Bulgur ve bakliyat: Bu da kesinlikle yarıyor. Bulgur pilavı + nohut ya da kuru fasülye öğünü sonrası üretim artıyor. Ama rezene ile desteklemek gerek gaz açısından :)))) Bir de soğan bunlara eklenebilir.
10. Hoşaf: Bunu da düzenli içiyorum, kayısı üzüm karışık. Bir tencereye 4-5 kesme şeker koyuyorum. Aslında içmeyince azalmıyor Vitamalt'taki gibi, bu nedenle içince de artıyor mu bilmem. Daha çok günde 1 litre içtiğim için sanki sıvı alımına katkıda bulunmasıyla işe yarıyor gibime geliyor. A en önemlisini unuttum. Su.
11. Su: Tracy günde 18 bardak diyordu galiba. Ben Tuna ilk doğduğunda abartmıştım, çünkü yazdı ve çok susuyor ve terliyordum. Ama çok da aşırı içmemek gerekiyormuş çünkü fazlası baskılayabiliyormuş süt üretimini. Bunu da bir blogdan okumuştum. Her emzirmeye 1 -1,5 bardak yeterli gibi.
12. Semizotu: Bunu tuna'nın dr.u önerdiğinde çok şaşırmıştım. Ama sonra hatırladım, babaannem de inekleri doğum yapınca sütleri bol olsun diye semizotu yedirirdi. Ben de yoğurtlayıp yiyorum buldukça (çiğ tüketilmeli)
13. Dereotu: İşte bu kesin işe yarıyor. Dereotu kürünü 7 gün yemeklerden önce 1 tutam yiyorsunuz sabah akşam. Ben bu kürü yaptım, şimdi de salatalara falan koyuyorum.
14. Of ne çok şey denemişim yahu.
14. Kuru incir: Bunu da yaptım. 7-8 kuru inciri bir bardak suda kaynat yarısını sabah yarısını akşam iç. Yedi gün. Bu işe yaradı mı pek anlamadım ama iki kere yaptım.
15. Meteklopramid: Bu bir bulantı ilacı ve pek çok yan etkisi var (ekstrapiramidal etkiler, baş dönmesi, sersemlik, vs).. Ancak anne sütünü artırdığı ispatlanmış tek ilaç. Kesinlikle dr.a danışmadan kullanılmaması gerek. Benim bir ara sütüm çok çok azaldı ve Tuna bir ay tartı alamadı, ya mama desteğine geçecektim ya da başka birşey. Kadındoğumcu ve çocuk dr.umuzun ortak önerisiyle dört gün bu ilaçtan kullandım (aslında hamileyken bulantı için kullanmıştım bir iki gün bunu zaten). Sonra sütüm arttı evet ama yukarıdakilerin hemen hemen tümünü aynı anda denediğimden bu mu işe yaradı açıkça bilmiyorum. Ama insan çaresizlikten herşeyi deniyor işte. Neyseki çok şükür artık gerek kalmadı.
16. Helva. Susattığı için su içirtip sütü artırıyor deniyor. Ben hoşuma gittiği için kahvaltıda fıstıklı tahin helvası yiyorum her gün.

Aklıma gelenler bunlar.
Aslında dengeli protein ve karbonhidrat içeren bir diyet, yeterli su alımı ve psikolojik olarak rahat olmak işin anahtarı. Benim gibi üzümleri maltları helvaları abartıp süt verirken on kilo almak gerekli mi? Bilmiyorum. Sonrası biraz sancılı oluyor o kiloları vermeye çalışmak.
Dediğim gibi kafası rahat olan biri çocuğunu beslemeye yetecek sütü zaten bunların hiçbiri olmasa da üretir (örnek Afrika'daki kadınlar yıllarca sadece anne sütü ile besliyorlar bebeklerini).
E hadi kolay gelsin.

20 Ekim 2009

Evde bi de bu var...


Her eve lazım bence :)

Hiç de hoş gelmedin otitis media...

Dünki postumdaki bilmecenin cevabını veriyorum: Otitis media.....
Cevabın B şıkkı: Anaokulundan ateşlendi diye apartopar alınıp dr.a götürülen Damla hanımın her iki kulağında da otit...
C şıkkı: Yeni baştan başka bir antibiyotik
D şıkkı: Yavrum kulağım acıyor derken doğruymuş, iyi ki o gece ona inanıp calpol içirmişim de (biraz geç de olsa... o sayede geç de olsa uyumuş.. ÇÜNKÜ OTİT ÇOK AĞRI YAPARMIŞ...
E şıkkı: Haklıymışım.. Bir önceki muayenede akciğerlerinde dinlemekle kaba ralleri varmış. Dr Fatma benim aşırı pimpireceğimi bildiğinden bana söylememiş, ben de iyi ki Klacid'e itiraz etmemişim. Anlamıştım zira. Bir tür sessiz anlaşma gibi oldu kısacası.
F şıkkı: Eve daha yakın bir dr bulmam gerek acilen, hem de iyi bir hastanede. Öğlen bile köprüde bir trafik vardı 45 dk.da gittik
Bu çocuk dr.u konusu çok önemli.

19 Ekim 2009

Zor gece ve bir bilmece

Damla hanım akşam eve gelirken arabada bir saat uyursa...
Eve varınca uykusunu almış bir şekilde uyanırsa..
Sonra uyku saati rutini vs değişince sinirleri bozulursa..
Olmadık nedenler uydurarak (annem gelsin babam gitsin anne yatağına git anne yanıma yat kulağım acıyor o geçti elim acıyor...) saat bir buçuğa (01.30) kadar hıçkıra hıçkıra ağlarsa..
Bağıra bağıra ağladığı ve bir türlü sakinleşmediğive bu durum tam dört saat sürdüğü için evdeki herkesin siniri bozulursa..
Tam o uyuyunca (01.30'da) diğeri uyanırsa..
O emip uyuyunca Damla hanım tekrar ağlamaya başlarsa (02.00) ve susmazsa..
Böylece yarım saat daha geçerse..
02.00'da onun yanına yatan annesi beşe kadar küçücük karyolada auyumaya çalışırsa..
Tam yatağına gidip uyumuşken 05.30'da öbürü gene uyanırsa...
Emince bu sefer geri uyuyamazsa.. babası onu uyutmaya çalışırken bu sefer onların sesinden anne uyuyamazsa...
Damla hanım sabah okul saati gelince uyanamazsa...
Bu sefer uyanma saati geldiği halde (07.00) öbürü de uyanmazsa..
Ama anne uyuyamazsa..
Zorla Damla'yı kaldırıp okula yollar öbürü de uyanıp emerse..
Bakıcı gecikirse...
İşte size bir bilmece:
O anne bu gecenin ertesi günü ne yapar?
İşte cevap:
Kütüphaneye gidip ders çalışmak ister çünkü haftalardır tek satır okumadığı için kendine saygısı iyice azalmıştır. Ama gidemez. Çünkü biyonik değildir (ve fakat bunu kabul etmesi oldukça güç olmuştur).
Cevap: Uyur.

13 Ekim 2009

Terrible two:2 - Anne 1 mağlup

Gene uyutamadım... Dr Fatma hanımın fendi bir günlükmüş :(
Anaokulunda uykuya talim.....
Not: Merak ediyorum uyuması için ekstra ne kadar isteyecekler, sonuçta o saatlerde kimse onunla ilgileniyor olmayacak...

12 Ekim 2009

Terrible two:1 - Anne 1 berabere

Resim: Gülümseten bir resim, Ayşe bebek Tuna'ya ne kadar benziyor değil mi?

Resim: Bu hayatımda gördüğüm en sevimli fare, bunu oğluma hediye eden güzel insanı da iyi ki tanımışım, belirtmek istedim... Daha sık buluşsak ne iyi olur....

Bu uyku sorunu çözülmeyecek gibi...
Damla hanım baktım ki uyumayınca sapıtıyor, gözlerinden uyku akıyor, ihtiyacı olmadığından değil sırf inadından uyumuyor (çünkü gözleri kapanıyor, aynı ben ders çalışırken olduğu gibi, uykusu açılsın diye eliyle gözleriin açıyor falan eşşek sıpası).. Ben de öğretmeniyle konuştum bari okulda arkadaşlarıyla uyusun diye.. Tabii tahmin ettiğim gibi bir dakikada uyumuş.. Hatta ben uyumayı reddediyor falan diye orda da ağladığımdan, şaşırmışlar hemen uyuyunca.. Ben de dedim ki, onun uyutulması gerekmez uyumayı biliyor, tek sorun uyumayı kabul etmesinde sonrası zaten bir dakikalık iş...
Sonra cumartesi, yeni gitmeye başladığımız dr.umuzun verdiği ilaçlar kızımın 1 aydır süren öksürüğünü geçirmeyince, hatta artınca, apar topar kendi dr.umuz Fatma hanıma gittik (muayehaneye geçmişti, ben de hastaneye gitmek istiyordum ama galiba yine Fatma hanıma döneceğim.. Oğlak burcuyum alışkanlıklarımı değiştiremiyorum, kadın birçoklarına sıkıcı negatif asık suratlı gelse de hem ben ona hem de o çocuklara çok alışmıştı 2 yıldır, ikisinin de doğumuna girip o günden beri takip ediyordu)... Fatma hanımı Damla da iyi tanıyordu...
Kısacası ondan da icazet alayım uyku için dedim... Sadece, hatta Damla'ya hitap etmeden, öylesine ortaya..
Sakin bir ses tonuyla..
Bir süre daha uyuması gerek daha küçük dedi.
Bu kadar.
Bir kez söyledi.
Damla'ya bakıp duyup duymadığına emin olmaya çalıştım. Anneannesine gidip, "anne Fatma teyze öğlenleri uyu dedi" deyince duyduğundan emin oldum.
Damla öğlen kendikendine yatağına gitti.. Oyuncağına sarıldı. Uyudu.
bir dakikada.
Bu geçici mi kalıcı mı Allah biliyor ama ben şu kadarını söyliyim: Büyüksün Dr Fatma Hn.

Not: Aslında cumartesi günkü ziyaretin bize daha önemli kalıcı etkisi ANTİBİYOTİK oldu... Beni takip edenler varsa bilirler antibiyotik düşmanı bir dr olduğumu. Ama bu sefer itiraz edemedim. Diğer dr da bellibelirsiz bir "atipik pnömoni?" lafı etmişti ama akciğer grafisi çektirmek istememiştim kızıma. Fatma hn benim uyuyamacağımı bildiğinden çaktırmadı, bu hastalığın adını da anmadı ama beni ikna etti antibiyotik kullanmaya (bir aydır devam eden öksürük sadece alerjik postnazal akıntıyla olur mu, pürülan sekresyonu var vsvs) Ama ben biliyorum ki Klacid atipik pnömoninin klasik ilacı... Bunu bildiğim için itiraz bile etmedim. Kısa bir süre kendimle çeliştim biraz da Şebnem'i yedim ama başladım ilaca.
Ve fakat.... Bunun tadı çooooook kötü ve benim şurup manyağı kızım bile içmiyooorrrrr.. Napıcam bilmem. İki kez verdik ilk gün iki kez kustu... Ne yaptıysak olmadı. E çocuk da haklı iki yıldır antibiyotik kullanmadı ki (antibiyotiklerle ilgili daha önce yazmıştım ama bir yazı daha yazasım var.. Geçmişteki prasityenlik günlerimde dırdırcı annelerin solunum yolu enf olan çocuklarına antibiyotik yazana kadar onları eğitmeye mi çalışsaymışım acaba diyorum ama o kadar çoktular ki, günde 50 kişiyi ikna etsem ömrüm çürürdü edemezdim de.. Ara ara denerdim bak bu viral enf gerek yok diye ama 1 aydır öksürüyor ateşli biz anca getirdik derlerdi, üzerine kesin bakteriyel enf da eklenmiş olurdu, evet evet doğru yapmışım.. burda antiparantez bir vicdan muhasebesi izlediniz)
Kısacası Klacid maceramız devam edecek.. Ama Damla'nın öksürüğü daha ilk günden azaldı diyebilirim.

5 Ekim 2009

Terrible two inadı: 1 – Anne inadı: 0

Öğle uykularımızı bıraktık.
İlk defa pes ediyorum. Onun için yararlı olduğunu, ihtiyacı olduğunu bilsem de, “uyumayı reddediyorum anne” lafı karşısında bir şey yapamadığımı ve o yatağına girmeyi bile kabul etmezken, kızımı uyutamadığımı itiraf ediyorum.
Bu da bir dönemin sonuymuş.
Bu arada, elveda gündüz Damla hanım uyurkenki iki saatlik molalarım.. :)

3 Ekim 2009

Çocuksuz oyun grubu buluşması

Resim altı notu: Dikkatle bakanlar yine de çocuğumu düşündüğümü ve VitaMalt içtiğimi görecektir hehe :)

Oyun grubumuz, bundan tam 23 ay önce, çocuklarımızın çocuksuz büyümemesi amacıyla, internet üzerinden tanıştığımız ve o ana kadar kimsenin kimseyi tanımadığı minik bir grupla, oldukça amatör olarak başladı. Çocuklarımız biraraya geldiklerinde 11 aylıktılar. Henüz ne yürüyebiliyor ne konuşabiliyor ne de oyun oynayabiliyorlardı. Sadece birarada duruyorlardı (ki yeterliydi bu).. Biraz büyüdükçe, bizim kurduğumuz oyunların içinde olmaya başladılar, zamanla arkadaş oldular, birbirlerini görmek istemeye hatta bazen sayıklamaya başladılar.

Bu arada geçen iki yılda biz mi ne olduk?
Önce çekirdek grup dedik grubumuza, ısrarla, yağmur çamur yaz kış demeden her hafta buluştuk
Orda ya da burda evde ya da parkta bahçede, gittik geldik görüştük.. Oynadık eğlendik..Yeri geldi, parti verdik, dansettik, piknik yaptık.
Birbirimizi tanıdıkça ve gördükçe, yenilendik, tazelendik.
Yaşadıklarımızı sadece bizim yaşamadığımızı gördük, tamir olduk.
Çocuk büyütmek gibi yeni bir göreve alışkın değilken hiçbirimiz, birbirimiz sayesinde acemiliğimizi attık..
Kitaplarımızı oyuncaklarımızı dertlerimizi sevinçlerimizi paylaştık
Önce çocuğumuzun arkadaşının annesiydik, zamanla kendimiz arkadaş olduk.
Şimdi onlar arkadaşımızın çocuğu oldular :)
Birbirimizin yeni işlerine sevindik, yolunda gitmeyen işlerine üzüldük
Yeri geldi –en iyi anlayan olduğumuz için- dertlerimizi birbirimizle paylaşıp ağladık, üzüldük
Yeri geldi gerildik çözüldük
Birbirimize evimizi bahçemizi açtık ailemizi açtık..
Annelerimiz arkadaş oldu, kocalarımız sohbet etti
Şu koca yalan dünyada, tam da otuz yaşından sonra arkadaş edinilmez artık derken, biz arkadaş olduk…
Sonunda rehabilitasyon programı dahilinde :) çocuksuz buluşmaya başladık, hayata birlikte geri döndük, birlikte yürüdük iki yıldır –neredeyse- unuttuğumuz İstiklal’de, Asmalımescit’te..
Bazımız kocasına, bazımız İngiliz mürebbiyesine bıraktık çocuklarımızı, aktık geceye
Bazımız da kocamızı beklerken üzüldük gidemediğimize
Ne iyi ettik kızlar.. Gene yapalım.

2 Ekim 2009

Grandmothercare

Bebeğiniz için birşey ararken ilk baktığınız yer neresi? Benimki "mothercare". Reklam olsun diye söylemiyorum bunu.. Genelde pahalı ama indirimleri takip edince, özellikle penye (body, külot), ayakkabı, bot hatta bebek arabası gibi birçok şeyimizi ordan aldık..
Peki aradığımız şeyi mothercare'de bulamayınca napıyoruz?
Sizi bilmem ama biz çok şanslı olduğumuz için (çok şükür) hemen Grandmothercare'e sipariş veriyoruz.. İstediğimiz beden renk model ne istersek adrese teslim (hem de bir gün içinde)
Mesela Damla'nın yeni pardesüsü için buyrun bir bakın!! :))))))